SİTE İÇİ ARAMA

 

Pinokyo’nun yaratıcısı Geppetto Baba’yı bilirsiniz. Onun nasıl bir sevgiyle tahta oyuncaklar yaptığını da… İstanbul’daki tahta oyuncak üreticilerini araştırdığımızda,
modern bir Geppetto Baba ile tanıştık. Masal kahramanımıza benzer bir şevkle tahta oyuncaklar üreten Şeref Şimşek, Pinokyolarını dergimizle paylaştı.
 

Oyun, çocuğun evrenidir. Bununla da sınırlı kalmaz, onun gelecekteki evrenini de belirler. Bir dönemin oyuncaklarına bakarak geçmiş bir kuşağın yetişkinleri hakkında fikir yürütebileceğiniz gibi, bir dönemin oyuncaklarına bakarak gelecek kuşak hakkında da tahminlerde bulunabilirsiniz. Platon’un “Geleceğin mimarları, çocukken ev inşa etme oyunları oynamalıdır” demesi, bu yüzdendir. Savaş yıllarında, böyle dönemlerin öncesinde ve sonrasında savaş oyuncakları, tanklar tüfekler çocukların ellerinde daha çok dolaşır. TRT 1’de yayınlanan western filmleri, Kızılderilileri, kovboyları, çiftlik oyuncaklarını yaygınlaştırır. Teknoloji ilerledikçe kız çocuklarının oynadığı mutfak malzemeleri de değişir. Uzayda atılan adımların sayısı arttıkça, hayali uzay kahramanları raflarda daha çok yer bulur. Gerçek ve oyun birbirlerini tetikler durur…
İşte bu hayallere ahşaptan, sıcak bir dokunuştur tahta oyuncaklar. Oyuncak, çocuk için becerisini, tahayyülünü ortaya koymasına yardım edecek, enerjisini dışa vurmasını kolaylaştıracak bir araçtan ibarettir. Yüzyıllardır imal edilen, günümüzde de gelişmeye devam eden tahta oyuncaklar dokularıyla, renkleriyle, çocuk gelişimine sağladıkları katkıyla oyuncak üstatlarının göz bebeği.
Kimi zaman bir oyuncakçıda, kimi zaman bir seyyar satıcının tezgahında, artık birer nostaljik öğe olarak karşımıza çıkan tahta oyuncakların peşine düştüğümüzde karşımıza çok da iç açıcı tablo çıkmadı. Tahta oyuncakçılıkla uğraşan insanların sayısı o denli az ki… 11 yıl Kırıkkale’de üretim yaptıktan sonra oyuncaklarını kucaklayıp İstanbul’a gelen Şeref Şimşek, bu az sayıda isimden biri. Atelyesinde söyleştiğimiz Şeref Usta, son derece ilginç bir oyuncak sevdalısı. Ekipmanın başına geçtiğinde gerçek bir usta. Oyuncakların çocuk eğitimi üzerinde etkisi hakkında konuşurken konusuna hakim bir eğitimci adeta. Dünya ve Türkiye oyuncak kültürü hakkında da bilgi sahibi. Bize ürettiği oyuncakları gösterirkense, neredeyse arkadaşlarına yeni oyuncaklarını gösteren çocuklar gibi heyecanlı. Büyükler için de “oyuncak” üretiyor. Örneğin üniversite öğrencilerinin projeleri için bir hayvanat bahçesi ve ahşaptan bir mikrop maketi yapmış.
Şeref Usta’nın atelyesi, mahalledeki çocukların ilgi odağı haline gelmiş bile. Çocuklar içeri girdiğinde önce elektrik şartelleri iniyor, üretim duruyor. Ne olur, ne olmaz… Dileyen çocuk içeri giriyor, biraz oyuncak boyuyor, biraz oynuyor, annesi çağıran geri gidiyor. Biz Şeref Usta’nın atelyesinde çok keyif aldık. Çocukluğumuzun oyuncaklarıyla karşılaşınca duygulandık, yenilerini görünce şaşırdık, Şeref Usta’nın “sokak çocukları” ile ilgili projesini öğrenince heyecanlandık, küçük bir kardan adamı boyarken çok eğlendik. Üstelik evimize de bir kucak oyuncakla döndük… Umarız siz de bu yarı çocukça söyleşiden keyif alırsınız.
     

 

 
Oyun sizin için neler ifade ediyor?
Oyun bir takım çalışmasıdır. Çocuklar oyunla sosyalleşiyorlar. Bunun dışında, oynayamazsanız, bir şeyleri keşfedemezsiniz. Yalvaç Ural, Hürriyet gazetesinde 2003 yılında yayınlanan bir yazısında “Oyuncak yapamayan ülke büyüyemez.” diyordu. Oyuncak, bir anlamda sanayinin de temeli. Bir ürünün küçüğünü tasarlayamazsanız, onun oyuncağını yapamazsanız, büyük halini de yapamazsınız. Oynayamazsanız hatalarınızı göremezsiniz. Aileler, çocuklarının çeşitli sınavlarda başarılı olmaları için büyük çaba harcıyorlar Ancak bu arada resim, müzik gibi ilgi alanları ve oyun göz ardı ediliyor. Oysa bunlardan yoksun kalmayan çocukların kavrama güçleri çok daha fazla gelişiyor ve eğitim hayatlarında da daha başarılı oluyorlar.
Tahta oyuncakların bu açıdan nasıl bir yeri var?
Tahta oyuncaklar, önemli eğitim materyalleri. Örneğin, çocuklar tahta oyuncaklar sayesinde üç boyut kavramı ile tanışıyor. Dünyanın hareketlerini çocuğa bir topaç yardımıyla anlatabilirsiniz. Ahşap çok sıcak bir malzeme. Sağlık açısından da en iyi seçeneklerden biri. Ayrıca tahta oyuncakları miatları dolduğunda yok etmek için özel tekniklere ve sistemlere ihtiyaç duymuyorsunuz. Yakmanız yeterli.

Gördüğümüz kadarıyla oyuncak dışında bazı ürünlerde de ahşap kullanıyorsunuz…
Fizik tedavi ünitelerinde de ahşap kullanıyoruz. Bu alanda kullanılan metaller, çok soğuk malzemeler. Oyun parkları için de ahşabı öneriyoruz.

Bizdeki oyuncak geleneği hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Klasik bazı ürünlerimiz var, ancak bunlar kaybolmaya yüz tutmuş. Oysa ki oyuncak aynı zamanda toplumların geçmişten geleceğe yönlendirme yeridir yani. Biz oyuncaklarımızı ancak müzelerde görebiliyoruz. Sadece bize ait diyebileceğiz oyuncak türlerinin başında Karagöz ve Hacivat geliyor. Damal bebekleri de özgün örnekler. Belirli bir tarihten sonra teneke arabalar ve kayıklar var. Birçok oyuncak aslında bize dışarıdan geliyor. Örneğin bizim çok da önemsemediğimiz topacın dünyada 650 çeşidi var.

Ürettiğiniz oyuncaklar en çok hangi yaş grubuna hitap ediyor?
Her yaş grubu için, uluslararası standartlarla belirlenmiş oyuncaklar var. Ancak ahşap oyuncaklar özellikle okul öncesi eğitimde işlev kazanıyor.

Bizdeki anaokullarını nasıl buluyorsunuz?
Elbette çok iyi anaokulları var. Ancak genel eğilim, aileler işteyken çocukların oyalanması yönünde. Anaokulları, çocukların enerjilerini tüketecekleri alanlar olarak tasarlanmalı. Çocukları yepyeni birer bilgisayar gibi düşünebilirsiniz. Ona ne kadar faydalı veriler, programlar yüklerseniz, bilgisayarınız da o kadar gelişir. Okumalarımdan ve gözlemlerimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim: Çocuk, okuldan eve geldiğinde enerjisini tüketmiş, yorulmuş olmalıdır. Üstü başı çamur içinde olabilir.

Okul öncesi eğitim konusunda ciddi eksiklerimiz olduğunu düşünüyor musunuz?
Okul öncesi eğitim, eğitimin genellikle göz ardı edilen bir aşaması. Oysaki bilimsel araştırmalar bu dönemin, çocuk gelişimi açısından hayati önem taşıdığını gösteriyor. Avrupa’nın en geri kalmış ülkelerinde dahi okul öncesi eğitim alma oranı %70’lerde seyrederken, ülkemizde, biraz da İstanbul’un büyüklüğü dolayısıyla, bu oran ancak %17’lerde. Bizim ürettiklerimiz de aynı zamanda bir okul öncesi eğitim malzemesi. Aslında eğitim seviyesi açısından oldukça yeterli olan öğretmenlerimizin de eğitim için zorunlu olan bu tür materyallere ulaşması gerekiyor.

Sokak çocukları ile ilgili projeleriniz olduğunu biliyoruz…
Toplumumuzun önemli yaralarından biri, sokak çocuklarıdır. Biz “sokak çocuğu” diyoruz ama kimse sokaklarda doğmadı. İlk gençlik yıllarımda ben de bir dizi olumsuz davranış sergiledim. Daha sonra bir ustanın yanında şoförlük öğrenmeye başlayınca hayatım değişti. Hem kendi tecrübelerimden hem de eğitim konusunda okuduklarımdan yola çıkarak bu çocukların durumunun değiştirilmesi için bir tür rehabilitasyon merkezinde işle ve eğitimle buluşturulmaları gerektiğini düşünüyorum. Herkesin doktor ya da mühendis olması şart değil tabii ki ama bu çocukların eğitilmemiş olmasında bizim de sorumluluklarımız var. Sokak çocuklarının günlerinin okul eğitimi ve iş eğitimi ile planlandığı büyük bir merkezin çok yararlı olacağı görüşündeyim. Böylelikle bir iş üretmenin gururunu yaşayacaklar. Böyle bir merkezde, örneğin oyuncak üretmeyi öğrenekler. Mobilya yapmayı öğrenecekler… Bu tür bir merkez için gerekli koşulları sağlamaya çalışıyoruz. Devletten de bize yer göstermesini talep ediyoruz. Bu yer şehir dışında da olabilir. Ancak gerçekten geniş bir alan olması gerekir. Bu planı bir kampus gibi düşünebilirsiniz, dil eğitimi de verilen bir kampus. Bugün yabancı dil bilgisine sahip gençler dünyanın pek çok ülkesinde iş bulabilirler. Bunu geleneksel çıraklık eğitiminde farklı düşünmek gerekir. Çıraklık yapan çocuklar, bazen yıllarca malzemeye değemiyorlar. Böyle bir eğitim çerçevesinde, uluslararası eğitim ve çalışma standartları altında çocukların oyuncak üretmesini istiyoruz. Çocuk ilk oyuncak bağladığında, ilk yapboz yaptığında ya da bir oyuncağın bir parçasını yapıştırdığında “Ben bir şeyler yapıyorum, faydalı bir insanım” diyor. Özgüven kazanıyor. Bu da onlar için yepyeni ufuklar açıyor.


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR