SİTE İÇİ ARAMA

 

Hayallerinin peşinden koşan
ve büyük beyaz köpekbalığını
görüntülemek için Güney Afrika’ya giden İstanbul Kültür Üniversitesi Belgesel Ekibi’nden Devrim Erdoğan
ve Tunç Yavuzdoğan’la sualtı
belgesellerini konuştuk.

Bazılarının en büyük korkuları, bazılarının en büyük hayalleridir...
www.buyukbeyazinpesinde.com sayfasına girenler bu sözle karşılaşıyorlar. Hayallerinin peşinden koşan ve büyük beyaz köpekbalığını görüntülemek için Güney Afrika’ya giden İstanbul Kültür Üniversitesi Belgesel Ekibi’nin macerasını gün gün kaydeden bir site bu. Öğretim görevlileri, Devrim Erdoğan ve Tunç Yavuzdoğan, ülkemiz adına bir ilk olan bu belgeselin çekimleri için 22 Ağustos 2006 günü Güney Afrika’ya doğru yola çıktılar. Ekipte, Tacettin Sağlar, Nilhan Gür, Alp Aydoğan ve Eda Ekinci de yer alıyordu. Ümit Burnu’nda büyük beyaz köpekbalığını görüntülediler.
Şişli’de hararetle çalışılan bir ofiste Devrim Erdoğan ve Tunç Yavuzdoğan’la birlikteyiz. Bugüne kadar ARTE, NDR, ARD gibi Avrupa kanallarına birçok belgesel film yapan Devrim Erdoğan “Büyük Beyazın Peşinde” filminin de yönetmenliğini yapmış. Türkiye’nin tanınan sualtı kameramanlarından PADI eğitmeni Tunç Yavuzdoğan da sualtı çekimlerini gerçekleştirmiş. Qatar Airlines ulaşım sponsorluğunu üstlenerek çok önemli bir katkıda bulunmuş projeye. İstanbul Kültür Üniversitesi, Elements Travel, Ayışığı Dalış Merkezi ve Techinox Yazılım da projeye destek olmuşlar.
Projenin iki lokomotifi Tunç Yavuzdoğan ve Devrim Erdoğan’a bırakıyoruz sözü...

Büyük Beyazın Peşinde filmi, doğa ve sualtı belgesellerini yabancı yapımlardan izlemeye alışmış Türk seyirci için de sizin alanınız için de önemli bir adım. Bu süreci biraz anlatabilir misiniz bize?
TUNÇ YAVUZDOĞAN
- Bir arkadaşımdan telefon geldi bana; İstanbul Kültür Üniversitesi’nde bir sualtı görüntüleme dersine başlayacaklarını, bunun için bir öğretim görevlisi aradıklarını söylediler. Onun üzerine ben de böyle bir şeyi yapabileceğimi söyledim. Derslere başladık. Bu derslerin başladığı sıralarda “sualtifotovideo.com” dediğimiz bir oluşum gerçekleşmekteydi. Türkiye’de sualtı fotoğrafçılığına ve sualtı videografiye yönelik hizmet verebilecek bir internet sitesiydi bu. İşlerin değerlendirileceği bir platformdan ve çok geniş bir forumdan oluşan bir internet sayfası... Bir yandan da bunu hayata koymaya çalışıyorduk. Kültür Üniversitesi’ne gittikten sonra orada bir ön hazırlık olmadığını gördük. Orada öğrenciler hazır dalıcı olarak gelmiyor sizin elinize ki siz onları sualtı fotoğrafçısı ya da sualtı kameramanı olarak yetiştirin. Öğrenciler, fotoğraf, sinema gibi alanlardan gelerek sualtı görüntüleme dersini seçiyordu ve onlara önce dalışı sonra sualtı görüntüleme öğretmek durumunda kaldık. Devrim de orada araştırma görevlisiydi. Gelip dersleri izlemek istedi. İlk etapta dalıcı oldu Devrim; sonra arkadaşlığımız, samimiyetimiz ilerledikçe birlikte iş yapmak fikri de oluşmaya başladı.
Bizim Ayışığı Dalış Merkezi’nden dolayı, yurtiçi ve yurtdışı dalış turlarımız söz konusu. Yine bir Güney Afrika seyahati planlarken, Qatar Airlines’la bir görüşmeye gittik ve sualtı görüntülemeye yönelik bu tip belgesel yapımlar gerçekleştirdiğimizi dile getirmişken; onlar da, “Biz size sponsor olalım” dediler. Ben de Devrim’le konuştum ve “Büyük Beyazın Peşinde” belgeseli böylelikle ortaya çıktı. Sonra yüklendik kameraları Güney Afrika’ya gittik.
 

DEVRİM ERDOĞAN - Türkiye’de aslında belgesellerle ilgili çok büyük problem var. Çektiğiniz bir işi yayınlamakta sıkıntı çekersiniz, işlerin kalitesi genelde düşüktür ve insanlara çok uçuk gelir, “Sualtında belgesel yapacağım” denince. Bunlar hep yabancıların yapacağı işler olarak görülmüş ve “Sen git şu camimizin tarihiyle ilgili bir film çek” yaklaşımında olunmuş. Ben yabancı kanalların Türkiye’deki işlerini çekiyordum. Bu esnada da hep düşündüğümüz şey, yapısı, görüntü kalitesi düzgün her şeşiyle doğru bir iş yapmaktı. “Büyük Beyazın Peşinde” Tunç’la birlikte böyle ortak bir perspektife sahip olarak başladı. Çok zor şartlarda çalışıldı. Okyanustasınız, o bölge için kış aylarının ortası vs... Qatar Airlines’ın sponsorluğunda bir de internet sayfamız oldu: buyukbeyazinpesinde.com. Çekimlerin sürdüğü 8 gün boyunca, başımızdan geçenleri günlük olarak bu siteye girdik. Bir tür günce olarak kullanıldı bu sayfa ve aşağı yukarı günde 2 bin kişi bu günceleri okuyordu. “Zor ama böyle belgeseller yapılabilir işlermiş” diye bir bakış açısı yarattığımızı düşünüyoruz.

Büyük Beyazın Peşinde filminden sonra neler oldu peki, yeni işler üzerinde çalışıyor musunuz?
DEVRİM ERDOĞAN - Zanzibar’da ikinci bir film çektik. Bu daha farklı bir film oldu. “Zanzibar’daki Ahtapot Avcısı” sanırım daha cesur bir film oldu; çünkü orada bir alt ses kullanmadık. Tamamen sinema dili, tamamen bir adamın hikayesini, Türkçe bir altyazı olmadan ve sadece finaldeki kısa bir röportajla yetinerek 13 dakikalık kısa bir belgesel yaptık.
Safranbolu’da üçüncülük ödülü aldık. Şimdi Akbank Film Festivali’ne kabul edildik. Sonra yurtdışına çıkacak.
İkinci işimizde, ilkini başarmanın özgüveniyle daha rahat ve cesur çalıştık. Bu film de Ayışığı Dalış Merkezi ve Öteki Film’in destekleriyle yapıldı.
Son olarak da Malezya’da Sipadan Adası’nda yaptığımız bir filmi montajlıyoruz.

Fotoğraflar: Tunç Yavuzdoğan - Engin Özkaya


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR