SİTE İÇİ ARAMA

 

Su, gelecek adına tam bir tehditler ve fırsatlar dünyası. Bugünkü hoyratlığımıza son vermememiz halinde
talefisi mümkün olmayan felaketler çok yakın.
Ancak kaynakların doğru kullanılması, başta enerji olmlak üzere pek çok alanda devrimsel yenilikler sağlayabilir.

Dünyanın en güzel kentleri su kıyılarında kuruldu. Su, tüm medeniyetler için en hayati unsurlardan biri olageldi. Ve bugün, belki de medeniyetin sağladığı gelişmeler, suyun kendisini tehdit ediyor. Kullanılabilir su kaynakları ürkütücü bir hızla tükeniyor. Gelecek üzerine araştırmalar yürüten kurumlar, suyun çok değil, 20 yıl içerisinde enerji kaynaklarından çok daha büyük bir rekabet alanı haline dönüşeceğine işaret ediyor. Susuzluk, su tekelleri, su savaşları gibi nahoş ifadeler giderek daha fazla kullanılıyor. Bu olumsuz tabloya bakan bilimciler, suyun daha verimli ve doğru kullanılması teorileri üzerinde çalışıyor. Örneğin tarımda su kullanımının bilimsel yöntem ve teknolojik araçlarla sürdürülmesi, fark yaratacak bir değişim. Suyun arıtılarak yeniden kullanılması ise başlı başına büyük bir çalışma alanı. Bugün pek çok evde kullanılan su arıtma cihazlarının yaygınlaşması kaçınılmaz. Su arıtımı bazı ülkelerde devlet tarafından gerçekleştiriliyor. Biz tehlikenin boyutlarını kavramaya çalışaduralım, bazı şirketler de endüstriyel düzeyde su arıtma faaliyetleri yürütüyorlar. Özellikle su kullanımının yüksek olduğu endüstri alanlarında böylesi uygulamaların zorunlu hale getirilmesi gerektiği belirtiliyor. Su arıtımı, sadece kirlenmiş suya yönelik bir çalışma değil. Dünyadaki toplam suyun yüzde 97’sini oluşturan tuzlu ve acı sular da günümüz teknolojileriyle içme suyuna dönüştürülebiliyor.
Suyla ilgili tehlikenin bir kanadında kullanılabilir suyun yitimi varsa, diğerinde de suyun artışı, yani küresel ısınma yer alıyor. Buzulların erimesi, dünyanın büyük bölümünün sular altında kalması demek ki, bu da dünyadaki yaşamın korkulan o büyük soğuk dalgasından da önce bitmesine neden olabilecek bir ihtimal. Bilimcilerin raporları, Kevin Costner’ın başrolde oynadığı “Water World” (Su Dünyası) filminden çok daha karamsar bir gelecek tahayyülü içeriyor.
Tüm bu tehditlerin yanında, su kullanımı geleceğin dünyasının en önemli alternatiflerinden biri olma özelliğini koruyor. Sanayinin en umutlu olduğu alanlardan biri otomotiv. Gereken önem verilir ve şimdilik şehir içi trafikte nispeten “hız kesme” dezavantajı göze alınırsa, suyla giden araçlar, sudan şüphesiz çok daha pahalı olan benzinin kullanımını azaltacak gibi görünüyor. Bu alanda on yılı aşkın süredir devam eden araştırmalar sonucu, saatte 100 kilometre hızı aşan dört-beş kişilik prototip binek otomobiller üretildi bile. Tabii bu araçların kullanıma sunulabilmesi için üretim maliyetlerinin daha makul seviyelere düşmesi ve tabir yerindeyse, petrol temelli yakıtların tekelinin kırılması gerekiyor. Su, yine bir enerji kaynağı olarak çeşitli endüstri dallarında daha çok kullanılma potansiyeli de taşıyor. İçme suyu dışındaki kaynakların endüstriyel amaçlarla kullanılması, doğanın bütününün nefes almasını sağlayacak bir gelişme. Çünkü su enerjisi, çevreyle gerçekten dost.
Mademki konumuz gelecek, suya yönelik tahminlerin önünü de “hayalcilik” kaygısıyla kesmenin bir anlamı yok. Fütüristler, Mars’ta su bulunması olasılığından yola çıkarak, benzer durumların daha uzak gezegenlerde de olabileceğine ve belki de “uzay suyunun” su sıkıntısının aşılmasına katkı sağlayabileceğine inanıyorlar. Kuşkusuz tüm bunlar oldukça uzun vadeli planlar; hatta temenniler. Bugün yapılması gerekense hem toplumsal hem de bireysel olarak su kullanımını en kabul edilebilir düzeylerde tutarak hayat kaynağımızı tehlikeli sınıra yaklaştırmamak. Sözün kısası, suyun en değerli fakat aynı zamanda en kırılgan kaynaklarımızdan biri olduğunu asla unutmamak gerekiyor.
 


Arıtma teknolojileri, bilimciler tarafından sadece bir ara çözüm olarak değerlendiriliyor.
Dünyamızın asıl ihtiyaç duyduğu şey, koruyucu önlemler, yani suyun daha temiz tutulması.

 


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR