| |
|
 |
|
Dünyanın dört bir köşesinden gelmiş
binlerce yolcu; yine dört bir yandan bini
aşkın personel; bir tatil yöresinde bulunabilecek
tüm olanaklara sahip devasa bir yolcu gemisi ve
onun rotası üzerinde gezegenin en eşsiz koyları, en
bakir kıyıları… Buyurun kruvaziyer turizmine… |
Tatilin
önemli konularından biri “nereye” gidileceğidir elbette.
Önceden gidilmiş yerler, haklarında olumsuz istihbarat
alınanlar, gittikten sonra pişman edenler…
Tatile çıkan kişi için “nereye” gittiği önemlidir. Çünkü
bir tatil bazen, hani dinlenelim, dertten tasadan
uzaklaşıp azıcık kendimize dönelim derken; kendi dert ve
tasalarıyla kentimizi ve oradaki “alışılmış”, rutin
tempomuzu özletebilir. Sıcaktı, soğuktu, konforsuzdu,
gürültülüydü, sıkıcıydı derken, bir tatilin kendisi,
kendinden öncesine rahmet okutabilir. Dinlenmeye
ayrılmış bir zamanın, “artık bitse de evimize dönsek”
diye anılması da her şey bir yana, can sıkıcı bir
talihsizliktir. Hele çok yer görmüş, pek çok tatil
yapmış ve tatil anlayışı giderek standartların dışına
çıkmış kimseler için “sıradan ve sıkıcı” bir şey haline
gelebilir tatil. Onları ikna edecek, evlerindeki huzur
ve rahatı bırakıp, kısmi bilinmezliklerle dolu bir tatil
macerasına sürükleyecek parlak öneriler gerekir kimi
zaman. Yoksa o havuzlar artık sitelerin içinde, hatta
evlerin bahçelerinde de var… Güneş her yerde tepemizde
zaten… Tatil köylerinin, o birbirine benzeyen
mekanlarındaki, açık büfe kahvaltı, sonra havuz, sonra
deniz, tanıdık animasyon “şakaları”, sonra açık büfe
öğlen yemeği, sonra havuz, sonra deniz, aynı şakalar,
sonra açık büfe akşam yemeği ve yine animasyon oyunları,
biz bunu şurada da görmüştük, dedirten…
İstanbul’da ya da başka bir büyük kentte, zaten birer
tatil köyü kadar konforlu ve iç açıcı sitelerde oturan
ya da en azından her hafta sonu bu olanaklara çok
yakınlarında bir yerlerde ulaşma şansına sahip olan
insanları nasıl yapıp da tatile götüreceksiniz? Şöyle
düşünsek; tatile gittiğiniz “yer”, sizinle birlikte
hareket etse mesela! Tatil köyünüz, o aynı konfora,
lezzetli yemeklere, eğlencelere sahip tatil köyünüz, hep
aynı koya bakmasa da “gezse”!
Lüks ve büyük yolcu gemileriyle yapılan kruvaziyer
turizmi tam da yukarıda anlattığımız esasa dayanıyor.
Dev yolcu gemileri, konuklarını, oldukça ihtişamlı
koşullarda, dünyanın en güzel kıyılarında sıra dışı bir
tatile çıkarıyor. Konuklar, 20-25 katlı binaların
yüksekliğine ulaşan bu olağanüstü büyüklükteki gemilerin
güvertelerinden, birer süit olarak dizayn edilmiş
kamaralarının geniş pencerelerinden Bahamalar,
Karayipler, Akdeniz kıyıları gibi, gezegenin en iç açıcı
sahillerini izleme, bu sahillere yanaşıp liman
kentlerini gezme ve sonra hemen, bir başka noktada
yeniden büyülenmek için dev tatil gemisiyle tekrar yola
koyulma şansı buluyorlar…

“Eğlen
ve güçlen”
Kitlesel deniz yolculuklarının ve buna yönelik
taşımacılığın kökeninde, özellikle 19. yüzyılda
Avrupa’dan Amerika’ya yapılan yoğun göç dalgasının
etkisi var. Bu dönemde, çok sayıda yolcuyu ve yükü,
üstelik hızlı bir şekilde taşımayı amaçlayan tarifeli
gemi işletmeciliği başlıyor ve 2000 kişilik kapasiteye
kadar erişen bu göçmen gemileri Kuzey Avrupa ve Akdeniz
limanlarından “Yeni Dünya”ya, Amerika’ya insan
taşıyorlar. Ama Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’ye
göçlerin sınırlandırılması ve daha da önemlisi uçak
teknolojisinin havayolu rekabetini geliştirmesi
transatlantik seferlere talebi azaltıyor. Fransa ve
İngiltere kıyılarından 8-10 saatte uçmak yerine 5 gün
boyunca dev bir metalin üstünde yüzmek cazip gelmiyor
insanlara. Bu deniz devlerinin yeniden ortaya çıkması
için büyük bunalımdan sonra Almanya’nın biraz
toparlanmasını
beklemek gerekecek.
1930’lu yıllarda bir “yeniden inşa” dönemine giren
Almanya, Birinci Dünya Savaşı mağlubu ülkenin moralini
de düzeltmek için turizmi önemsiyor. Dev
transatlantiklerle çıkılan kruvaziyer seferler devlet
tarafından açıkça destekleniyor ve hatta bu seferlere
katılım sağlayabilmek için devlet bir slogan türetiyor:
Kraft durch Freude-Strenght… Eğlen, güçlen… 30’lardaki
bu girişim bugünkü kruvaziyer turizmin öncüsü
niteliğinde. Ancak asıl gelişme, İkinci Dünya Savaşı’nın
hemen ertesinde, Yunanistanlı armatörlerin, Ege
adalarında başlattıkları gemi işletmeciliğiyle ortaya
çıkıyor. Ünlü “Semiramis” gemisi bu dönemde Yunan
adalarını turluyor ve Yunan girişimciler, özellikle
ABD’li turistleri kruvaziyer turizme yönlendirmede büyük
başarı elde ediyorlar.
Böylelikle kruvaziyer turizmde 1950’li yıllarda başlayan
gelişme, ilk adımlarını Akdeniz-Ege’de atmış olmasına
rağmen ilerleyen yıllarda Karayipler çok daha baskın bir
cazibe merkezi haline geldi. Lüks yolcu gemilerinin en
önemli taliplisi olan ABD’li turistlerin kendi
ülkelerine yakınlığı ve sayısız koylarının eşsiz
güzelliği Karayipleri bir kruvaziyer cenneti haline
getirdi. 1969 yılında Karayipler bölgesindeki deniz
turlarına 312 bin kişi katıldı. Bugün için küçük gibi
görünse de henüz 70’lere bile gelmemiş bir dünya için
oldukça iyi bir sayıydı bu. Günümüzde lüks yolcu
gemileriyle yapılan turistik gezilerin yıllık turist
potansiyeli 10 milyonu çok aşmış durumda.

Yüzer
şehirler
Kruvaziyer turizmin temelinde liman ziyaretleri, limana
yakın bölgelerde gezi ve alışveriş programları yer alır.
Konuklar, değişik destinasyonları ziyaret ederler ve
temel amaç deniz taşımacılığı değil, bir deniz taşıtında
konukları ağırlamak, onlara bir tatil atmosferi
yaratmaktır.
Yakın zamana kadar, kruvaziyer gezi talep eden kitle;
yaşlı, zengin, gemi seyahatini diğer turizm türlerine
tercih eden insanlardan oluşuyordu. Ancak son yıllarda
bu tür gezilere katılan insanların vasıflarında bir
değişim gözleniyor ve geleceğe dönük olarak bu değişimin
daha etkin olması bekleniyor. Uluslararası Kruvaziyer
Hatları Birliği (CLIA)’nın yaptırdığı araştırmalar lüks
yolcu gemileriyle seyahate çıkan turistlerin yaş
ortalamasının düştüğünü gösteriyor. Taliplerin arasında
balayı çiftleri önemli bir yer tutuyor örneğin.
Seyahatlere katılan turistlerin büyük bir bölümü Pasifik
ve Uzak Doğu ülkelerini ve uzun süreli seyahatleri
tercih ediyorlar. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu
Akdeniz ülkeleri ise daha kısa tatiller için cazip
noktalar.
5 yıldızlı yüzer oteller görünümündeki dev gemiler,
alışveriş ve eğlence merkezleri, dinlenme, okuma, terapi
ve spor salonları; gemide yayınlanan günlük gazete ve
dergiler, konferans salonları, tiyatro ve kütüphane,
uydu haberleşme ağı vb. karmaşık ve çeşitli hizmetler
üretiyorlar. İçinde 6 metre yüksekliğe varan tırmanma
duvarı, buz pateni pisti, açık hava tiyatrosu, kapalı ve
açık yüzme havuzları, su parkları, seçkin markaların
satış mağazalarının bulunduğu alışveriş merkezleri olan
gemiler var.
Kruvaziyer gemiler, turizm rekabetinde avantaj elde
edebilmek için, her yeni inşada daha ileri donanımlara
sahip oluyor ve hacimlerini daha da genişletiyorlar.
Geçen yüzyılın başında Titanic faciasıyla sekteye
uğrayan, ama insanların aklını çelmek konusunda etkisini
hep koruyan “kitlesel seyahat” fikri, erişmesi giderek
daha kolaylaşan bir rüya tatilin endüstrisini beslemeye
devam ediyor.

 |
|
Başlıca güzergâhlar ve limanlar |
Bu seyahatlerin ayrılmaz parçalarından biri de, hiç
kuşkusuz, gidilecek bölgeler, gezilip görülecek
limanlar, kentler, doğal ve kültürel değerler.
Türk turizm sektörü, kruvaziyer turizmde henüz yeterince
etkin değil. Ama yine de İstanbul, Antalya ve Kuşadası
bu gemilerin uğrak limanlarından üçünü oluşturuyor. Türk
acenteleri bu limanlara yanaşan yabancı kruvaziyerlere,
paket ya da kişisel turlar satıyor.
Kruvaziyer turizmin en önemli alıcı kitlesi ABD’liler
olunca bu ülkeye yakın olan Karayipler de en önemli
destinasyon haline geliyor. Karayipler ve özellikle de
bu bölgede yer alan Bahama Adaları mevcut talebin yüzde
40’ını karşılıyor.
Rotasını Karayiplere çeviren gemiler, Antigua, Barbados,
Dominik Cumhuriyeti, Kayman adaları, Hollanda Antilleri,
Martinik ve St. Lucia’ya mutlaka uğruyor.
Akdeniz bölgesinde ise ülkemiz dışında Pire, Rodos,
Girit, Limasol, Beyrut, Hayfa, İskenderiye, Port Said,
Tunus, Napoli, Venedik, Marsilya, Barselona ağırlıklı
uğrak noktaları. Bu olağandışı seyahatin ilginç varış
noktalarında biri de Alaska ve Kuzey Kutbu…
|
|
|
|
|
|