SİTE İÇİ ARAMA

 

Amerika kıtasından Uzakdoğu’ya uzanan sıcak mı sıcak bir kuşak... Ve bu kuşağın baş döndüren lezzetleri... Tropik bir meyve bahçesinde dolaşmaya hazır mısınız?

İstanbul’da, karlı bir mart akşamı, sobanın yanına
oturmuş, tropiklerin bunaltıcı sıcağını, palmiyelerin durmak bilmeyen hüzünlü danslarını ve okyanusu
düşlüyorum. Mercan kayalıklarını binlerce yıllık
bir öfkeyle döven hırçın okyanus.

(Kabuk Adam, Aslı Erdoğan)

Sapsarı güneşin altında, sanki sonsuzluğa uzanan deniz ayaklarınızın dibindeyken okumak için ideal bir kitap, Kabuk Adam. Tropik yağmurlar, tropik meyveler, tropik içkiler, tropik danslar ve tropik bir aşk hikayesi. İnsanı denizin tanıdık kıyısından alıp bilmediğiniz, uzak kıyılarına taşıyor. Sanki doğanın renk ve tat açısından en cömert davrandığı o mistik kuşaktan gelen, tanımlamaya, tanımaya çalıştığınız bir meyve gibi bir kitap.
Yazı bu denli renkli kılan en önemli faktörlerden biri meyveler. Ve mademki tropik meyvelerden söz edecektik, Kabuk Adam’ı anmadan başlamak mümkün olmadı. Kabuk Adam Karayipler’de geçiyor ama bizim listemiz uzun; atlas Güney Amerika’dan Afrika’ya, oradan da Uzakdoğu’ya uzanan geniş bir kuşağa işaret ediyor.
Portakal, mandalina, greyfurt, muz, kivi ve hatta ananas ve hindistancevizi gibi tropik meyveler ülkemizde de yetiştiği için onları kısmen de olsa görmezden geleceğiz.
 

“Misket limonu”, ya da “lim” adıyla bilinen, muazzam yeşil meyveyle başlayabiliriz. Anavatanı Orta ve Latin Amerika. Özellikle tropik salatalarda limondan çok daha otantik bir lezzet lim. Meyve olarak tüketmek de mümkün, ancak en çok alkollü ve alkolsüz kokteyllerde gücünü hissettiriyor. Kendi dilinde söyleyecek olursak “por arriba!”, yani “şerefe!”
Carambola ise Latin Amerika’da da yetişen, fakat asıl vatanı Sri Lanka ve Bangladeş olan bir meyve. Şeklinden dolayı “yıldız meyvesi” adıyla da anılıyor. Pembe çiçekli bir ağacın yarım metrelik yaprakları arasında büyüyor. Hafif ekşi ve şekerli bir tadı var. Sert kabuğunun altında yumuşak, etli dokusu sizi bekliyor.
Passion fruit, görüntüsü açısından greyfurdu andırıyor. Latin Amerikalı. Portekizcede “maracujá”; İspanyolcada “maracuyá” adıyla anılıyor. Meyve suyu karışımlarında ve kokteyllerde kullanılmak üzere üretiliyor. Üzüm suyu için müthiş bir eşlikçi. Dondurması da oldukça yaygın.
Ve mango. Mango aslında 35 kadar farklı türün genel adı. Dünyanın farklı yerlerinde yetişen farklı ebat ve renklerde mangolar görmek mümkün. Mango ağaçlarının boyu 35-40 metreyi bulabiliyor. Ancak asıl ülkesi Hindistan. Hatta Hindistan dokumacılığında yaygın bir figür olarak dahi kullanılıyor. Oldukça sulu bir meyve. Bu nedenle de çok ferahlatıcı. Küçük bir uyarı: Kabukları kimilerinde alerji yapabiliyor, bu durumlarda meyve bir başkası tarafından soyulmalı. Diğer tüm tropik meyveler gibi bol miktarda vitamin içeren mango, protein açısından da zengin.
Liçi (Lychee), vatanı Çin’in yanı sıra Endonezya, Filipinler ve Vietnam’da da yetişiyor. Bu lezzetli meyvenin ağacı, dekorasyon amacıyla da ekiliyor. Ağacın kendisi gibi, meyve de son derece egzotik bir görünüme sahip. Üzüme benzer bir dokusu var. Çok hafif bir zehirli etkisi olan çekirdeğini yememeye dikkat. Meyvenin etli kısmının rengi buzdolabı koşullarında koyulaşabiliyor. Ancak bu doğal; buzdolabı meyvenin lezzetinde bir değişikliğe yol açmıyor. Ayrıca meyve suyu da tüketiliyor.
Avokado’nun kökeni ise Orta Amerika. Yarı tropik iklimlerde de yetişiyor. Egzotik yemeklerin önemli tatlandırıcılarından. Sert bir yapıya sahip ancak pişirildiğinde oldukça yumuşuyor. Yüksek yağ oranı ile etli yemeklerde ve salatalarda son derece lezzetli. Ayrıca suşi harçlarında, tavuk yemeklerinde, sandviçlerde, milk-shake’lerde, tatlı ve dondurmalarda kullanılıyor. Uzakdoğu’da avokado yağı da mevcut.
Tropik meyvelerin oldukça geniş bir yelpazesi var. Pek çoğuna değinmek dahi mümkün olmadı. Ne yazmakla, ne de tatmakla biteceğe benziyorlar. Her biri vitamin açısından çok zengin. Ama itiraf edelim, onlara olan ilgimiz sağlık nedenlerinden kaynaklanmıyor. Daha çok renkleriyle, kokularıyla, görüntüleriyle, dokularıyla cezbediyorlar bizi. Ve bir de haklarındaki efsanelerle. Dilerseniz, yine Kabuk Adam’dan bir Karayip inanışı ile noktalayalım bu lezzetli konuyu. Aslı Erdoğan, şimdi sonuna yaklaştığımız kitabında şöyle diyor: Kendi ellerinle kopardığın hindistancevizinin sütünü içen bir kadın seni hiç unutmaz ve bir gün mutlaka dönermiş


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR