|
Bazı büyük lezzetler, kaçınılmaz olarak bazı
dönemlere, mevsimlere aittir. Erik örneğin.
Eriği, yeşil, sulu ve mayhoş olarak yemeyi
sevenler, ancak mayıs başından haziranın
ortalarına kadar süren bir mevsim boyunca
kavuşurlar sevdiklerine. Yılın 11 ayı
özledikleri tadı damaklarına sürebilecekleri 30,
bilemediniz 40 günleri vardır. Meyve
sergenlerinde yavaşça yumuşayıp kızarmakta olan
eriklere hüzünle bakmaya başlarlar sonra. Yeni
bir kavuşma için yine bir seneyi devirmek
gerekmektedir artık.
Erik gibi güllaç da, üstelik doğaya ait bir
kısıtlaması olmadığı halde, yılın yalnızca bir
ayında bulunabilen lezzetlerden biridir... Bu
geleneksel lezzet, bir kez Ramazan tatlısı
olarak işaretlenmiş ve Ramazan dışındaki aylarda
bulunup yenmesi oldukça zorlaşmıştır. Garip ama,
bu durumun bilinen bir nedeni yok. İstanbul
Şehremeni’de 125 yıldır güllaç üretimi yapan
Saffet Abdullah imalathanesinin üçüncü kuşak
yöneticileri de anlayamasalar da alışkanlıkla
karşılıyorlar bu durumu. Eskilerin “93 Harbi”
olarak andıkları 1878 Osmanlı-Rus savaşı
nedeniyle İstanbul Şehremeni’ne gelerek 1881
yılında yine bu semtte güllaç imalatına başlayan
Saffet Abdullah’ın torunu Erdal Arseven,
kendisine sorulan, “Güllaç neden hep Ramazan
ayında satılır” sorusuna şöyle karşılık veriyor:
“Güllaç işinin büyüsü biraz da burada galiba,
Ramazan ayı dışında market raflarına koyduğumuz
güllaçlar geri dönüyor.” Bu sırrı anlamak güç,
belki işin ehli Arseven’in sözlerine kulak
vermek ve güllacın büyüsünün yılın bir ayında
yenmesinde olduğunu düşünmek gerekiyor. Tabii
Ramazan ayının, tüm toplumca gıda tüketimine
verdiğimiz önemin arttığı ve besin çeşitliliği
aradığımız bir ay olduğunu da unutmamalı.
Geleneksel
bir lezzet olan güllacın üretimi de büyük oranda
geleneksel imalatçılar tarafından ve “modern
araçlar ama eski usuller” kullanılarak
yapılıyor. İstanbul’daki Saffet Abdullah 125
yaşında. Bir başka “güllaç çınarı” üretici ise
Kütahya’daki 103 yıllık “Güllaşçı” ailesi.
Güllacın Kütahya’da çini ve porselen kadar
önemli bir değer olduğunu söyleyen üçüncü kuşak
Güllaşçı Hamdi Bey’in büyük dedesi Güllaşçı
Ahmet, Sultan II. Abdülhamit döneminde aşçı
yamağı olarak çalıştığı sarayda öğrenmiş güllaç
yapmayı. Güllaşçı ailesinin yetiştirdiği çok
sayıda ustaysa, bugün ülkenin dört bir yanında
güllaç yapıyor.
Yağsız bir tatlı
Gelelim güllacın bazı inceliklerine. Yapılışında
hiç yağ kullanılmayan güllaç, aynı zamanda eşsiz
bir diyet tatlısıdır. Güllacın Osmanlı sarayında
bir Ramazan klasiği olarak tercih edilmesinin
nedenlerinden biri de bu hafifliğidir. Orucunu
açan şehzadelerin tatlı isteği, midelerini
yormayacak bir lezzetle karşılanmış olur
böylelikle. Güllacın hafifliği, onu iyi bir
ameliyat sonrası gıdası haline de getiriyor.
Bazı cerrahlar, operasyondan sonra yemeğe dönen
hastalarına güllaç yemeyi tavsiye ediyorlar.
İstenen tada ulaşmak için, kullanılan güllaç
hamurunun önemi büyük. Mısır nişastası, buğday
unu ve sudan oluşan hammadde karıştırılarak özel
alüminyum tavalarda pişiriliyor ve ince yufkalar
haline getiriliyor. “Güllaç dökme” olarak
adlandırılan bu işlemin sonunda, arkadan ışık
alacak kadar ince, parlak bir beyazlıkta ve
kırılacak gevreklikte yufkalar elde edilmeli.
Sonra bu yufkalar, katlar arası kaynamış şekerli
sütle ıslatılarak bir tepsi içinde istifleniyor.
Tepsinin en üstüne de sütle birlikte, bu tatlıya
adını da armağan eden esansı, “gül suyu”
dökülüyor ve soğuduktan sonra servis ediliyor.
Güllaçla ilgili son bir not: Rivayete göre,
rüyasında güllaç gören evli kadın, tez zamanda
çocuk sahibi olur; bekar kadınsa, tez zamanda
evlenirmiş... Ne diyelim, gerçeği de hayali de
güzel güllacın... L
İyi bir güllaç için
|
 |
İyi bir
güllaç için
- İyi bir güllaç için öncelikle taze,
günlük ve kaliteli süt kullanılması
gerekiyor.
- Güllaç yufkasının, işinin ehli ellerce
açılması çok önemli... İyi bir sonuç için,
açılan yufkalar mutlaka ince kenarlı olmalı.
Kalın kenarlı güllaç yufkası makbul
değildir.
- Yufkaların serileceği tepsi kuru olmalı.
- Güllaç fazla “yaratıcılık” kaldırmaz.
Abartmamak kaydıyla ceviz konabilir, ama
fındık, Antep fıstığı, çilek gibi katkılar
adaba uygun değildir, rüküş kaçar!
- Güllacın saygıdeğer ortaklarından biri
nar taneleridir. Nar güllacın üstünde iyi
gider.
- İyi bir güllaç çok kalın da olmamalı.
Ustalar, 10-12 yaprağı geçmemek gerektiğini
söylüyorlar.
|