SİTE İÇİ ARAMA

 

"Yapacak yığınla işim, okumam gereken sayfalarca yazı, yazmam gereken raporlar ve daha birçok şey var..." Oysa bazen insanın içinden parmağını dahi oynatmak gelmez, öyle değilmi? üstelik bu halin nedeni, ne tembellik ne de yorgunluktur.

Ah şu sıkıcı işler!..
Siz sadece o an için enerjinizi; rapor yazmak yerine evi temizlemeye, ders çalışmak yerine dolaplarınızı düzeltmeye harcamayı daha anlamlı bulmuşsunuzdur.
Aslında gerçek olan şudur; siz yapmanız gereken işler olduğunu bildiğiniz halde, bu işlerden kaçmakta ve başka şeylerle oyalanmaktasınız.
Peki, ama neden? Ve biz bu sıkıcı durumdan nasıl kurtulabiliriz?
Nedenini şöyle açıklayabiliriz;
Zaman zaman hepimiz, yapılması daha çok hoşumuza giden bazı işleri şimdi yapmak istiyor ve içinde bulunduğumuz asıl durumdan kaçınıyor, başka işlerle oyalanıyoruz. Kısacası hoşa gideni, sıkıntı verenin yerine koyuyoruz.
Unutmamalıyız ki, hayatta hiçbir iş tam anlamıyla, istediğimiz gibi değildir ve bazen en sevdiğimiz işi yapmak bile bizi sıkabilir. Hele bir de yaptığımız işi sevmiyorsak, o işi ertelemek için elimizden geleni yaparız.
Psikolog Jacqualine Atkinson’a göre; oyalandığımız, bıraktığımız işlerin çoğu bizim “nahoş” kategorisinde değerlendirdiğimiz işlerdir. Bunlar sıkıcı veya hoş olmayan işlerdir. Bazen de yapacağımız iş için yeterli olmadığımızı veya gerekli standartların belirsiz olduğunu düşünür, yeteneklerimizi geliştirip işi halletmek yerine kolay olanı seçeriz.
Sonra da, eldeki zamanı boş yere harcayıp, son dakikada “biraz daha zamanım olsaydı” deriz. Oysa daha fazla zamanımız olsaydı büyük ihtimalle, onu da kullanamamış olurduk. Oyalanmalar bizi herhangi bir iş hakkında, “bu yapabileceğimin en iyisi oldu” demekten alıkoyar, “yeterince güzel olmadı” dedirtir. Son dakikaya bıraktığımız işlere yönelik gelecek eleştirilere karşı, mazeret olarak da “yeterli zamanım yoktu” sözlerimiz daima hazırdır.

Zamanı boşuna harcamamak için
  • Güçlü ve erdemli olduğunuzu düşünün
  •  Sevmediğimiz bir işi yaparken, sevmediğimiz halde yapılması gereken ve mutlaka birilerine bir şekilde faydası dokunacak bir işi yaptığımız için kendimizi güçlü ve erdemli sayabiliriz.
  •  Ayrıca güne sevmediğimiz işlere öncelik vererek başlarsak, ardından sıra sevdiğimiz işlere de gelecektir, böylece gün mutlu sona erecektir.

          Not: Sakın sevmediğiniz işleri yaptıktan sonra, sevdiğiniz bir işi yapmadan günü bitirmeyin.
 

İşi uzatmadan yapın
Hoşlanmadığınız bir işi yapmakta ne kadar yavaş davranırsanız, o kadar zorlanır, acı çekersiniz. İşle bir an evvel yüzleşip, yerine getirin. Örneğin, matematik sınavına çalışmazsanız kendinizi suçlu hissedersiniz ve suçluluk duygusu, işin kendisini yapmanın sıkıntısının çok üstüne geçer. İşe bir yerden başlayın, gereken çabayı gösterin.

İşinizi planlayın
Temizlik yapmak, test çözmek, rapor yazmak, hesapları kontrol etmek vb... İşiniz ne olursa olsun, bir plan hazırlayın, işinizi parçalara ayırın ve bir an evvel uygulamaya geçin.

Olumlu düşünün
“Bu iş çok zor”, “yapmak zorundayım”, “açık değil”, “sevmiyorum” gibi laflar, sizi iş yapmaktan alıkoyar. İşinizin berbat olduğunu, devamlı surette kendinize telkin ederseniz, onun iyi bir şekle bürünmesini nasıl bekleyebilirsiniz? En azından işiniz bitince memnun olacağınızı, omzunuzdan büyük bir yükün kalkacağını düşünün ve halinizden memnun olmaya çalışın.

Yardım isteyin
Yapacağınız işin yardımlaşmaya açık olup olmadığına bakın. Çevrenizden yardım istemek, işi kolaylaştırır. Bilin ki paylaşılmış bir sıkıntı kolay atlatılır. Hatta bazı işlerde, iş değiş tokuşuna bile gidilebilir. Size sıkıntı veren bir iş için, bir başkası aynı duyguları beslemiyor olabilir. Siz dikiş dikmekten hoşlanmazken belki de kardeşiniz çok seviyordur ve onu en sıkan şey de, fatura işleriyle uğraşmaktır. Değiş-tokuş zamanı olabilir...

Kendinizi ödüllendirin
Oyalanmak, sıkıntıdan önce memnun olmaktır. Ya sıkıntıdan sonra memnun olmak... Bu daha iyi değil mi? Düşünün günün bütün stresini ve yorgunluğunu üzerinizden atmak üzeresiniz. İşiniz bitmiş ve siz rahatlamışsınız; hayali bile güzel öyle değil mi? Sonra da kendinizi ödüllendireceğiniz anı düşünün. Gezmeye gitmek, yatıp dinlenmek, kitap okumak, müzik dinlemek, keyifle bir kahve içmek, ne hoş olurdu bir düşünsenize...
 

YAZI: BETÜL BAYRAM ALTINBAŞAK


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR