|
Küçücük
bir çip, direksiyonun hemen ardında bir nitrojen patlaması
emri vererek hayat kurtarıyor. Üstelik çarpışmanın şiddetini
algılayarak sadece gerekli gördüğü durumlarda harekete
geçiyor. Hava yastıkları güvenli bir aracın olmazsa
olmazları arasında. Ancak bu emniyet kemerinden
vazgeçebilirsiniz, ya da çocukların ön koltukta yolculuk
etmesine izin verebilirsiniz anlamına gelmez. |
|
“Nasıl Çalışır?”
köşemizin bu sayısında, teknolojinin insan hayatına
getirdiği önemli bir katkıya, hava yastıklarına göz
atacağız. Ancak konuya küçük bir uyarıyla başlamakta yarar
var. Araçlardaki emniyet kemerleri, bugüne kadar on binlerce
hayat kurtardı ve giderek gelişen teknikleri sayesinde
kurtarmaya da devam ediyor. Hava yastıkları, tasarımcılar
tarafından, emniyet kemerlerinin bir alternatifi değil,
destekleyici unsuru olarak yaratıldı.
Hava yastıklarına dönecek olursak, bugün farklı yöntemlerle
üretilen hava yastıklarının geçmişi, 2. Dünya Savaşı’na
kadar gidiyor. Uçakların çarpışma ve yaralanma gibi
durumlarda daha yumuşak bir iniş yapmaları için tasarlanan
yastıkların otomobillere transfer edilmesi ise 80’li yılları
buluyor. İstatistikler, hava yastıklarının ölüm oranını
yüzde 30 dolayında azaltabildiğini ortaya koyuyor. Emniyet
kemeri gibi pasif bir güvenlik elemanı ile aynı zamanda
kullanılan bu aktif eleman, basit görünse de oldukça hassas
bir yapıya sahip.
|

Hava yastıkları artık eskisinden çok daha güvenli. Ancak
yine de patlama
noktasına fazla yakın durumdaki
sürücüler ya da yolcular olumsuz
etkilere maruz kalabiliyor. |
Momentum ve eylemsizlik
Hava yastıklarının çalışma dinamiği hareket halindeki
nesnelerin sahip olduğu momentuma dayanıyor. Hareket
halindeki nesnelerin dışarıdan bir kuvvet etki etmedikçe
hareketlerine devam edeceklerini biliyoruz. Bir çarpışma
anı, işte bu dış kuvvetin yerine geçiyor. Ancak aracın
momentumunu engelleyen çarpışma faktörü, yolcununkini
etkilemiyor. Emniyet kemerleri bu noktada yolcuya da araçla
benzer bir hızda ve zaman dilimi içinde durmakta yardımcı
oluyor. Hava yastıklarının görevi ise yolcunun hızını
düşürmek ve hatta mümkünse sıfıra düşürmek; ve tabii bunu
yaparken yolcuya zarar vermemek. Hava yastığı çarpışmayı
araçtan ve dolayısıyla yolcudan geç algılıyor. Ve bu aradaki
zaman hayati önem taşıyor. Yine de hava yastıkları artık
zaman farkını tolere edebilecek yetkinlikte.
Nitrojen patlaması
Standart bir hava yastığı üç temel parçadan oluşuyor.
Bunlardan birincisi, hava yastığının (ya da torbasının)
kendisi. Genellikle direksiyona, gösterge tablosuna,
koltuklara ya da kapılara monte vaziyette. İnce bir
naylondan üretiliyor. Sistemin ikinci parçası sensör, yani
hava yastığına şişmesini emreden düzenek. Araç saatte 16 ilâ
24 kilometre civarı ve daha üstü bir süratle duvara çarpmış
gibi bir etkiye maruz kaldığında harekete geçiyor.
Elektrikli bir uyarıcıya sahip, ancak bu uyarıcı zarar
gördüğünde, mekanik bir mandal da devreye giriyor.
Sensör, bir mikroçipin içinde tasarlanmış, bir tür
akselerometreden bilgi alıyor. Üçüncü parça ise şişme
sistemi. Sodyum azide (NaN3) ile potasyum nitratın (KNO3)
reaksiyona girmesiyle çalışıyor. Nitrojen patlaması, hava
yastığının büyük bir hızla şişmesini sağlıyor. Aslında bu
roketlerden çok da farklı bir sistem değil.
Nişasta ve talk pudrası!
Yastığın şişme hızı saatte 322 kilometre kadar; ki bu sözün
gerçek anlamıyla göz açıp kapayana kadar geçen süreden kısa.
Bir saniye sonra gaz, yastıktaki küçük deliklerinden tahliye
olmaya başlayarak kazazedenin hareket etmesine olanak
tanıyor. Yastığın şişmesinden sonra ortaya çıkan jölemsi ya
da toz halinde malzeme ise bekleme süresince hava yastığının
elastikiyetini koruması amacıyla kullanılıyor. Üreticiler
genellikle nişasta lapası ya da talk pudrası gibi
koruyucular tercih ediyor.
Hava yastıkları artık eskisinden çok daha güvenli. Ancak
yine de patlama noktasına fazla yakın durumdaki sürücüler ya
da yolcular olumsuz etkilere maruz kalabiliyor. Bunun için
direksiyondan ya da ön konsülden 25 cm kadar uzak bir oturma
pozisyonunu tercih etmek gerekiyor. Tüm bunların yanı sıra,
birer teknoloji harikası olan hava yastıklarına asla ihtiyaç
duymamanızı diliyoruz. Hepinize keyifli sürüşler. |