Ana Sayfa | Site Haritası  

   

Evimize girip yumuşak koltuğumuza gömüldüğünüzde ilk yaptığımız nedir? Tabii ki elimize kumandayı alıp “zap” yapmak. Peki hiç merak ettiniz mi bu sihirli kutunun nasıl çalıştığını?
Televizyonun işleyişi teorik olarak basit; fakat uygulamada oldukça karışık. Kısaca bu sihirli kutunun nasıl çalıştığına bakalım.

Hareketli görüntü
Televizyon aygıtının çalışması, model olarak çizgi film tekniğine benzetilebilir. Hareketsiz resimler, çok hızlı olarak birbirinin peşi sıra gösterilirse, hareket izlenimi yaratmaktadır. Göze bir dürbün gibi yaklaştırılarak, bakış yönündeki resimlerin çevrilmesi esasıyla çalışan ve hareketli görüntü duygusu uyandıran oyuncakları hatırlamayan yoktur herhalde. İşte televizyon da insan gözüne saniyede 16 ya da daha fazla sayıda resim sunarak benzer bir tekniği kullanmaktadır. Elle çalıştırılan o oyuncak dürbünler tamam da televizyon görüntüsü olan resimler evlerimizdeki alıcılara hangi yöntemle geliyor?
Bir futbol maçından alınmış, bir kare fotoğraf düşünün. Sonra bu fotoğrafın peş peşe çekilmiş devam karelerini... Yani örneğin, kaleye doğru giden bir topun hareketinin saniyeden çok küçük zaman aralıklarıyla ardı ardına görüntülendiğini. Televizyon alıcısı, bu peş peşe çekilmiş fotoğrafların ekranda yine peş peşe gösterilmesiyle hareketli görüntü oluşturur.
Bir resim karesi yayın merkezinden televizyon alıcılarına gönderilirken; önce mekanik veya elektronik tarayıcılar yardımıyla elemanlarına ayrılır. Renk ve ışık farklılıklarına göre yapılan bu ayrıştırma sonunda elemanlar, açıklık ve koyuluk derecelerine göre akım darbelerine çevrilir ve taşıyıcı dalgalarla alıcıya gönderilir. Evlerimizdeki televizyonlar, anten ya da kablo aracılığıyla aldıkları bu akım darbelerini ışık değişimlerine çevirerek ekran yüzeyinde bir mozaik şeklinde yeniden oluşturur. Televizyon alıcısının görevi, taşıyıcı dalga üzerine bindirilmiş olan ses ve resim işaretlerini bu dalga üzerinden ayırarak, bunları hoparlör ve resim tüpünü çalıştıracak seviyeye getirmektir.

Tüpten plazmaya
Standart bir televizyonda görüntüyü sağlayan tüp, arka tarafı silindir ve ön tarafa doğru dikdörtgen biçiminde genişleyerek ekranı oluşturan cam bir çerçevedir. Ama görüntüleme alanında son yıllarda büyük bir tartışma var. LCD ve Plazma sistemleri her geçen gün gelişmeye devam ediyor; fakat kritik soru, bunlardan hangisinin daha iyi olduğu.
LCD, İngilizcede “sıvı kristal görüntüleme” (Liquid Crystal Display) anlamına gelen sözcüklerin ilk harflerinden oluşuyor. Bu düzenekte, iki cam arasında bulunan sıvı kristaller elektrik akımı verilmesiyle hareket ederler ve arkadan verilen ışığın şiddetiyle yönünü değiştirerek görüntü oluştururlar.
Plazma TV’lerde ise yüksek sıcaklıktaki iyonize gazlardan yararlanılır. Maddenin bilinen 3 halinden (katı, sıvı ve gaz) farklı olarak, çok yüksek sıcaklıklara ısıtılmış gazların, yüksek enerjili bir iletken haline geldiği haldir plazma. İşte Plazma TV’lerde de iki paralel cam tabakanın arasındaki bir ızgarada, neon ve ksenon gazları ile dolu binlerce odacık bulunur. Elektrik akımı bu odacıklarda bulunan plazmaya ulaştığında, oluşan çok küçük bir ultraviyole ışınımı fosforlu bir tabakaya çarparak kırmızı, mavi veya yeşil (RGB) renklerden birine sahip bir piksel oluşturur. Ekran yüzeyinde oluşan bunun gibi yüz binlerce piksel bir araya gelerek ekranda gördüğümüz görüntüyü oluşturur.
 












 
 


Kültür ve Sanat Yayınıdır. Tüm Hakları Saklıdır.
Güvenlik Politikası