Sanat, gerçek değildir. Ancak çoğu kere gerçeğin şaşırtıcı
bir taklididir. Gerçekle sanat arasındaki bu ilişki, Platon
ve Aristo’dan bu yana “mimesis” kavramıyla ifade ediliyor.
Sanat, bu iki filozoftan çok daha önce gerçeği, en çok da
doğayı taklit etmeye başladı. Edebiyat, resim, müzik,
heykel, tiyatro, daha sonra fotoğraf ve sinema hep
insanoğlunun içindeki karşı konmaz taklit etme arzusundan
doğdu, ondan ilham buldu. Tüm bu sanat dalları insana doğayı
hep bir yönüyle ve hep belirli bir noktaya kadar taklit etme
olanağı tanıdı. Akvaryumculuk bir sanat değil. Fakat bu
köklü hobiye doğayı taklit etme kavramı açısından
bakıldığında, pek çok sanat dalından daha iddialı olduğunu
itiraf etmek gerekir. Akvaryumcu, başka bir coğrafyadaki
yaşamı modelleyerek, hacmen küçülterek, fakat yaşam kalitesi
açısından çoğu zaman genişleterek taklit etmeye çalışan kişi
çünkü.
Yeniden mimesis kavramına dönecek olursak, antik
filozoflardan bu yana eleştirmenler, ortaya çıkan sanat
eserinden çok sonuca giden süreci, mimesis sürecini
önemsiyorlar. Akvaryumculuk da ilk bakışta uzak suların
güzel balıklarını evinizde izleme hobisi gibi görünse de
aslında belirleyici olan doğadaki yaşamı taklit etme
süreciniz, bu noktadaki birikiminiz ve kararlılığınız. Başka
bir deyişle, akvaryumcu balıkların değil, balıkların yaşam
ortamının sahibi. Ve bu yaşam ortamını hazırlayan, onun
devamlılığını sağlayan kişi olarak, balıklar hakkında
anlatacak çok şeye sahip.
Hangi akvaryum?
Akvaryumculuk, aslında bir üst başlık. Boy boy, çeşit çeşit
akvaryum var. Kimi dev akvaryumlarda devasa balıklar
bakılırken, küçük bir japon balığı bir tatlı kasesi
büyüklüğünde fanusunda ömür geçirebiliyor. Kimi balıklar
yanlarında başka türlere tahammül edemiyor, kimi akvaryumlar
onlarca farklı tür tarafından renkten renge boyanıyor.
Kimileri akvaryum dendiğinde sadece balıkları akıllanıra
getirirken kimileri kaplumbağa gibi amfibiyanları besliyor.
Kimileri için şık bir dekorasyon elemanı akvaryumlar,
kimileri için günün en sakin ve en keyifli saatlerini
karşısında geçirmek için doğru adres. Kimileri akvaryumun
içindeki balık çeşitliliğine odaklanmış, kimileri için
akvaryumun iç dizaynı her şeyden önemli... Akvaryumculuk,
kendi deyimleriyle “akvaristlik”, herkesi başka bir noktadan
kendisine çekiyor.
Sümerlerden beri...
Modern akvaryumlar pek çok teknolojik unsurdan yararlanıyor;
filtreler, motorlar, ısıtıcılar, UV lambalar, hareketli
ışıklar... Hobinin geçmişi aslında çok eskilere, Sümerlere
kadar gidiyor. Onların yakaladıkları balıkları (yemeden
önce) akvaryumlarda beklettiklerini biliyoruz. Çinliler ise
kırmızı balık gibi tatlısu balığı türlerini 2000 yıl kadar
önce yetiştirmeye başlamışlardı. Hatta Song Hanedanı
sırasında büyük porselen kaplarda balık bakılıyordu. Antik
Mısır’da da balık beslendiğini, tapınak duvarlarındaki
tasvirlerden anlıyoruz.
Günümüzdeki gibi cam ya da sertleştirilmiş plastikten şeffaf
tanklarda balık bakma hobisinin ne zaman başladığı meçhul.
İlk kayıtlardan biri İngiliz Amiral Samuel Pepys’in
1660-1669 arasında tuttuğu ünlü günlüklerde. Avrupa
ülkelerinin egzotik ülkelere yaptıkları keşifler ve bunu
takip eden sömürgecilik dönemi, modern akvaryumculuğun dönüm
noktası.
Batı’nın 19. yüzyılda yaygınlaşan yaygın elektrik kullanımı
ise akvaryumlar için bir devrim niteliği taşıyor. Isıtma
sorununu çözen bu gelişme, havalandırma, filtreleme ve yapay
aydınlatmada da kilit önem taşıyor. Uçak seferlerinin
çoğalması da balıkların uzak ülkelerden getirilmesini çok
daha kolaylaştıran bir gelişme.
Öğrendikçe büyüyor...
Akvaryumculuk, doğaya, onun karmaşık yapısına duyduğumuz
hayranlığın da bir tezahürü. Suyun ve onun içindeki hayatın
nasıl işlediğini anlamaya çalıştıkça akvaryum sevgisi
büyüyor. Pek çok “eski” akvaryumcunun birden çok akvaryuma
sahip olması, bunu kanıtlıyor olsa gerek. Öğrendikçe
azalmayan, aksine büyüyen bir hayranlık bu. Doğru
balıklardan oluşan bir koloni, onlar için uygun yemler,
uygun su ısısı,
balıkların yaşamını zorlaştırmayacak, kolaylaştıracak dekorasyon malzemeleri, yumurtalatma
süreçleri ve türleri, hastalıklar ve tedavi yöntemleri
sadece kitaplardan öğrenebileceğiniz bir bilgiler bütünü
değil, birçok seçenek arasında kendi akvaryumunuzu
oluştururken, yaşayarak öğrenebileceğiniz hayati unsunlar.
Sözün kısası, akvaryumculuk kurallarını zaman içinde
özümseyebileceğiniz, aslına bakarsanız, pek de sonu olmayan
bir uğraş. Ama “bir yerlerden başlamak gerek” diyorsanız,
yan sayfamızdaki “başlangıç önerileri”ne bakın.
|
|
NASIL BİR AKVARYUM?
Tropikal balıkların yaşadığı akvaryumları günde ancak
birkaç saat güneş ışığı alan bir yerde konumlandırmak
gerekir. Bu da akvaryumları pencereden nispeten uzakta
kurmak anlamına gelir. Geçmişte sık kullanılan çerçeveli
akvaryumlar, hijyenik nedenlerle yerlerini silikonlu
akvaryumlara bıraktı. Ancak silikonun da balıklara zarar
vermeyecek türden olmasına özen gösterilmeli. Bir başka
kritik nokta ise cam kalınlığı. Genellikle hesaplı olan ince
camlı akvaryumlar istenen performansı sağlamayabilir. Cam
kalınlığı en az 4 mm. olmalı. Akvaryuma dik konumda
yerleştirilen termostatlı ısıtıcılar ve suyun sıcaklığını
gösteren bir cihaz akvaryumunuzda yaşamın sürmesi için büyük
öneme sahip. Hava pompasından gelen hava borusuna ikili
çeşmeyi bağlamanız gerekir. Çeşmelerin biri hava taşına,
diğeri süngerli filtreye takılır. Termostat, hava pompası ve
ışık düzeneği için en az üçlü bir prize ihtiyacınız vardır.
Ancak su doldurma işlemini tamamlamadan cihazları
kullanmamak gerekir. Bundan sonrası ise sizin balık ve
dekorasyon zevkinize kalmış. Ancak yeni başlayanlyar için
lepistes, plati, black moli, japon gibi bakımı kolay türler
önerilebilir. Ayrıca, birlikte geçinebilen tür ve cinsleri
tercih etmek gerekir. Örneğin iki adet erkek beta, aynı
akvaryumda yaşamayacaktır. Bazı çiklit türleri de s aldırgandır.
Ayrıca alan ve sıcaklık açısından da benzer ihtiyaçlara
sahip balıklar tercih edilmelidir. Bu konuda mutlaka yazılı
kaynaklardan ya da akvaryumculardan destek alınmalı. Balık
alırken dikkat edilmesi gereken bir önemli nokta da
balığınızın üzerinde benek veya pamukçuk gibi hastalık
belirtileri bulunmamasıdır. Sabit bir noktada durarak
titreyen balıklar da büyük olasılıkla hastadır. Bu nedenle,
balıkları almadan önce bir süre gözlemekte fayda var.
|