10. Uluslararası İstanbul Bienali’ ne doğru... Savaşa karşı İyimserlik
Kavramsal çerçevesi “İmkânsız Değil, Üstelik Gerekli -
Küresel savaş çağında iyimserlik” sloganıyla özetlenen
10. İstanbul Bienali’ne sayılı günler kaldı. 8 Eylül-4
Kasım tarihleri arasındaki bienalin küratörü; daha önce Gwangju ve Venedik Bienalleri’nde küratör olarak görev
alan Hou Hanru.
10. Uluslararası İstanbul Bienali’nin mekânları olarak;
Fındıklı’da İstanbul Denizcilik İşletmeleri’ne ait
alandaki 3 numaralı Antrepo, Unkapanı’ndaki İstanbul
Manifaturacılar Çarşısı (İMÇ); Atatürk Kültür Merkezi ve
İstanbul Bilgi Üniversitesi öncülüğünde Silahtarağa’da
yapılan santralistanbul seçildi. İstanbul’un turistik
haritalarında neredeyse hiç yer almayan bu alanlar,
modernlik sorunsalını kültürel ve siyasi açıdan
simgeliyorlar: birer “durum-eylem”ler, birer kentsel güç
olarak durumlar üretiyorlar.
Bienalin odaklanacağı konular hem malzeme açısından hem
de fiziksel olarak, özellikle tarihsel ve işlevsel
nitelikleri göz önünde tutularak belirlenen Bienal
mekânlarında, yabancı sanatçılar, yerel halk ve belirli
bağlamlar arasında kurulacak sürekli diyalog
aracılığıyla keşfedilecek ve gerçekleştirilecek.
10. Uluslararası İstanbul Bienali bir tema çevresinde
düzenlenmiş geleneksel anlayışta bir sergi olmak yerine
ortak zekâya dayalı sanatsal üretimi ve fiziksel
mekânlarla ilişkiye girmenin yaşayan sürecini
vurgulayacak.
Bienal, modernliğin karmaşık ve çeşitli
biçimleri ile ilgili farklı kültürel bağlamları ve
sanatsal görüşleri ortaya çıkarmanın bir yolu olarak
kentsel olgulara ve mimari gerçekliğe odaklanacak.
Bu yılki bianel, sadece bir sergi olarak değil, aynı
zamanda mesai saatlerinin dışına taşan bir süreç ve
kültürel üretim alanı olarak tasarlanıyor. Halkı bienal
projesiyle dolaysız olarak bir araya getirmek ve
demokratik bir katılım platformu yaratmak için Gece
Programları oluşturuluyor.
16 Eylül - 30 Ekim 2005 tarihleri arasında gerçekleşen
ve küratörlüğünü Charles Esche ve Vasıf Kortun’un
üstlendiği 9. Uluslararası İstanbul Bienali’nde 28
ülkeden 53 sanatçı ve sanatçı grubu yer almış; bienal
mekânları Türkiye’den ve yurtdışından toplam 51.000
ziyaretçi tarafından gezilmişti.
İyiler,
kötüler ve kraliçeler!
Blur,
Gorillaz gibi müzik gruplarının kurucu üyesi
Damon Albarn’ın, punk tarihinin köşe başlarından
The Clash grubunun basçısı Paul Simonon, The
Verve ve Blur gitaristlerinden Simon Tong ve
Africa 70/ Fela Kuti’nin ünlü salmış davulcusu
Tony Allen gibi efsane müzisyenlerden oluşan The
Good, The Bad and The Queen, 11 Ağustos
Cumartesi gecesi İstanbul’da. Parkorman’da
düzenlenecek Converse All Stars 2007 kapsamında
sahne alacak grup, modern rock dinleyicileri
için tam bir ziyafet.
Duman ve konukları
Son yıllarının en
beğenilen yerli topluluklarından Duman,
hayranlarına Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda
şaşırtıcı bir konser verecek. 15 Ağustos gecesi
düzenlenecek
konserde topluluk sevilen şarkılarını sürpriz
konuklarıyla birlikte yorumlayacak. Alaturka
tınılarla bezenmiş Duman soundu, Harbiye’nin
ambiyansı ile unutulmaz bir keyfe dönüşmeye
aday.
Dev proje
izleyiciyle buluşuyor:Folklorika
Devlet Opera ve Balesi’nin Primadonnası
Ruhsar Öcal’ın, yorumcu Kubat’ın senfonik
projesinden esinlenerek geliştirdiğitürkülerin
çok sesli olarak müzikal formunda
sahnelenmesi fikri, Haldun Dormen’in rejisiyle
“Folklorika” adıyla, 16 Ağustos’ta Harbiye
Açıkhava Tiyatrosu’nda. Kubat ve Özal’ın
birlikte seçtiği türkülerden oluşturulan
repertuar, Cihan Sezer tarafından
tekrar düzenlendi. Yeni düzenlemeleri
ilesenfonik bir tat yakalayan türküler, özel bir
koreografi ile müzikal tadında sunulacak.
Projenin koreografileri, Nur Sonbahar ve Fulya
Güney tarafından hazırlanıyor. İlk
kezsahnelenecek olan projede yorumcu Gülay da
yer alıyor. Devlet Opera’sının önde gelen
isimleri Hüseyin Likos, Zafer Erdaş, Özlem
Soydan projenin diğer solistleri olarak müzikale
renk katıyorlar.
Dinler Atlası
NTV Yayınları, Atlas dizisinin ikinci
kitabı olan “Dinler Atlası”nı okura sundu.
Coğrafyacılar tarafındantasarlanan kitapta dünya
dinlerinin doğuşları, gelişimleri ve yer
değiştirmeleri zengin grafik ve haritalarla
aktarılıyor. Dinler Atlası, dini pratikler, dini
örgütlenmeler ve ritüellerin yanı sıra, asıl
olarak dinlerin şekillendiği ve şekil verdiği
coğrafyalar üzerinde duruyor. Atlas, kıtaların,
kültürel alanların veya ülkelerin haritalarıyla
ve grafiklerle, günümüz dünyasında din olgusunun
dünya genelinden
bölgesel ölçeğe kadar anlaşılmasını amaçlıyor.
Rock’n Coke uçuşa hazır!
Bu yıl
5. kez düzenlenen Rock’n Coke İstanbul, yine çok önemli
konuklarla gençleri Hezarfen Havaalanı’nda buluşturmaya
hazırlanıyor. Pozitif’in organizasyonu ile 31 Ağustos,
1-2 Eylül tarihlerinde düzenlenecek festivalin en önemli
konukları, iki günün headline’ı olan The Smashing
Pumpkins ve Franz Ferdinand. Uzun yıllar sonra yeniden
bir araya gelen The Smashing Pumpkins’in cumartesi günü
gerçekleşecek konserinin büyük ilgi görmesi bekleniyor.
Billy Corgan liderliğindeki The Smashing Pumpkins, dünya
çapında 50 milyondan fazla albüm satışıyla müzik
tarihindeki yerini almış durumda. Smashing Pumpkins,
hayranlarına hem bir konser turne hem de yeni bir
albümle döndü.
Alternatif rock’un son dönemdeki yükselen yıldızlarından
Franz Ferdinand ise yeni yayınlanacak albümlerinin hemen
öncesinde İstanbul’u ziyaret ediyor. Pazar günü
gerçekleşecek konserde topluluğun, henüz yayınlanmamış
parçalarını da seslendirmesi bekleniyor.
Festivalin ağır topları arasında özgün soundlarının yanı
sıra entelektüel şarkı sözü ve tavırlarıyla da müzik
dünyasına özel bir yere sahip olan Manic Street
Preachers ve Soundgarden, Audioslave ve Temple Of The
Dog topluluklarının unutulmaz solisti Chris Cornell de
yer alıyor.
Türkiye’nin en büyük açık hava müzik etkinliği Rock’n
Coke İstanbul bu yıl 5. kez düzenleniyor. Rock’n Coke
2007’de sahne alacak gruplar The Hall’da düzenlenen 5.
Yıl Partisi’nde açıklandı.
Rock’n Coke’un 5. yılına özel bir performansla aynı
sahneyi paylaşacak olan Teoman ve Rashit’in yan ısıra,
hayranlarına yeni albüm müjdesini veren Pentagram da
Rock’n Coke İstanbul sahnesinde yerini alıyor. Ana Sahne
ayrıca Özlem Tekin, Within Temptation, Hayko Cepkin,
Gripin ve Aslı performanslarına ev sahipliği yapıyor.
Rock’n Coke’un Ana Sahne’sinde tüm bu gruplar
dinleyiciyle buluşurken Alternatif Sahne’de de Erol
Alkan, Mehdi, Uffie & Feadz, Filthy Dukes, Style-İst,
AgentOrange, Mabbas, Buraka Son Sistema, Ayben & Fairuz
Derinbulut, Bedük, üçnoktabir, Popcorn, Digital
Playground, Neon, Ayyuka, Rumble Fish, Raining Pleasure,
Dirty Soundsystem (Bang! & Harunizer) yer alacak.
Modern
bir masal
Ayın filmlerinden Penelope, tam bir
modern zaman masalı. Fantastik yapım,
bir aile yemini nedeniyle gerçek
prensini bekleyen bir günümüz prensesini
anlatıyor. Ailenin şatosunda yaşayan
prenses, yemini bozacak bir aday ile
karşılaşınca işler karışıyor.
Underdog
film oldu
Eylül ayının sonunda vizyona girmesi beklenen
Underdog filmi, aynı adlı çizgi diziden
uyarlama. Filmde, bir laboratuar kazası sonucu
süper güçler elde eden sevimli tazının
iktidarını yeni sahibi ve arkadaşı bir çocukla
paylaşması anlatılıyor. Frederik Du Chau
tarafından yönetilen animasyonun sunduğu, New
York, Londra ve Paris’i de kapsayan keyifli
dünya turunu çocuklar kadar büyükler de kaçırmak
istemeyecektir.
Ölüm ve Cenaze
The Stepwolf Wives ve The Score
filmlerinin yönetmeni Frank Oz, bu defa
mistik bir öyküyle izleyici karşısına
çıkıyor. Death and Funeral’da (Ölüm ve
Cenaze)artık etkinliğini yitirmiş
ve dağılmış bir İngiliz ailesinin
karanlık bir sırrının ifşa edilmek
istenmesiyle başlayan olaylar, büyük bir
kaosa yol açıyor. Filmin ürkütücü
başlığını aksine bol bol kahkaha vaat
ettiğini hatırlatmakta yarar var.
Sean Penn
kamera arkasında
Yönetmenliğe giderek ısınan oyuncu Sean
Penn, Into The Wild ile yeniden kamera
arkasına geçiyor. Penn’in başrolünü de
paylaştığı film, bir üniversitenin
parlak öğrenci ve
sporcusunun
sahip olduğu her şeyi geride bırakıp
biriktirdiği 24 bin doları da bir hayır
kuruluşuna bağışlayarak otostopla
Alaska’ya gitmesine dair. Kuzey
Amerika’nın vahşi doğasına giden yolda
karakterimizin yaşantısını sorgulamasına
neden olacak kahramanlar bekliyor.
Jackie Chan
hayranlarına müjde
Aksiyon komedi sevenlerin damak tadına uyan Rush
Hour serisinin üçüncü filmi yolda. Ağustos ayı
içinde gösterime girecek filmde dedektif Lee’yi
canlandıran Jackie Chan ve dedektif Carter’ı
oynayan Chris Tucker’ın yanı sıra ünlü yönetmen
Roman Polanski de oyuncu olarak yer alıyor.
Kahramanlarımız, başlarını bu defa Paris’te
belaya sokuyor.