SİTE İÇİ ARAMA

 

Yıl 2027... Nisan ayının ilk günleri... 138. kattan, Boğaziçi her zamanki gibi muhteşem görünüyor. Eminönü-Kadıköy hovercraftı 2 dakika 20 saniye süren seferine başlamış; saatte 300 kilometre hızla hareket ederken, suyun üzerinde alçaktan zarif bir şekilde uçuyor. En sadık yardımcınız UVO777, aslında biraz demode de kalsa hâlâ işlerinizi oldukça hızlı gören ev tipi bir robot; çayınızı tam istediğiniz demde hazırlamış, yumurtaları sevdiğiniz şekilde pişirmiş. Yataktan çıkmak istemiyorsunuz aslında; ama elbette Amsterdam’daki ofisinize saat 09.30’da ulaşmanız gerekiyor. Kahvaltınızı hızlı bir şekilde yapıp çayınızı yudumlarken bir taraftan da hologram cihazından haberleri izliyor, sanal mektup kutusundan son mesajlara göz atıyorsunuz. Dairenizden, “ultrametro hattı İstanbul uluslararası terminaline ulaşmanız, yaklaşık 4 dakikanızı alıyor. Bir taraftan da hayıflanıyorsunuz, “hâlâ bir ışınlama cihazı geliştiremedi şu bilimadamları” diye. Metrodaki koltuğunuza kurulup geri sayımı beklemeye başlıyorsunuz. Kurşundan daha hızlı yol alan bu inanılmaz araç sayesinde İstanbul’dan Amsterdam’daki ofisinize ulaşmanız sadece 39 dakika 28 saniye sürüyor...
Evet, belki sadece bilim-kurgu... Ama isterseniz çok değil 20 sene öncesini hatırlayalım, televizyonun tek kanallı olduğu, artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen bilgisayarların olmadığı zamanları. Teknolojinin son yüzyılda tüm insanlık tarihinde gösterdiğinden daha fazla gelişme gösterdiğini göz önünde tutarsak, bu baş döndürücü hızın katlanarak artacağını iddia etmek, “hayalperestlik” olmasa gerek.
Dilerseniz teknolojinin geliştirdiği son oyuncaklardan ikisine kısaca göz atalım şimdi. İlki “Creative Zen Portable Media Center”; yani “taşınabilir medya merkezi”... Creative Zen Taşınabilir Medya Merkezi sayesinde tüm video, fotoğraf ve müzik arşiviniz daima yanınızda. Bu teknoloji harikası aletin 20 GB’lık sabit disk sürücüsü sayesinde yaklaşık 85 saatlik video, 5 bin MP3, on binlerce fotoğraf depolamanız mümkün. 3.8 inçlik ekrandan yüksek çözünürlükte video izleyebiliyor, USB 2.0 ile ise herhangi bir PC’den her tür veri transferini kolayca yapabiliyorsunuz. Dahili hoparlöre sahip bu makineyle müzik ve videoları sevdiklerinizle de paylaşabiliyorsunuz istediğiniz her ortamda.
Başka bir ürün olarak Sony PSP tüm dikkatleri üzerine çekiyor. Sony’nin son ürünü, teknolojik açıdan diğer taşınabilir cihazlardan çok daha gelişmiş bir ekrana sahip. PSP’nin, 4.3 inç boyutunda, 16.7 milyon renk destekli ve 480x272 çözünürlüklü, 16/9 oranında geniş formatlı; kısacası taşınabilir bir aygıt için oldukça büyük bir ekranı var. Renkler parlak, görüntü çok keskin ve ekranın 4/3 değil de 16/9 orantısında olması özellikle film izlemek için ideal. PSP’nin içinden USB bağlantısını aktif hale getirdiğinizde, PSP bilgisayarınız tarafından depolama aygıtı olarak görülüyor. Dolayısıyla hiç bir ek program yüklemeye gerek kalmadan PC - PSP arasında veri aktarımı yapabiliyorsunuz. Standart olarak sunulan 32 MB hafıza kartı oldukça yetersiz; fakat piyasada çok daha hacimli kartlar mevcut. Bu kartlardan birini alarak PSP’nizin depolama kapasitesini artırmanızı tavsiye ediyoruz. Oyunlar ve filmler ise sadece Sony’nin ürettiği UMD disklerle geliyor. 6 santimetre çapındaki bu mini diskler yaklaşık 1.8 GB veri taşıyabiliyor. PSP’nin eşsiz görüntü kalitesiyle ilgili tek sorun ise oldukça karmaşık menüsü. İstediğiniz filmi cihaza atıp izlemek yerine garip dizin isimleriyle, anlaşılmaz dosya adlarıyla biraz boğuşmanız gerekiyor. PSP’yle internete girmek de mümkün, fakat web tarayıcısının yeterli olduğunu söylemememiz de ne yazık ki mümkün değil; en azından bu standart versiyonunda. Sonuç olarak, bu harika oyuncak, bazı ufak kusurları olsa da, görüntü kalitesi ve işlemci hızı konusunda, taşınabilir cihazlar arasında açık ara önde. İstediğiniz her yerde, kristal netliğinde film seyretmek ve birbirinden zevkli oyunlar oynamak mümkün.
 


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR