|
"Ne giyiyorsan osundur.” İngiliz atasözü,
cismen olmasa da manen hemen her kültürde karşılığını bulan
bir anlama sahip. Bizde buna en yakın ifade, Nasreddin
Hoca’nın “Ye kürküm ye” sözü olsa gerek. Kürk, bugün belki
eskisinden de daha büyük önem taşıyor ama gelecekte bu durum
değişebilir gibi görünüyor. Öyle ya, bilim-kurgu filmlerinin
akıllarımızda yarattığı gelecek tahayyülünde herkes aynı, ya
da benzer giysiler giyiyor. Yani herkesin aynı kürkü giymesi
mümkün. Yine de geleceğin giysi mağazaları pek çok seçeneği
bir arada sergiliyor.
Askeri giysiler değişecek
Gelecek araştırmacıları, naylon, terilen, likra, polyester
ve Gore-Tex gibi maddelerin giysi üretiminde kullanımının
artacağı görüşünde. Elbette bunlara mevcutların dışında da
malzemeler eklenecektir. Nanoteknoloji, hammadde konusunda
en yaratıcı seçenekleri sunan bilim dalı. Mermi gibi sert
maddelerle temas halinde sertleşen, zehirli kimyasalları
vücuttan emen ve hatta yaralara pansuman yapan giysiler,
nanoteknolojininin vaatleri arasında. Tüm bunlar, askeri
giysilerin şekil değiştireceğine, kamuflajların yerlerini
yepyeni tür giysilere bırakacağına işaret ediyor. Böylesi
bir değişimin sokak modasını da etkilemesi kaçınılmaz.
Giyilebilir görüntüler!
Elektronik de kumaş yapısındaki gelişmelere ayak uyduracak
gibi görünüyor. Geleceğin akıllı giysi seçenekleri,
“giyilebilir görüntü” diye özetleyebileceğimiz, bilgisayar
destekli ve esnek bir sistemi de barındırıyor. “Kral çıplak”
masalını anımsatan sanal giysiler, kullanıcılarına akşamdan
giysilerini “tasarlama” şansı veriyor. Kız çocukları,
kağıttan bebeklerini giydirmeyi çoktan bıraktı, bugün aynı
oyunu bilgisayar üzerinde oynuyorlar. Bilimcilerin
iddialarına bakılırsa, gelecekte de kendi üzerlerinde,
birbirlerinin üzerinde, ama illa ki bilgisayar başında
“kıyafetçilik” oynayabilecekler.
Elektronik giysiler, kullanıcılarına sürekli bir sağlık
denetim şansı da tanıyor. Tansiyon, nabız, kolesterol, şeker
gibi değerler çipler sayesinde denetlenebilecek. Bugünün
mevcut olan bu teknolojinin yaygın olarak kullanılması için
hem maliyetlerin düşmesi hem de “tuhaf” görünümlü giysilerin
toplum içinde meşrulaşması gerekiyor.
Print out
Bilimin moda dünyasına bir başka katkısı ise, bilgisayarlı
tasarımın haute couture (yüksek kesim) gibi bireysel
seçenekleri pret a porter (hazır giyim) karşısında avantajlı
hale getirmesi. Pek çok ölçümün bilgisayar aracılığıyla
yapılması, bu ölçümlere bağlı olarak model ve beden
belirlenmesi, bireye özel giysi üretimini çok daha hızlı,
etkin ve hesaplı hale getiriyor. Hatta bir gün kumaşınızı ve
tasarımınızı birleştirerek kendi giysilerinizi kendiniz
çizip, bir yerden “çıkış almanız” mümkün gibi görünüyor.
Teknoloji-moda çekişmesi
Tüm bu etmenlere bağlı olarak teknoloji, giysilere sayısız
kabiliyetler yükleyecek. Bunun örneklerini halen
sporcuların, özellikle de atlet ve yüzücülerin giysilerinde
görebiliyoruz. Ancak aerodinamik kurallarına meydan okuyan
giysilerin pek çoğunun hoş göründüğünü iddia edemeyeceğiz.
Estetiğin bu biçimde geri plana atılmasının, modacılar
tarafından hoş karşılanmayacağını kestirmek de güç değil.
Onlarsa bu tür olası gelişmeler karşısında tek bir şeye
güveniyorlar: İnsanın karşı konmaz beğenilme arzusu. Tabii
teknoloji ve estetik arasındaki bu mücadelenin bir
işbirliğine dönüşmesi de olası. Sonuç ne olursa olsun, iş
elbiselerinin, spor giysilerin, günlük kıyafetlerin ve hatta
abiyelerin dahi kökten değişimlere uğrayacağını tahmin
edebiliyoruz.
Yarının podyumlarındaki turumuz burada sona eriyor. Ancak
nasıl ki hemen her defile bir gelinlik gösterisiyle biter,
öyleyse bu giysi yazısı da gelinliklerle sona ermelidir. Ve
şimdi merak ediyoruz, geleceğin gelinlikleri nasıl olacak
diye. Bize kalırsa en zor değişecek onlar. Hangi tür bir
teknolojinin gücü genç kızları bir günlük prenseslik
hayalinden vazgeçmeye ikna edebilir ki? L
Gelecek araştırmacıları, naylon, terilen, likra,
polyester ve Gore-Tex gibi
maddelerin giysi üretiminde kullanımının artacağı görü
|