SİTE İÇİ ARAMA

 

Ofis çalışanları artık sefer tası değil dizüstü bilgisayarı taşıyor. Bugün, 20 yıl öncesiyle kıyaslandığındaolağanüstü bir değişim geçirmiş olan ofislerin gelecekteki görünümü ne olacak? Yoksa artık bir ofis olmayacak mı?
 

Yoğun bir iş gününün tam ortasında, yüksek tempoda çalıştığınız sırada, elektriklerin kesildiğini, güç kaynaklarının ve jeneratörlerin çalışmadığını, telefonların işlemediğini, bir anda, tüm iş düzeninizin çöktüğünü düşünün. Günümüzde, özellikle iş hayatında, bilgisayarlara, internete ne kadar muhtaç olduğumuzu ve elektriksiz, elektroniksiz bir durumda hareket sahamızın ne kadar kısıtlı olduğunun farkındayız. Çok değil, bundan yaklaşık 20 yıl önce internetin olmadığını, mobil iletişim cihazlarının ancak hayal gücünü kullanan kurgu filmlerde görüldüğünü hatırlayın.
İsterseniz şimdi, teknolojinin baş döndürücü hızını dikkate alarak gelecekteki iş hayatını hayal edelim. Sözgelimi bundan 50 yıl sonra, şu an çalıştığımız gibi ofisler olacak mı? Hızlı bir kahvaltıdan sonra, apar topar otomobillere, servislere, toplu taşıma araçlarına atlayarak keşmekeş sabah trafiğinin içine dalacak mı acaba insanlar bizim bugün yaptığımız gibi?
İnternet teknolojisindeki gelişmeler, artık insanların işlerini ofis dışından rahatlıkla yönetebilmesini sağlayabilecek aşamaya geldi. Yüksek hızlı bağlantılar, messengerlar, video konferans sistemleri zaman ve mekandan etkilenmeden, dünyanın başka bir ucundaki iş arkadaşınızla yüz yüze konuşup toplantı yapmanızı rahatlıkla sağlıyor. Tele konferans sistemlerindeki bir sonraki aşamanın “hologram” yani 3 boyutlu görsellik olacağı biliniyor. Gelecekteki ofis, büyük ihtimalle evimizde ayırdığımız bir oda olacak. Son derece gelişmiş bilgisayarların yüksek işlem gücü ve eşdeğer nitelikteki yazılımlar sayesinde, evinizde ayırdığınız bu oda, sanal bir gerçeklik ortamı sunarak, sizi ve dünyanın farklı ülkelerindeki iş arkadaşlarınızı bir araya getirecek. Onları neredeyse “kanlı canlı” görebilecek, şakalaşabilecek, sohbet edip beyin fırtınası yaparak yeni projeler üretebileceksiniz. Bilgisayar klavyesi ve fareyle boğuşmak yerine, en büyük yardımcınız olacak robo-asistanınız, internete bağlanarak sorduğunuz her soruya cevap verebilecek, tüm randevularınızı organize edecek, yazılarınızı dikte edip istediğiniz hesaplamaları saliseler içinde yapabilecek yetkinliğe ulaşacak. Robotunuz aynı zamanda kişisel çevirmeniniz olarak da emrinizde olacak; simültane çeviri yaparak iş arkadaşınızla veya müşterinizle, karşınızdakinin dilini bilmeseniz bile, anadilinizdeki kadar rahat bir şekilde iletişim kurmanıza imkan verecek. Tüm muhasebe işlemleri, evrensel banka ağları arasında gerçekleştirilecek. Banka hesaplarınıza ulaşmak için herhangi bir şifre prosedürüyle uğraşmak zorunda kalmayacaksınız, “göz kimlik belirleme” yöntemiyle web kamerasına kimliğinizi doğrulatarak tüm kişisel hesaplarınıza ulaşabileceksiniz.
Her ne kadar teknoloji ilerlese de, kişisel görüşmeler yine de devam edecektir. Belki şu an olduğu kadar sıklıkla olmasa da, insanlar, “el sıkışmaktan” kolay kolay vazgeçeceğe benzemiyor. Ulaşım teknolojisinin hıza doymayan mantığı, dünyanın en uzak köşesini bile artık “bir komşu kapısı” kadar yakın haline getirmekte. “Concorde” yani sesten hızlı uçabilen tipte yolcu jetleri, “kurşun trenler” aracılığıyla çok uzak mesafelere bile kısa sürede ulaşabilmeyi olanaklı hale getirecek. Böyle olunca hangi ülkede yaşadığınızın hiçbir önemi kalmayacak; artık bir “dünya vatandaşı” olmanın avantajlarını yaşayabileceksiniz.
Evden çalışma fikri, eğer hele İstanbul gibi trafiğin kabus olduğu bir şehirde yaşıyorsanız, oldukça cazip görünüyor. Fakat ne kadar gelişmiş olursa olsun hiçbir 3 boyut görüntüleme sisteminin gerçek bir insan sıcaklığı veremeyeceği de yadsınamaz bir gerçek. Bir pazartesi sabahı iş arkadaşlarınızla oturup demli çayınızın eşliğinde hafta başı sohbetine dalmanın veya yorucu ve yoğun bir iş gününün sona ermesiyle birlikte, işlerinizi başarıyla tamamlayıp huzur içinde evinizin yolunu tuttuğunuz anın keyfini; hiçbir bilgisayar sisteminin veya bir başka teknik olanağın veremeyeceğini de unutmamak gerekir.


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR