SİTE İÇİ ARAMA

 

Dev markaların ve neredeyse doğa üstü sporcuların kıyasıya yarışarak yarattıkları saniyelik farklar... Keskin virajlarda nefes kesen mücedeleler... MotoGP, yıldızlarıyla efsaneleriyle, geçişleriyle tam bir heyecan fırtınası.

50 yılı aşkın bir mirasa sahip olan MotoGP, motosiklet sporlarının zirvesi olarak kabul ediliyor. İnsan ve makine koordinasyonunun akıl almaz düzeylere ulaştığı, teknoloji ve sportif becerinin uyumu ile izleyicililerini büyüleyen MotoGP, pek çoklarına göre Formula 1’den bile daha heyecan verici. MotoGP’ye böyle bir paye verilmesinin en önemli nedeni, dudak uçuklatan geçişlerin Formula 1’e göre çok daha fazla sayıda olması.
Her yıl 16 ülkede düzenlenen toplam 18 Grand Prix’te bu sporun dünyaca ünlü yıldızları buluşuyor. Yarışlara katılan Honda, Yamaha, Ducati, Kawasaki, Aprilla, ve KTM gibi markalar da teknolojinin yıldızları. Yarışlara özel olarak üretilen prototip motosikletleri satın almak mümkün değil.
Her Grand Prix hafta sonunda aslında üç farklı yarış düzenleniyor. Bunlardan en önemlisi tabii ki 800cc’lik motorların yarıştığı, en büyük sınav olan Grand Prix’in kendisi. Grand Prix yarışçılarının yaşlarının en az 18 olması gerekiyor. 2007 itibariyle 990cc’lik motor hacimlerinin 800cc’ye düşürülmesiyle virajların artık çok daha keyifli hale geldiğini belirtmekte yarar var. 250 HP güce sahip bu motorlar saatte 300 kilometrenin üzerinde hızlara çıkabilmektedir.
Ortanca kategori, 250cc’lik motorların yarıştığı, sporcuların yaşlarının en az 16 ile sınırlandığı yarış.
Kullanıcı yaşının 15’e kadar düştüğü 125cc’lik yarışı ise spora ilk adım olarak kabul ediliyor.
Yarışlar genellikle 95 ila 130 kilometre arasında bir mesafe ve 40-45 dakika sürüyor.
MotoGP ilk kez 1992 yılında Uluslararası Motosiklet Federasyonu tarafından düzenlendi. Organizasyonun ticari haklarına, 1992 yılından bu yana Donra Sports sahip. MotoGP, dünyadaki en eski uluslararası motosiklet yarışı.
Bugüne kadar çok sayıda efsane ismin yetiştiği MotoGP’nin bugünkü en büyük yıldızı “doktor” lakaplı Valentino Rossi. 1979 doğumlu. Çok genç yaştan bu yana büyük başarılara imza atan, 5’i MotoGP’de olmak üzere 7 kez dünya şampiyonu olan Rossi, bir dönem F1’e de profesyonel olarak merak saldı ve Ferrari ile yaptığı deneme sürüşlerinin sonunda Michael Schumaher’in çok az altında süreler elde etti. Yine de motosikletle devam etmeye karar veren Rossi, böylelikle motor tutkunlarının yüreğine su serpti. Ancak Yamaha ile 2008’e kadar sözleşmesi olan sporcunun aklının bir köşesinde Formula 1 olduğu belirtiliyor. Rossi motoruna hep aynı taraftan biniyor ve efsane o ki yarıştan önceki gece uyuyor.
Bu sporda bizim en ileri noktaya giden sporcumuz ise Kenan Sofuoğlu. 1983 doğumlu sporcumuz, spora 2000 yılında ağabeyinin ayağının kırılması sonucu boşta kalan motorla başladı ve bu yarışı kazandı. Daha sonra yaşının küçük olması nedeniyle özel izinle yarışan sporcumuz, 2002 yılında Almanya’ya yerleşti ve Yamaha-Cup kazandı. Halen Ten Kate’in Honda takımında. Sofuoğlu’nun kazandığı önemli yarışlar şöyle sıralanıyor:

2001: Türkiye Süpersport ikincisi
2002: Yamaha - Cup Şampiyonu
2003: IDM Supersport ikincisi, Yamaha
2004: Superstock 1000 - Cup üçüncüsü, Yamaha
2005: Superstock 1000 - Cup ikincisi (üç yarış kazandı), Yamaha
2006: Supersport Dünya Şampiyonluğu üçüncüsü (iki yarış kazandı), Honda

 

Türkiye Motosiklet
Federasyonu Başkanı Bekir Yunus Uçar:aynı zamanda Spor Toto Teşkilatı Başkanlığı Görevini Yürütüyor

Motosiklet branşında
süperliğe yükseldik

Türkiye Motosiklet Federasyonu Başkanı Bekir Yunus Uçar ile motosiklet sporlarının ülkemizdeki durumunu ve özel olarak MotoGP yarışlarını konuştuk. Kendisini de bir motosiklet tutkunu olan Uçar, verdiği bilgilerle umut vaat eden bir tablo çizdi. Ancak yine de aşılması gereken
önemli sorunlar var.

Öncelikle bize kariyerinizden söz eder misiniz?
Bugüne kadar ağırlıklı olarak medya ve spor yöneticiliği yaptım. 1973, Elazığ doğumluyum. Lisans eğitimimi İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde tamamladım. Gazetecilik mesleğine öğrencilik yıllarımdan itibaren spor muhabiri olarak başladım. İşimden çok keyif aldığım bir dönemdi. Spor branşını da sevdiğim için seçtim. Hem arzu ettiğim ve sevdiğim işi yaptım hem de tecrübe edindim. Muhabirlik yaparken bir yandan da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bir iştiraki olan Spor A.Ş’de organizasyon direktörü olarak çalıştım.
2002 genel seçimlerinden sonra Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nde Basın Müşaviri olarak çalışmaya başladım. 2003 yılında, Türkiye’de motor sporları sevdalılarının yıllardır gündeme gelen fakat bir türlü hayata geçmeyen bir hayalini gerçekleştirmek için harekete geçtik. Türkiye Motosiklet Federasyonu’nun kuruluş çalışmalarını şu anki Asbaşkanımız Süleyman Memnun ile birlikte hızla bitirdik ve kurucu başkan olarak görev aldım. Akabinde federasyonu çok kısa sürede özerklik statüsüne kavuşturduk. Yapılan ilk genel kurulda da motosiklet camiasının ortak oylarıyla tekrar başkan seçildim. 2005 yılında ise Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’na atandım. Halen iki görevimi de sürdürmekteyim.

Motor sporları ile ilgili nasıl biraçılım gerçekleştirdiniz?
Attığımız her adım, gerçekleştirdiğimiz her organizasyon bir “ilk “ olduğu için bundan sonraki bütün cümlelerime ilkle başlamam gerekecek. 4 yılda aldığımız mesafeyi herkes takdir ediyor. Balkan Şampiyonası akabinde Avrupa Motokros Şampiyonası’nı ilk iki yılımızda başarıyla gerçekleştirdik. Kuruluşumuzun ikinci yılında dünya şampiyonasını yani MotoGP’yi Türkiye’ye getirdik. Motor sporlarında dünya şampiyonası her açıdan önemli ve dünya sıralamasında önde bir organizasyondur. 7-8 milyon dolarlık bütçesiyle maliyetli bir organizasyondur.
Ülkenin tanıtımına, imajına yaptığı katkı futbol hariç hiçbir branşla kıyas kabul etmez. Üç yıldır yabancı basın dahil bütün otoritelerin takdir ettiği MotoGP Türkiye Grand Prix’yi yapıyoruz. İstanbul Park Pisti’nin yapılması, akabinde Formula 1 Türkiye Grand Prix’si ve MotoGP Türkiye Grand Prix’si... Bütün bu yapılanlardan sonra Türkiye’nin motor sporlarında organizasyon açısından dünyada birinci lige yükseldiğine inanıyorum.

MotoGP’ye tamam mı devam mı?
Maalesef bu durum belirsizliğini koruyor. Organizasyon gücümüz var, tesis var, gönüllü kalifiye insan gücü var ancak mali yükü taşıyacak bütçenin bulunması ne yazık ki çok zor. Bu noktada İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ve özellikle bizzat Sayın Kadir Topbaş’ın özel desteği ile 3 yıl bu organizasyonu gerçekleştirdik. İstanbul’u bir dünya şehri olarak dünyaya açan Kadir Topbaş’ın desteğiyle gerçekleştirdiğimiz bu organizasyonda özellikle pist maliyetlerinin artık kaldıramayacağımız boyuta gelmiş olması bizi en fazla zorlayan faktör oldu.
Aslında yarışımız kendini ispat etti, canlı bir izleyici kapasitesine ulaştı. Fakat maalesef bu yarışa uluslararası sponsorluk yapan firmalar da ülkemizde etkin değiller. Yani özetlemek gerekirse, biz devam etmek istiyoruz ama finans sorununu aşabilirsek... MotoGP olmazsa daha az maliyetli yarışlara yöneleceğiz. Durmak yok, yola devam.

MOTO GP’nin Türkiye’ye katkısı nedir?
Bu yarış, yapıldığı ülkeye sağladığı tanıtım olanakları ve prestij açısından dünyada yapılan spor organizasyonları içinde ilk dördün içinde. Dışarıdan gelen binlerce canlı izleyicinin yanında 180 ülkede canlı olarak yayınlanıyor. Bunun reklam maliyeti milyar dolarlarla ölçülüyor. Türkiye’nin dünyadaki imajına kattığı değer ise maddi olarak ölçülemez. Çünkü bu spor izleyicisiyle, kültürüyle, yapanıyla, elit bir spor dalı. Avrupa Birliği ülkelerinin bizi olumlu tanımasına büyük etkisi olduğuna inanıyorum. Bu aileye girmemize de katkısı devam etmektedir.

İstanbul Park pisti 250 milyon dolarlık bir yatırımla yapıldı. Bu kadar büyük bir yatırım yaptığımıza göre uluslararası sporcularımız da olmalı, değil mi?
Haklısınız. Olmalı ama ne yazık ki bu konuda şimdilik istenen seviyede değiliz. Umut verici gelişmeler var. Bizim sporcumuz Kenan Sofuoğlu üç yıldır önemli başarılara imza atıyor. Bu performansını sürdürürse önümüzdeki yıllarda MotoGP’de yarışacağına kesin gözüyle bakılıyor. Otomobil sporlarında ise henüz böyle bir sporcumuz yok.

İstanbul Park hakkında çok şey söylendi. Sizin görüşünüz nedir?
Öncelikle böyle bir pistin yapılmasında emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum. Yüksek rakamlara mâl oldu gibi konulara girmiyorum. Bunlar benim konum değil. Kesinlikle verimli işletilmediğini söyleyebilirim. Bunun ispatı da şu andaki statüsü. Ülkemize öz kaynaklarımızla yaptığımız pistin işletmesini yabancılara verdik. Hem de yıllık çok cüzi bir kiraya. MotoGP için üç günlük kira bedeli olarak yaklaşık bir milyon dolar ödüyoruz. Kendi evimizde kendi pistimizde bir misafir gibi dünyanın en pahalı yarışını organize ediyoruz yani. Makul fiyatlardan kiraya verselerdi daha çok yarış yapardık. Pistte yarış olmaması için ellerinden geleni yaptılar. Federasyon olarak bu devir işlemini mercek altına aldık. İptali için dava açma aşamasına geldik.

Motosikletle aranız nasıl?
14 yaşından beri hobi ve ulaşım amaçlı motosiklet kullanan biriyim. Daha küçük yaşta motosikletle tanışıp yarışmak isterdim ama sıradan bir biniciyim. Herhangi bir sporculuk kariyerim yok yani. Yamaha R1 motosikletim var ve her fırsatta biniyorum.


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR