|
Belçika, ülkemizde daha çok Avrupa Birliği konusuyla
bağlantılı olarak gündeme gelen, pek fazla bilmediğimiz,
hakkında fazla bir düşünce sahibi olmadığımız bir ülke.
Ancak, Ortaçağ mimarisinin görkemli örneklerinin,
özellikle gotik katedrallerde ve şatolarda kendini
gösterdiği bu coğrafya, adeta Avrupa’nın göbeğindeki
keşfedilmemiş bir hazine.


Belçika, meşruti monarşiyle yönetilen bir krallık ve
federal bir yönetim sistemine sahip. Ülkede 3 ana federe
bölge var. Birinci bölge Flamanca dilinin resmi dil
olduğu Flaman bölgesi, ikinci bölge Fransızcanın resmi
dil olduğu Valon bölgesi ve üçüncü bölge de her iki
dilin de resmi dil olarak kullanıldığı Brüksel Başkent
Bölgesi. Ayrıca ülkenin doğusundaki küçük bir bölgede
ise Almanca konuşuluyor.

Belçika’nın ikinci önemli kenti olan Bruges,
kanalları ve özgün mimarisiyle çok güzel bir görünüme
sahip. Kent, “kuzeyin Venedik”i olarak da anılıyor.
(Üstte solda) Antwerp ise yüksek ticaret hacmi ve zengin
kültürel yapısıyla, Belçika’nın büyük kentlerinden biri
olarak dikkat çeker. Grote Markt meydanında bulunan
kafeteryalar günün her saati doludur. (Aşağıda)
Belçika’nın kuzey batısı Kuzey Denizi’ne açılır; Scheldt
Nehri’nin denizle buluştuğu deltada bulunan Antwerp,
Avrupa’nın en önemli liman şehirlerinden biridir.
Antwerp, yüksek ticaret hacmi ve zengin kültürel
yapısıyla, Belçika’nın büyük kentlerinden biri olarak
dikkat çeker. Grote Markt meydanında bulunan
kafeteryalar günün her saati doludur ve bu alanda modern
Avrupa insanının gündelik yaşamından kesitler bulmak
mümkündür. Antwerp’te bulunan Gotik stilde inşa edilmiş
Cathedral of Our Lady (Annemizin Katedrali), içinde
barındırdığı paha biçilmez Rubens resimleriyle son
derece önemli ve gerçekten görülmesi gereken bir eser.
Rubens, Belçika’nın ve dünyanın en önemli ressamlarından
biri. 15. yüzyılda yaşayan büyük usta, Avrupa
medeniyetinin de önemli figürlerinden biri olarak
görülüyor.
 |

Belçika’da kentlerin içine kadar sokulan
kanallar, bir yandan oldukça korunaklı doğal
limanlar oluşturuyor, diğer yandan da göz alıcı
renklilikte görüntüler yaratıyor. Turistlerin en
önemli keyiflerinden biri de bu kanallarda
düzenlenen geziler.
|
Flaman bölgesinin ikinci önemli kenti ise ülkenin
kuzeyinde bulunan Bruges. Şehir, kanalları ve
mimarisiyle oldukça özgün bir görünüme sahip. Kent
içindeki kanallar nedeniyle “kuzeyin Venedik”i olarak da
adlandırılan Bruges’de ve kuzeyin bir başka önemli kenti
olan Gent’de, Türkler tarafından işletilen restoranlar
ve barlar da dâhil olmak üzere, ağız tadına düşkün
turistlerin beğenisini kazanan birçok mekan var.
Belçika, küçük ve zengin bir ülke. Cennet kadar güzel
yeşil alanların, son derece lüks çiftlik evlerinin
bulunduğu tenha kırsal bölümlerinin aksine, büyük
şehirlerde nüfus yoğunluğu oldukça yüksek ve hayat son
derece hareketli. Verimli tarlaların üzerindeki yel
değirmenleri, sessizliğin ve huzurun alabildiğine
yaşandığının somut bir kanıtı bu Belçika köylerinde.
Uçsuz bucaksız yeşilliğin göz alabildiğine uzandığı bu
kartpostal görünümlü coğrafyada, besili ineklerin,
bembeyaz koyunların arasından sevimli çizgi film
kahramanları Heidi’nin ve arkadaşı Peter’in koşarak
karşısına çıkmasını bekliyor insan.
Belçika’nın merkezinde bulunan Brüksel’i Avrupa’nın
başkenti olarak görebiliriz. Avrupa Birliği’nin üç ana
kurumu olan AB Komisyonu, AB Bakanlar Konseyi ve Avrupa
Parlamentosu içinde ilk ikisinin resmi organlarının
büyük çoğunluğu Brüksel’de bulunuyor. Avrupa
Parlamentosu ise Strasbourg ile dönüşümlü olarak
Brüksel’de çalışmalarını yürütüyor. Bu kurumlara bağlı,
irili ufaklı yüzlerce kuruluş da dikkate alındığında
Brüksel, AB veya Avrupa başkenti olarak gösterilebilir
gerçekten de. Ayrıca NATO Merkez Karargâhı da Brüksel’de
bulunur.
 |
 |
| Antwerp’te
bulunan Gotik stilde inşa edilmiş Cathedral of
Our Lady Katedrali, içinde barındırdığı paha
biçilmez Rubens resimleriyle son derece önemli
ve gerçekten görülmesi gereken bir eser.
|
 |
Belçika’da nüfusun çoğunluğunun ana dili Fransızca’dır.
Brüksel kökenli veya Brüksel’e Flaman bölgesinden gelmiş
ve Flamanca konuşan bir azınlık da var. Bu yönden
Brüksel (aslen bir Flaman şehri olmasına rağmen) Flaman
denizinin ortasında bir Fransız adası gibidir.
Brüksel, yıllar boyunca yüksek miktarda göç almış,
şehrin yapısı ve kültürel hayatı oldukça değişmiş.
Şehir, ne yazık ki tarihi mimarisini muhafaza edememiş
ve modern binalar şehrin siluetine hâkim olmuş. Elbette
yine de Batı Avrupa’nın modern şehir hayatı ve kültürel
birikimi Belçika’nın başkentinde de ayırt edici bir
özellik olarak dikkat çekiyor. Özellikle 1958 yılındaki
Expo Fuarı’nda inşa edilen Atomium Anıtı, modern
mimarinin en kayda değer eserlerinden biri olarak
oldukça çarpıcı bir görünüme sahip. Müzeler, konser
salonları, birbirinden şık mağazalar, kafeteryalar,
barlar sosyal hayatın tüm olanaklarını sunuyor.
Belçika, Avrupa’nın merkezindeki konumundan dolayı, I.
ve II. dünya savaşlarında komşusu Almanya tarafından
işgal edilmiş. Fransızca konuşulan güneydeki Valon
bölgesinde bulunan Ardenes platosunda, özellikle II.
Dünya Savaşı’nda Almanya’nın kontra taarruzları
sonucunda şiddetli çarpışmalar gözlemlenmiş, tarihi
savaşlar yaşanmış.
Yine Valon bölgesinde bulunan Liege şehrine 35 kilometre
uzaklıktaki Spa bölgesi ise su şehri olarak anılıyor.
14. yüzyıldan beri sağlığa yararlı su kaynaklarından
dolayı derdine derman arayan insanlar tarafından sürekli
ziyaret edilen bu bölgenin adı, diğer tüm şifalı su
kaynaklarının genel adı olarak kullanılan bir terim
haline gelmiş artık.
Belçika, gerek mimari, gerek sosyal ve kültürel yapısı
ile tam bir Avrupa ülkesi. Rönesans’ın ve aydınlanmanın
en önemli kalelerinden biri olan bu ülke, sanılanın
aksine soğuk, bürokratik ve sıkıcı bir yer değil; aksine
cıvıl cıvıl, farklı ırklardan, farklı dillerden ve
farklı inançlardan insanların beraberce huzur içinde
yaşadıkları bir ülke olarak Avrupa’nın merkezindeki
konumunu tamamıyla hak ediyor.
|