SİTE İÇİ ARAMA

 

    

 

Tenorun Ardından
Luciano Pavarotti

OPERA DÜNYASI
EN POPÜLER YILDIZINI
KAYBETTİ. ARYAYI
MİLYONLARA, POPÜLER
ŞARKILARI DA KLASİK MÜZİK
DİNLEYİCİLERİNE SEVDİREN
UNUTULMAZ “ÜÇ TENOR”
ARTIK İKİ KİŞİ. PUCCİNİ’DEN
“U2” GRUBUNA UZANAN BİR
KÖPRÜYDÜ PAVAROTTİ.
YILLAR SONRA DA
UNUTULMAZ SESİ, İLGİNÇ
KİŞİLİĞİ VE YARDIMSEVERLİĞİ
İLE ANILACAK
.
 

FUTBOL SEVERLER. ONUN DÜNYA
KUPASI AÇILIŞ KONSERLERİNİ
UNUTMAYACAK. ÖĞRENCİLERİ
İSE TÜRKİYE DE DAHİL OLMAK
ÜZERE DÜNYANIN DÖRT BİR
YANINDA KONSERLER VERMEYE
DEVAM EDİYOR.

Popüler müzik ve klasik müzik çok az kere bir araya gelir. İtalya’nın gelmiş geçmiş en yetenekli arya şarkıcılarından biri olarak kabul edilen Luciano Pavarotti, farklı dinleyici kitlelerine sahip iki müzik türü arasında güçlü bir bağ kurarak kelimenin gerçek anlamıyla milyonların sevgisini kazanmıştı. Plácido Domingo ve José Carreras’ın da dahil olduğu “Üç Tenor” projeleri kapsamında yorumladığı film müzikleri ve popüler şarkılar, birçok müzikseverin hafızasında artık onun sesiyle yer etti. Benzersiz ses aralığı ve ses renginin yanı sıra sempatikliği ve dinleyiciyle kurduğu sıcak ilişkinin de etkisiyle üçlünün ön plana çıkan üyesi olan Pavarotti, ölümüyle büyük bir üzüntü yarattı. Arya söyleyen bu popüler müzik ikonunun yaşam öyküsü son derece ilginç. Tüm dünyaya eşsiz lezzetler tattıran tenoru, biz de bir portre yazısıyla uğurlamak istedik.

Babanın hayali gerçek oldu
İtalya’nın kuzey kesimine daha yakın olan Modena şehrinde doğdu Pavarotti. Annesi bir puro fabrikasında çalışıyor, babası fırıncılık yapıyordu. Ailenin yaşadığı çiftlik evi, Pavarotti’nin kendisi de amatör bir tenor olan babası tarafından keşfedildiği yerdi. Baba - oğul, kilise korosunda birlikte şarkı söylüyordu. Anne, oğlu için öğretmenlik mesleğini uygun görmüştü. Baba, zor hayat koşullarına rağmen oğlunu şarkıcı olması için desteklemekte kararlıydı. Luciano Pavarotti’nin hayali ise kaleci olmaktı. Eminiz, bu hayal 1990 İtalya Dünya Kupası’nın açılışında Puccini söylerken gözlerinde bir kez daha canlanmıştır…
19 yaşında müzik dersleri almaya başladı ve 5 yıl sonra, yani 1961’de, kendisi gibi solist olan Adua Veroni ile evlendi. Bir yandan para kazanması gerekiyordu, öğretmenlik ve sigortacılık yaptı. O yıllarda gırtlağında yaşadığı bir sorun nedeniyle şarkı söylemeyi bırakmak zorunda kaldı. Fakat uzmanlar, bu rahatsızlığın onun sesine daha sonra olumlu katkı sağladığı görüşünde.

Amerika’dan Çin’e…
Profesyonel kariyerine Puccini söyleyerek başladı. Işıl ışıl yeteneği hemen fark ediliyordu. ABD’de, Joan Sutherland ile söyledi. Dünyaca ünlü La Scala’da sahne aldı. Sıradan bir tenordan beklenmedik notaları şaşırtıcı derecede doğru okuyordu. Pek çok rol öğrendi ve genç yaşta birçok ülkede sahne aldı. II. Abdülhamit tarafından İstanbul’a davet edilerek burada unutulmaz eserler veren Giuseppe Donizetti‘nın küçük kardeşi, ünlü besteci Gaetano Donizetti’nin eserlerini sıklıkla sahneliyordu. New York’taki Metropolitan Opera’da Donizetti söylediğinde büyük sükse yarattı. Pavarotti 17 kez alkışlarla sahneye geri çağrılmıştı! 1977’de Time dergisine konu oldu. Besteci ve orkestra şefi Herbert von Karajan ile çalıştı.

Opera star!
Seksenlere geldiğimizde artık dünyanın en ünlü opera sanatçıları arasında yer alan Pavarotti, kendi adına uluslararası bir ses yarışması düzenliyordu. Kazanan öğrencilerle turneye çıkarak La Bohème ve L'elisir d'amore oynuyordu ve turne rotasında Çin dahi vardı. Dünya Kupası’nda Giacomo Puccini'nin Turandot oyunundan "Nessun Dorma" aryasına söylediğinde ise artık gerçek bir dünya yıldızı olmuştu. İşte “Üç Tenor” projesi de böyle bir ortamda gerçekleşti ve yaptıkları ilk albüm, gelmiş geçmiş en çok satan klasik müzik albümü oldu. Dünyanın önemli başkentlerinde verdiği konserler televizyondan yayınlanmaya başlamıştı. “Üç Tenor” konserleri ise bir gelenek haline geldi ve sırasıyla Amerika, Fransa ve Japonya’daki dünya kupalarında tekrar edildi. 1998’de Grammy Efsane Sanatçı ödülünü aldı. Fakat aynı dönemde, iptal ettiği konserlerle de bir efsane olarak kabul ediliyordu. Bu iptallerin bir kısmı sağlık sorunları nedeniyle, bir kısmı ise kişisel gerekçelerle gerçekleşiyordu ki bu pek çok ünlü tiyatronun alışık olduğu bir durum değildi.
13 Aralık 2003’te eski asistanı Nicoletta Mantovani ile evlendi ve hemen ardından veda turnesine başladı. İlk performansı gibi son büyük performanslarından biri de Puccini’dendi; 2004’te, Tosca’dan 12 dakikalık bir rolle, yine Metropolitan Opera’da sahne aldı.
Ertesi yıl sağlık problemleri dayanılmaz bir hal almıştı. Önce boynunda ameliyat oldu, ardından pankreas kanseri teşhisi kondu. Son yaklaşıyordu… Yine de 2006 Turin Kış Olimpiyatları’nın açılışında söyledi. Hastalığı ilerleyince, sözcüleri veda turnesinin 2007’ye ertelendiğini ilan ettiler.

Bosna için…
Pavarotti, renkli kimliğiyle olduğu kadar yardımseverliği ve sosyal duyarlılıklarıyla da dikkat çeken bir sanatçıydı. “Pavarotti and Friends” projesi kapsamında çok sayıda konser vererek Birleşmiş Milletler’in yardım ettiği ülkelere destek oldu. 1995’te U2 topluluğunun solisti Bono ile birlikte “Miss Sarajevo” şarkısını söyleyerek dünyanın dikkatini Balkanlar’a çekti. Bosna için düzenlediği yardım konserinden 1,5 milyon dolar gelir elde etti. Afganistan ve Kosova mültecileri için yardım konserleri düzenledi ve fonlar kurdu.
İlginç rekorları arasında “Three Tenors In Concert”ın albüm satışları yanı sıra 165 kez sahneye geri çağrılmak gibi bir Guinness kaydı da var. Kendisini popülistlikle suçlayanlara ise “Operayı 1,5 milyon insana ulaştırdık. Söyledikleriniz bizi ilgilendirmiyor” diye yanıt vermişti. Ne kadar da haklıydı.

 


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR