Hatırlayacaksınız, Yasemin Dalkılıç gibi dünyaca ünlü
sporcular da rekor denemeleri için Kızıl Deniz’i tercih
ediyor. Kızıl Deniz profesyonelinden amatörüne, suyun
altında yatanlara ilgi duyan herkes için bir cennet.
Kıyıları, üç semavi din için de önemli tarihsel anlamlar
taşıyor. Burası dünyanın en kuzeyinde yer alan tropik
deniz.
Yazının daha hemen başında belirtmekte yarar var, bölge
doğal güzelliğinin yanı sıra tarihsel ve kültürel açıdan
öylesine zengin ki uzunca bir tatil dahi, Kızıl Deniz
kıyılarının tadını çıkarmaya yetmeyecektir. Bu sayıda
rotamız, Arap Yarımadası’nın turizm açısından yükselen
değerlerinden Şarm El Şeyh. Mısır’ın bu artık neredeyse
Kahire kadar tanınan kenti, Kızıl Deniz’in berrak
sularının sakladığı sürprizlerin en azından bir kısmını
görebilmek için ideal bir uçuş noktası.


Çöl ve deniz
Uçağımız haritada bir eşkenar üçgen gibi görünen Sina
Yarımadası üzerinde inişe geçerken altımızda görünen çöl
aniden sona eriyor ve işte Kızıl Deniz tüm güzelliğiyle
gözlerimizin önüne seriliveriyor. Çöl ile denizin bu
tezatı, daha Şarm El Şeyh’e inmeden bizi sarıyor.
Bugünkü Şarm El Şeyh, son derece genç bir kent.
Özellikle dinler tarihi açısından büyük önem taşıyan
bölge 1957 yılında Mısır yönetimine geçmiş. Bir dönem
Amerikan barış gücü tarafından kontrol edilen bölge,
1967’deki Altı Gün Savaşları’nın sonunda İsrail
denetimine geçse de 1982’de kentle birlikte tüm Sina
Yarımadası tekrar Mısır yönetimine devredilmiş. İşte bu
tarihten bu yana da Şarm El Şeyh, eşine güç rastlanır
bir turizm atılımı içerisinde.
Kentin eğlence ve alışveriş merkezi, Naoma Bay. Caddenin
her köşesinden oryantal müzik sesleri geliyor. Dünyanın
tüm mutfakları bu caddede toplanmış gibi, her damak
zevkine uygun yiyecekler tatmak mümkün. Ancak Mısır’ın
genelinde olduğu gibi Şarm El Şeyh’te de pazarlığın son
derece belirleyici bir kavram olduğunu hatırlatmalıyız.
Bu tespit, taksilerde dahi geçerli, çünkü kentin
taksilerinde taksimetre bulunmuyor. Eğlence konusunda
ise yine otantik seçeneklerden Hard Rock Cafe’ye uzanan
geniş bir yelpaze sizi bekliyor. Havaalanından Naoma
Bay’e uzanan Peace Road üzerinde, küçük bir Las Vegas
yer alıyor. Buradaki kumarhaneler, dünyaca ünlü. Şarm El
Şeyh’deki turizm atağı, yabancı kuruluşların, çok sayıda
büyük ve modern turizm kompleksi inşa etmesiyle
başlamış. The Ritz Carlton, Hilton Waterfalls, Domina
Coral Bay bunlardan bazıları. Güneş-deniz merkezli bir
tatil arzulayanlar, günlerini komplekslerin içinden hiç
çıkmadan geçirebilirler. Bölgede en sıcak günler
başlamak üzere. Ancak Şarm El Şeyh’te kış aylarında da
denize girilebiliyor.



 Ras
Muhammed
Şimdi sıra geldi, kentin batı kesiminde yer alan Ras
Muhammed’e. Ras Muhammed, sadece Mısır yönetimi değil,
uluslararası kuruluşlar tarafından da koruma altına
alınan milli parkın da içinde yer aldığı bölgenin adı.
Milli park dendiğinde pek çoğumuzun aklında yeşilin
binbir tonu canlanır. Ras Muhammed’de karşınıza
çıkabilecek tek yeşil örneği, yer yer ekili olan
tropikal mangrov ağaçları. Deniz kıyısında yetişen
mangrovlar, tuzlu
suyu bir bakıma damıtarak kullanılabilir su haline
getirmeleriyle tanınıyor ve dünyanın çok az sayıda
bölgesinde yetişiyorlar. Kuşkusuz, bu ağaçlardan elde
edilen su oldukça yetersiz. Mısır, dünyada mangrovların
yetiştiği en kuzey nokta.
Ras Muhammed’in koylarında deniz, bilinen en klasik
benzetmeyle, çölün ortasında bir serap gibi uzanıyor.
Burada denize girmek son derece farklı bir tecrübe.
Kıyıdan biraz açıldığınızda, akıl almaz renklerdeki
balıklar sizi karşılıyor. Yavaş yavaş berrak suyun
dibindeki kızıl mercanları da görmeye başlıyorsunuz.
Sizi Şarm El Şeyh’e en az bir kez daha getirecek olan
ise, birden karşınıza çıkan, binlerce yıldır
katmanlanarak gelişmiş mercan uçurumları. Kendinizi
denizin içinde uçar gibi hissetmeniz işten bile değil.
İşte bu nedenlerle yanınızda sualtında çekim
yapabileceğiniz bir fotoğraf makinesi ya da kamera
getirmenizi tavsiye ederiz. Ancak her ihtimale karşı
belirtelim, milli parka doğru yola çıkmadan önce, kent
merkezinde teknik açıdan yeterli gereçler satılıyor.
Buradaki mağazalardan, eğer yanınızda yoksa palet ya da
deniz ayakkabısı da temin etmeniz gerekir. Çünkü Kızıl
Deniz’de yaşayan bazı canlılar, özellikle de mercanlar,
temas ettiğinizde alerjik sorunlar yaratabiliyorlar.
Kıyılardaki bedevi çadırları, sizi tarihin başka bir
dönemine taşıyor. Çadırlar, deniz sonrası bir bardak
taze çay içmek, bir şeyler atıştırmak isteyenlere hizmet
veriyor. Milli parkta bu çadırlar dışında tek bir yapıya
rastlamak mümkün değil. Tek bir mercan parçasını, tek
bir deniz yıldızını, tek bir taşı dışarı çıkarmanız ve
hatta yerinden oynatmanız kesinlikle yasak. Bu doğa
harikasının günümüze ulaşmasının ve giderek
zenginleşmesinin tek sırrı bu olsa gerek.
Mili parkın içinde yer alan Magic Lake aslında bir
lagün. Lagündeki fosfor oranının çok yüksek olması,
suyun uydu fotoğraflarında görünmesini engelliyor. Magic,
yani “sihirli” ismi de sanırız bu özellikten
kaynaklanıyor. Bölgede, bu suya giren kişilerin
dileklerinin kabul olacağına dair inanç, yaygın.
Camdan kayık
Şarm El Şeyh’te suyun tadını çıkarmanın bir başka
yöntemi ise glass-boat, yani camdan tekneler. Kentin
çeşitli noktalarından hareket eden teknelerle yaptığınız
gezilerde, teknenin tam ortasında yer alan cam kesit
sayesinde, Kızıl Deniz’in renklerini ıslanmadan da
izlemek olanaklı.
Teknelerden bazıları, yine doğal güzelliklerle bezeli
Tiran adalarına da uğruyor. Çöldeki bir başka eğlence
ise, her yaşa uygun, üç tekerlekli motosikletler. Moto-safari
ya da cip-safari yapmadan çölü tam anlamıyla hissetmek
güç. Özellikle gündoğumu ya da günbatımında yapılan
safarilerde size inanılmaz çöl manzaraları eşlik ediyor.
Tüm bu sıraladıklarımız, Şarm El Şeyh’le ilgili olarak
sözcükler yardımıyla anlatabileceklerimiz. Kuşkusuz,
fotoğraflar da kentin ve genel olarak Kızıl Deniz’in
büyüleyiciliği hakkında fikir verecektir. Fakat yine de
Şarm El Şeyh, ancak çıplak gözle görüldüğünde sırlarını
ele veren, özel yerlerden biri…
|