Yıllar
yıllar önce Marmara Denizi ile Ege Denizi, birbirlerine
bağlı değilmiş. Deniz Tanrısı Poseidon iki güzide çiçeğinin
ayrılığına tahammül etmeyerek iki denizi birleştirmiş.
Denizler kavuşmuş kavuşmasına da bu defa iki kara, Trakya ve
Anadolu birbirlerinden ayrılmış. Poseidon’un serbest
bıraktığı mavi sular ve bugün o suların üzerinde birer
kibrit kutusu gibi görünen vapurların birleştirdiği iki yaka
anlatmakla tükenmeyecek bir tarihin sahnesi olmuş:
Çanakkale. Gelin, Çanakkale gezimize bu renkli tarihle
başlayalım.
Boğazın güney kısmında kalan Çanakkale, Helenler tarafından
kurulmuş. Dardanos adlı kent, adını yine mitolojiden alıyor.
Zeus ile Elektra’nın oğlu Dardanos. Onun torunu Tros ise,
oğlu tarafından kurulan Troya kentinin isim babası. M.Ö.
2000’li yıllarda Frigler, Trakya’dan Anadolu’ya Çanakkale
Boğazı’nı aşarak ulaşmışlar. M.Ö. 334’te Büyük İskender yine
boğazı geçip Pers hükümdarlığına son vermiş. Sırasıyla
İskender’den sonra Antiogonos ve Lysimakhos tarafından
yönetilmiş. Kent, Seleukoslar, Bergama Krallığı ve Roma
İmparatorluğu himayesine geçmiş. Roma ve Bizans döneminde
Çanakkale ve Gelibolu, önemli ticaret limanları haline
gelmiş. Bizans yönetimi için büyük bir stratejik öneme sahip
olan bölge, Emevilerin akınlarına uğramış. Türkler,
Trakya’ya ulaşmak için Friglerin rotasının tersini
izlemişler. 1354’te Orhan Bey tarafından boğazın Çanakkale
kıyıları alınmış, I. Murat ise Çanakkale çevresinin tamamını
Osmanlı İmparatorluğu’na katmış. Osmanlı döneminde kent,
yeni yapılan Kale-i Sultaniye’nin adıyla anılmış. Çanakkale,
Osmanlı için de çok büyük ticari ve askeri önem taşımış.
Birinci Dünya Savaşı’nda yaşanan ve ülkemiz tarihinin en
belirleyici olaylarından biri olan Çanakkale Savaşları bu
önemin en açık kanıtı olsa gerek. Tarihin en kanlı
çatışmalarına sahne olan Çanakkale, bugün sadece savaşa
katılan ülkelerin değil, belki de tüm dünyanın gözünde artık
bir hoşgörü simgesi haline gelmiş durumda.

Boğazın ışıkları
Çanakkale, doğal güzellikleri, özellikle muazzam boğaz
manzarası ile de görülmeye değer. Uzak denizlere açılan su
yolunun kıyısında, o uzak denizlere giden gemileri izlemek
büyük keyif.
Kıyıda yer alan restoranlar, akşamüzerleri dingin anlar için
sizi bekliyor. Limanda gördüğünüz çok sayıda küçük tekneyle
tutulan taze balıklar, oldukça uygun fiyatlarda. Bölgenin
eylül-ekim aylarında tutulan lüferi oldukça meşhur.
Yeşillikler ve mavilikler içerisinde naif ve şık bir sahil
kenti burası. Nitekim Evliya Çelebi de kenti, “Havası ve
suyu çok güzel olduğundan güzelleri boldur. Erkekleri
Cezayir Levendi biçiminde olup iridirler. Bağ ve bahçeleri
çoktur. Üzümü, tatlı şırası, şarabı, üzüm turşusu, bulaması,
köftesi ve pekmezi meşhurdur” sözleriyle anlatıyor.
İmkân bulursanız, Çanakkale’nin ilçeleri de gerçekten
görülmeye değer. Örneğin, Ezine’den mutlaka peynir almak
gerekir.
Gelibolu’nun sardalyesi ve tuzlu balığı tüm ülkede bilinir.
Hemen sahildeki Piri Reis Denizcilik Müzesi de oldukça
ilginç. Her kasabada zeytin, zeytinyağı ve ürünleri
alınabilir. Behramkale ve Assos tarih ve mimarinin iç içe
geçtiği bir turizm bölgesi.
Ve bir de Bozcaada ile Gökçeada var tabii. Kendilerine has
dokuları ve kültürleriyle bu iki ada da bir başka yazının
konusu olsa gerek. Ancak adaların güzel şaraplarını,
Çanakkale ve çevresinden de temin etmek mümkün.
Tüm bu değerleriyle Çanakkale, Marmara Bölgesi içersinde
ideal bir turistik nokta olma niteliğini koruyor. Özellikle
kültür turizmi açısından önemli avantajlara sahip bölgede
son yıllarda yapılan yatırımlar, daha fazla insanın
dikkatini bu beş bin yıllık tarih ve kültür mirasına
çekiyor.


Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı
Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, ilin en önemli gezi
yerlerinden biri. Park içinde yer alan Seddülbahir Köyü
çevresinde Tekke ve Hisarcık Burunları, Ertuğrul, Morto,
İkizkoyları, Alçıtepe, Kerevizdere, Zığındere ile
kuzeydoğuda yer alan Arıburnu, Conkbayırı, Kocaçimen,
Kanlısırt, Anafartalar ve Suvla koyları, Çanakkale
savaşlarının cereyan ettiği başlıca alanlar. Savaşlar
sırasında şehit olan birlikler ve şahıslar adına bugün
Gelibolu Yarımadası’nda çok sayıda şehitlik var. Her biri
ayrı bir kahramanlık örneği olan bu şehitliklerin en
önemlisi Morto Koyu’nda, Hisarlık Tepe üzerinde tüm
şehitlerimizin anısına dikilen Şehitler Abidesi. Tarihi
Milli Park içersinde muhtelif yerlerde 37 adet Türk anıt,
kitabe ve şehitliği, İngiliz, Fransız, Avustralyalı ve Yeni
Zelandalılara ait 33 adet anıt ve mezarlık bulunuyor. Bölge,
1973 yılında Milli Park ilan edildi.
Seyit Onbaşı, 215 okkalık mermiyi tek başına
kaldırarak topun namlusuna sürmüş ve Ocean zırhlısını
vurmuştu. |