SİTE İÇİ ARAMA

 


Yazı ve Fotoğraflar: İsmail Gökçe / İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Görevlisi

Büyük yolcu gemisi arkasında beyaz köpükler bırakarak yavaş yavaş limandan ayrılırken günbatımının kızıla boyadığı şehir gittikçe küçülüyor. Ancona’dan, benliğimizde bıraktığı güzel izlerle ayrılıyoruz. Şimdi dönüş zamanı. Adriyatik Denizi’ni izleyerek İstanbul’a varacağız…

Ancona Limanı’na ulaştığımda hemen hemen bütün TIR’lar gemiye alınmıştı. Mars Logistics’ten Cihan Hatipoğlu ise geminin dışında TIR’ının içinde benim gelmemi bekliyordu. Hemen bilet satış ofisine gidip yolcu biletlerimizi aldık ve TIR’ı gemiye yerleştirdik. Yunan bandıralı olan bu 11 katlı yolcu gemisinin ilk 4 katı araçlara ayrılmıştı. Sanırım gemide dorseleri ile birlikte 250 adet TIR vardı. Eşyalarımızı kamaraya yerleştirdikten sonra güverteye çıktık. Büyük yolcu gemisi arkasında beyaz köpükler bırakarak yavaş yavaş limandan ayrılırken günbatımının kızıla boyadığı şehir gittikçe küçülüyordu. İnsanın gittiği her yerde bir iz bırakması ve kendisinde de o yerden iz kalması gerektiğine inanırım. Benliğimdeki güzel izlerle bu güzel şehirden ayrılıyorum. Yola çıktıktan sonra gemiyi keşfe çıkıyorum. Büyük bir oteli andıran bu geminin içinde kaybolmak işten bile değil. Gemide oda rezervasyon bölümü, lobi, restoran, bar, dans salonu, kumarhane, mağazalar, gümrüksüz satış bölümü, spor salonu ve havuz bulunmakta. Akşam yemeği için restoran bölümüne geçtik. Gemideki yiyecek ve içecek tüm TIR şoförlerine yüzde yirmi indirimli veriliyor. Restoranda TIR şoförleri normal yolculardan sayıca üstün. Cihan arkadaşla beraber diğer firmalardan tanıdığı şoförlerle pencere kenarında uzun bir masada Adriyatik Denizi’ni seyrederek sofra muhabbetine başladık. Yolculuğun bir gün sürecek olmasından dolayı, bu gece TIR şoförleri kendilerine koydukları içki yasağını kaldırıyorlar. Şoförlerin alkollü araç kullanmama prensipleri iyice yerleşmiş. Bol sohbetli bir gecenin ardından ertesi gün öğleden sonra Yunanistan’ın güneyindeki Patra Limanı’na, oradan da bir kaç kısa molanın dışında durmadan bir gün sonra İstanbul’a vardık. Yol boyunca Cihan arkadaşla bol bol sohbet ettik. Benim için her insan bir hayat ve bu hayatlardan çok şey öğreniyorum.
BİTTİ
 


 

 

 

GEMİ KAPTANI
İnanamadım ama
kaptan koskoca
gemiyi sadece bir iki
düğmeye basarak
limana yanaştırdı.
 

 

KÖPRÜ
Patra’yı anakaraya bağlayan Meriç Köprüsü açılalı çok olmadı. Açılıştan sonraki bir hafta boyunca bölgede yaşayan insanlar gezmek hatta piknik yapmak için köprüyü bol bol ziyaret etmişler. Önceden TIR’lar karşı kıyıya arabalı vapurlarla geçermiş. 11 milyon nüfuslu Yunanistan’ın transit yol olma özelliğinden dolayı hükümet tüm deniz ve kara ulaşımını revizyondan geçirmiş.



KÜÇÜK LİMANIN VE KALENİN GÖRÜNÜŞÜ
Merriç Köprüsü’nü geçer geçmez bu küçük ve şirin
kasabada balıkçı barınağının olduğu yerde
kahvelerimizi içerken dar yollardan geçen TIR’lar devasa görünüyorlardı. Kasabanın kuzeyinde yapımı devam eden otoban bittiğinde TIR’ların kasabaya girmesi yasaklanacak.

 

 

LOBİDE KAĞIT OYNAYAN TÜRK ŞOFÖRLER
Türk TIR şoförleri bir gün
süren gemi yolculuğu
boyunca vakitlerini kendi
aralarında sohbet ederek ve kağıt oynayarak geçiriyorlar.
Sohbetlerinin konusunu
ise daha çok çocukları.
 

 

 

HAN HATİPOĞLU DÜNYA HARİTASINA BAKARKEN
Gemide gezerken Cihan bir anda duvarda asılı olan dünya haritasının önünde durup
katettiği yolun uzunluğuna
bakıyor. Yol sorun değil de
kızından ayrı kalıyor olması
onu çok üzüyor.
 


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR