SİTE İÇİ ARAMA

 

Birbirinden güzel kokulu binlerce çiçek, küçücük fakat son derece şık bir şişeye damıtılır, bu şişenin kapağını açıp, içindeki esanstan birkaç damla süren, büyülü bir çekiciliğe kavuşur ansızın.

Bazı anıları aniden yaşamamızın tek bir nedeni vardır: Koku!

Bazen, aniden yıllar öncesini hatırlarız. Hatta hatırlamaktan da çok, geçmişte kalmış bir anı yeniden yaşarız neredeyse. Daha küçük bir çocukken, sokakta saatlerce oynadıktan sonra, yağmurlu bir akşamüstü eve dönerken hissettiğimiz tatlı yorgunluğu; henüz toy bir delikanlıyken heyecanla sarıldığımız ilk aşkımızı; ahşap bir evde oturan rahmetli halamızı... Bu anıları aniden yaşamamızın tek bir nedeni vardır: Koku!
Islak toprağın, hafif bir parfümün, üzerinde buharlar tüten taze böreğin kokusu. Koku alma hissi, tam olarak fark etmesek de, ruh halimiz üzerinde son derece etkilidir ve diğer duygularımıza göre daha ilkel, daha dürtüseldir. Hatırlatmaktan çok yeniden hissettirir. İşte “parfüm” de bu ilkel güdülerimizi uyandırmak için 5000 yılı aşkın bir zamandır kullanılıyor. Antik Mısır uygarlığında, dini ayinlerde bitki özlerinden elde edilen tütsüler tanrılara saygı amacıyla yakılırmış. Mumyaların da mezarlara parfüm şişeleri ve kokulu merhemlerle gömüldüğü biliniyor. Mısır Firavunu Tutankhamon’un mezarında yapılan kazılarda parfüm şişeleri ve krem vazolarına rastlandı.
Mısırlılar günlük hayatlarında ise kokulu yağlar ve pomatlar kullanırdı. Bunlar içinde en çok tercih ettikleri “kyphi” adını verdikleri kokulu bir yağdı. Kyphi, bal, şarap, pirinç, mersin çiçeği, safran, katırtırnağı ve ardıç özlerinden oluşan bir karışımdı. Kraliçe Nefertiti yasemin banyosu yapar, banyodan sonra vücuduna sandal ağacı, amber ve ender rastlanan çiçek özleri sürerdi.
Daha ileriki yıllarda varlıklı kadınlar, bitki ve çiçek esanslarından oluşturulmuş yağları ciltlerine sürerek parfümün gündelik yaşamda da kullanılmasına öncülük etmişler. Parfümler, Mısır’dan Arap yarımadasına yayılmış ve günümüzün üretim tekniklerinin öncü biçimleri Araplar tarafından kullanılmış. Parfüm üretiminde günümüzde de kullanılmakta olan “damıtma” tekniği, Arap uygarlıklarının keşfettiği bir yöntem.
Batı dünyasında ise özellikle antik Yunan ve Roma uygarlıklarında benimsenen parfüm kullanımı, bir zenginlik göstergesiydi. Bir damla parfüm elde etmek için binlerce çiçeğin kullanılması gerektiğinden bu kokular oldukça pahalıydı ve sadece varlıklı kesimin ulaşabildiği bir lükstü.
Bugün kullandığımız türden niteliklere sahip, bilinen ilk parfüm ise, 1390’larda yapılmış ve dönemin Macar kraliçesine atfedilmiş. Biberiye yağı ve alkol karışımının lavanta yağı ile zenginleştirilmesinden imal edilen bu ilk parfüme “Macar Kolonyası” ismi verilmiş. Parfümün, giderek etrafında bir sektörün şekilleneceği kadar önem kazanmasında ise, 16. yüzyılda cam sanatında yaşanan ilerlemenin etkisi büyük. Parfümü, şık şişelerde üstelik dış etkenlerden başarıyla koruyarak şişeleyen cam malzeme, bugün parfüm endüstrisinin “fark yaratmak” için üzerinde en çok durduğu konulardan biri.
Geçmiş yüzyıllarda parfümün en çok üretildiği ve dolayısıyla en çok da tüketildiği ülke Fransa olmuş. Bu ülkede, daha çok kötü kokuları maskelemek için kullanılan parfümün vücuda sürülmesinin “hastalık yaratabileceğine” inanılmış ve bu nedenle daha çok eldiven, mendil gibi aksesuarlar, giysiler ve hatta mücevherler parfümlenmiş. 20. yüzyıl ise, parfümün kullanım mantığı açısından büyük bir dönüşüme sahne oluyor. Bu yüzyıldan itibaren parfüm, kötü vücut kokularını gidermek için değil, kişiliği tanımlamak, kişisel tercihlerin altını çizmek için kullanılan bir işaret haline gelmiş. Ancak endüstrideki gelişim, parfümün giderek bir lüks tüketim malzemesi haline gelmesine de neden oluyor. Elbette her tüketim grubu için parfüm alternatifleri var. Ama artık adı bir marka haline gelmiş, kalıcı ve enfes kokular üreten firmaların ürünlerini satın almak için, hatırı sayılır bir miktarı gözden çıkarmak gerekiyor. Bir de tabii, bunca çeşitlilik arasında, tene ve ortama uygun parfümü seçmek önem taşıyor. Bunun için koku aileleri ve bunların sınıflandırılması hakkında fikir sahibi olmakta fayda var. Koku sınıflandırmasında kullanılan en genel ayrım doğal ve sentetik kokular arasında olandır. Ancak temel ayrım da iyi parfümlerin hammaddesi olan doğal kokuların kaynağına ilişkindir. Bu ayrıma kısaca göz atalım.
Parfümlerin en sık kullanılan ve en geniş yelpazeye sahip koku ailesi “Çiçek” ailesidir. Taze ve enerjik koku aromalarına sahiptirler. Kadınlar için çiçek özleri, yaprakları, yağ ve tohumları; erkek parfümleri içinse adaçayı, biberiye gibi kokulu bitki esansları, başka ailelerden kokularla harmanlanır. İkinci önemli koku ailesi ise “Meyve” özlü olanlardır. Bergamot, limon, portakal, mandalina gibi narenciyelerin yanı sıra, kavun ve salatalık gibi hoş kokulu meyve ve sebzeler de esans amaçlı olarak kullanılır. “Ağaç” özlü kokularda ise, sandal ağacı, sedir ağacı, meşe yosunu gibi kaynaklar öne çıkar. Ve son olarak “Baharat” özlü kokular... Çoğunlukla daha “ağır” parfümlerin üretiminde kullanılan bu koku ailesi türlü baharatlardan elde edilir.
Parfümler bugün de, şıklığın ve zarafetin vazgeçilmez bir bileşeni olarak görülmeye devam ediyor. Bu çarpıcı gücü en iyi anlatan ise, yıllarca öncesinin unutulmaz bir deodorant sloganıdır belki de, “Hiç tanımadığınız birisi size çiçek verirse şaşırmayın!”

