|
İnsanlık, doğaya ve onun yıkıcı güçlerine karşı
giriştiği “üstünlük” mücadelesiyle, canlılar dünyasının
içinde çok özel ve önemli bir yere sahiptir. Yalnızca
olumsuz doğa koşulları ve afetler değil; türün
bireylerini tehdit eden hastalıklar da bu çetin savaşın
cephelerinden biridir. Sıtma, veba, tüberküloz, kolera
gibi hastalıklar, tarihin çeşitli dönemlerinde
insanların kitlesel halde ölümüne yol açtılar. Ama bu
hastalıklara karşı geliştirilen türlü yöntemler, her
birini etkisiz hale getirmeyi başardı. Modern insanın
önündeki en büyük sağlık tehdidi ise “kanser” denilen
hastalık olmalı. Tıp, olanaklarının ve zamanının önemli
bir bölümünü sevk ettiği halde, kansere karşı kesin bir
çözüm yöntemi geliştirebilmiş değil. Ama hummalı
çalışmaların bilgi haznemize armağan ettiği önemli
ipuçları ve korunma yolları olduğunu söyleyebiliriz. En
azından “erken teşhis” ve bazı davranış
alışkanlıklarının düzenlenmesi gibi “tedbirlerin”
önemini biliyoruz. Bazı “davranış alışkanlıkları”
dediğimizde herkesin aklına ilk olarak sigaranın gelmesi
normal. En tehlikeli kanser türlerinden biri olan
akciğer kanserinin, en önemli tetikleyicisi sigara
kullanımı. Sigara sadece akciğer kanserinin değil, bugün
dünya üzerindeki ölümlerin kanserle birlikte en etkin
nedenlerinden olan kardiyo-vasküler rahatsızlıkların
yani kalp ve damar sistemleri hastalıklarının da önemli
nedenlerinden biri.
Yedikule’de bir “yaşam ünitesi”
Sigaranın akciğer kanseri üzerindeki etkilerine ilişkin
bir söyleşi için İstanbul’da, Yedikule Göğüs
Hastalıkları Hastanesi’nin Göğüs Cerrahi bölümündeyiz.
Konuklarımız, Başhekim Doç. Dr. Sedat Altın ve Başhekim
Yardımcısı Doç. Dr. İbrahim Dinçer. Yedikule Hastanesi
ferah bir görünüme sahip. Geniş bahçesi ve yeşil
alanlarıyla, hastanelerin o bildik “soğuk” havasından
biraz olsun uzaklaşmış. İbrahim Dinçer’in odasındayız.
Başhekim Altın ise kanserli bir hastanın ameliyatında.
Az sonra o da aramıza katılacak ve bu kez de İbrahim
Bey, bir ameliyata girmek için ayrılacak. İnsanları
yaşama döndürmeye, bunun mümkün olmadığı durumlarda da
kalan ömrün “daha rahat” geçmesini sağlamaya yönelik
hummalı bir çalışmanın gözle görünür bir kanıtı bu bizim
için. Az önce çıktıkları ya da az sonra girecekleri
ameliyatların yorgunluğuna aldırmadan anlatıyorlar bize;
o halde söz onların.

Doç. Dr. Sedat Altın |
Yedikule Göğüs Hastalıkları Eğitim ve
Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Sedat
Altın, 1987 yılında İstanbul Üniversitesi
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1996
yılında doçent unvanı aldı ve 1997’de
Yedikule’de Göğüs Cerrahi Klinik Şefi oldu. 2001
yılında, henüz 36 yaşındayken, hastanenin
başhekimlik görevine seçildi. |
Kanser hastalığının ve akciğer kanserinin tipik
özellikleri nelerdir?
Op. Dr. İbrahim Dinçer:
Kanser, kontrol edilemeyen ve başgösterdiği
organları, görev ve fonksiyonlarını gerçekleştiremez
hale getiren anormal hücre çoğalmasıdır. Bu hücreler,
çıktıkları organlardan başkalarına sıçrayarak onları da
kanserli hale getireblirler ki buna da “metastazi”
diyoruz. Akciğer kanseri ise akciğer dokusundan başlayan
bronş kanseri ile metastazi ile gelişen akciğer
kanserleridir. Zaten bütün kanser türleri sonunda
akciğere atlar. Bu nedenle “kanserden ölüm” dediğimizde,
birinci sırayı akciğer kanserine bağlı ölümler alır.
Akciğer kanserinin önemli bir yanı, kemoterapiye ve
bugün kanser tedavisinde kullanılan başlıca ilaçlara
karşı dirençli olmasıdır. Erken teşhis bu hastalğın
tedavisinde de önemli ve önleyici bir avantajdır. Ama bu
noktada da organ oarak akciğerin bir özelliği ortaya
çıkar. Akciğer dokusu, acı hissini beyne ileten
sinirlerden yoksundur. Bu yüzden akciğer kanserinin
belirtileri oldukça geç bir aşamada ortaya çıkar ve
çoğunlukla hasta artık dönülmez bir noktadadır. Bu
noktada en iyi oran, düzenli kontrol gibi bir
alışkanlığı bulunan Japonlardadır ki onlarda da 100
hastanın ancak 20-25’I operasyonel müdahaleye müsait
zamanda tespit edilerek kurtarılabilir. Bizim
ülkemizdeyse ameliyat fazının geçtiği durumların sayısı
daha fazladır.
Sigara kullanımı erken teşhis açısından da bir
dezavantaj mıdır?
- Akciğer kanseri, sigara kullanan insanlarda daha
sıklıkla görülmektedir. Hastalığın tipik belirtileri
olan sürekli öksürük ve balgam çıkarma, sigara
kullanıcılarında da görüldüğü için kolaylıkla sigaraya
bağlanabiliyor ve bir hastalık belirtisi olarak
algılanmıyor. Tümör ancak yeterince büyüdükten ve
akciğer zarına ulaştıktan sonra fark edilebiliyor. Zara
kadar ulaşmış bir tümörse ameliyat fazını geçmiştir.
Sigara bu hastalığın temel tetikleyicilerinden biri.
Sigarada, hücre çoğalmasında etkin olan enzimlerin
yapısını bozan ve hücreyi önlenemez, durdurulamaz bir
şekilde tümörlü olarak büyümeye ve intihara sürükleyen
bir bozulmaya yol açan ajan maddeler bulunur. Sigara
içinde, bu tür 100’den fazla farklı ajan madde var.

Op. Dr. İbrahim Dinçer |
İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp
Fakültesi’nden 1975 yılında mezun olan Operatör
Doktor İbrahim Dinçer, uzmanlık eğitimini
Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde Göğüs
Cerrahisi üzerine yaptı. 1996 yılından beri de
hastanenin Göğüs Cerrahi Kliniği’nde başhekim
yardımcılığı yapıyor. |
Peki sigara kullanıcılarına neler söyleyeceksiniz?
- Öncelikle bir klişeyi tekrarlamalı; kesinlikle
sigarayı bırakmak lazım. Özellikle birincil akciğer
kanserinin bir türü üzerinde yüzde 99 oranında etkisi
olduğunu biliyoruz. Sigara içen insan kendi hayatına
karşı bir tetik çekiyor demektir. Hele de ailede
kanserden ölüm vakaları varsa, bir başka deyişle genetik
yatkınlık varsa. Kanserojen etkiye uzun süre maruz
kalırsanız ondan etkilenirsiniz. Bu durum uzun zamana
yayılmış sigara kullanımı için de geçerlidir. Ne kadar
çok sigara içilmişse ve ne kadar uzun süre kullanılmışsa
kanser riski bu oranda artıyor.
Sohbetimizin burasında, akciğer kanserli bir hastanın
tümörüne cerrahi bir müdahaleyi az önce bitirmiş olan
Başhekim Sedat Altın geliyor odaya. Ve bizimle sohbete
katılıyor:
Doç. Dr. Sedat Altın:
Günde bir paket ve 20 yılın üzerinde sigara içen
insanlar büyük risk altında. Sigara kullanan insanların
düzenli kontrollerinin yapılması lazım. Ama biz bu
konuda çok da vurdumduymazız. Sigara içen de içmeyen de
kontrolünü yaptırmıyor ve hastalık tüm belirtileriyle
ortaya döküldüğünde doktora koşturuyor. Pasif içicilik
de ciddi bir sorun. Yapılan bir araştırma, anne babası
sigara içen çocukların, yetişkinlikte akciğer kanserine
yakalanma olasılığının 2,5 kat daha fazla olduğunu
gösterdi.
Bize hastanenizin etkinliklerinden söz eder misiniz?
- Göğüs cerrahisi alanında Türkiye’nin en önemli
hastanelerinden biriyiz. Geçen yıl 1000 civarında
akciğer kanseri ameliyatı gerçekleşti. 2500 civarında
hasta yatırılarak tedavi edildi, 500 civarında hastaya
da kemoterapi uygulandı. Taramada akciğer kanserinden
şüpheleniyorsak, otoflueresan adını verdiğimiz bir
yöntemle ayrıntılı tetkik yapıyoruz.
Bir de yine ülkemizde ilk defa kullanılan
“endo-bronşiyer” tedavi yöntemimiz var. Suni solunum
yolu uygulanması olan bu yöntem, belki yaşama süresine
değil ama yaşam kalitesine katkıda bulunuyor.
|