Parfüm seçiminin kişilik hakkında fikir verdiği düşünülüyor...


Kalıcı Parfüm

Parfüm kullananların öncelikli taleplerinden biri kokunun kalıcı olması. Bir parfümün kalıcı olmasının kriteri ise içindeki aromatik yağın oranı. Bir parfüm, ortalama yüzde 75 ilâ 95 oranında etil alkolden, yani uçucu bir sıvıdan oluşur. Bu uçucu alkol sıvısının buharlaşırken onunla birlikte çözünen yağ oranının yüksekliği parfüm kokusunda “kalıcılık” sağlar. En uzun süre kalıcılığını koruyan, dolayısıyla en pahalı olan parfümlerde yani “eau de parfum”lerde aromatik yağ oranı yaklaşık yüzde 22 civarıdır. Eau de toilette olarak adlandırılan daha seyreltik parfümlerde ise bu oran yüzde 8-15 arasında değişir.
Parfüm kokusunu oluşturan bileşenler üç nota olarak sınıflandırılır. Parfüm tene uygulandıktan sonraki ilk on dakika içinde en uçucu esanslarını salar ve bu “tepe notası” olarak adlandırılır. Kalp nota parfümün temasını belirler ve genellikle çiçek esanslarından oluşur. Parfümün kalıcılığını ve karakterini belirleyen nota ise “dip nota”dır. Dip nota genellikle ağaç ve baharat esansları ile sağlanır.

Parfüme adını verenler

 Calum Best (Calum)
 Naomi Campbell (Naomi Campbell)
 Alan Cumming (Cumming, Cum!)
 Celine Dion (Celine, Celine Dion Notes,
 Seline Dion Belong, Celine Dion Always Belong)
 Hilary Duff: (With Love... Hilary Duff)
 Paris Hilton (Paris Hilton, Paris Hilton for Men)
 Michael Jordan (Michael Jordan, Jordan, 23)
 Jennifer Lopez (JLo Glow)
 Carlos Santana (Carlos Santana)
 Maria Sharapova (Maria Sharapova)
 Elizabeth Taylor (Forever Elizabeth)
 Shania Twain (Shania by Stetson)
 Danielle Steel (Danielle)
 

Koku sanatçıları
Gelişmiş ses cihazları, aynı anda onlarca ve hatta bazen yüzlerce sesi ayırıp işitilir kılmayı başarıyor. Son model fotoğraf makineleri milyonlarca rengi algılayabilir. Ancak teknolojinin bugün için koku konusunda bu denli cömert olduğunu söylemek mümkün değil. İyi bir koku, ayırt edilebilmek için halen iyi bir buruna ihtiyaç duyuyor. Parfüm piyasasının belki de en kilit isimleri, üreticilerden çok “parfumer” ya da “nose”, yani burun adıyla anılan koku eksperleri. 3.500 kadar farklı kokuyu birbirinden ayırabildikleri düşünülüyor. İsimleri çok hatırlanmasa da transfer ücretleri zaman zaman televizyon ya da gazetelere haber dahi olabiliyor. Parfüm piyasası onları birer sanatçı olarak görüyor. Onların parfümler hakkında yaptıkları yorumlar, formel ifadelerle birlikte yer yer şiirsel metinler. Nitekim reklam sloganları da çoğu kez onların koku hakkındaki tanımlarından ilham alıyor. Görevleri, bir bakıma konunun sizin üzerinizde yaratabileceği etki hakkında yorum yapmak. Eksperin sadece kokuyu ayırt etmesi değil, hangi tenlerle hangi kokuların ne gibi sonuçlar verdiğini de öngörebilmesi bekleniyor. Eksperler, genellikle parfümü değerlendiren değil, yaratan kişiler. Süreç çoğu kere onların yapımcı şirketlere koku önerisinde bulunmalarıyla başlıyor. Zaten pek çok parfüm markası da eksperinin adını taşıyor.
 

Nabız noktalarına
sıkılan parfüm, kan hareketiyle
birlikte atmosfere karışıyor..
 

Parfüm hileleri

Parfüm tercihi, oldukça detaylı bir süreç. Teninize, kullanacağınız mevsime, zamana ve duruma uygun kokuyu bulmak, neredeyse ciddi bir araştırma konusu. Uzmanlar bir günde en çok birkaç koku test edilmesini öneriyorlar. Zaten bir kokunun alt notalarına ulaşabilmek için de bundan fazlası sağlıklı görünmüyor. Kokunun kendisi kadar kullanım biçimleri de belirleyici. Tenin temiz olması birinci kural. Ayrıca parfümlerin stick, roll-on gibi deodorantlarla kullanılması daha etkili sonuçlar sağlıyor. Parfümü bilek, boyun gibi nabız atışının güçlü olduğu bölgelerde kullanmak gerekiyor. Böylelikle koku her nabız atışında yeniden canlanıyor. İkinci bir yöntemse, kokuyu havaya sıkarak oluşan bulutun altına geçmek ki bu da kokunun bedene iyi dağılmasını sağlıyor. Koku uzmanları, kol bileklerinde parfüm kullanıldıktan sonra bileklerin ovuşturulmasının, sanılanın aksine zararlı olduğunu belirtiyorlar. Bir diğer kilit nokta ise parfümlerin ömürleri. Genellikle bir yıllık raf ömürleri var parfümlerin. Ancak bu, kapağın açık kalma süresi ve saklama koşulları gibi unsurlara bağlı olarak da değişiyor. Kokuları kuru ve loş yerlerde, güneşten uzak saklamak gerekiyor.


 


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR