|
Popüler müzik ve
klasik müzik çok az kere bir araya gelir. İtalya’nın
gelmiş geçmiş en yetenekli arya şarkıcılarından biri
olarak kabul edilen Luciano Pavarotti, farklı dinleyici
kitlelerine sahip iki müzik türü arasında güçlü bir bağ
kurarak kelimenin gerçek anlamıyla milyonların sevgisini
kazanmıştı. Plácido Domingo ve José Carreras’ın da dahil
olduğu “Üç Tenor” projeleri kapsamında yorumladığı film
müzikleri ve popüler şarkılar, birçok müzikseverin
hafızasında artık onun sesiyle yer etti. Benzersiz ses
aralığı ve ses renginin yanı sıra sempatikliği ve
dinleyiciyle kurduğu sıcak ilişkinin de etkisiyle
üçlünün ön plana çıkan üyesi olan Pavarotti, ölümüyle
büyük bir üzüntü yarattı. Arya söyleyen bu popüler müzik
ikonunun yaşam öyküsü son derece ilginç. Tüm dünyaya
eşsiz lezzetler tattıran tenoru, biz de bir portre
yazısıyla uğurlamak istedik.

Babanın hayali gerçek oldu
İtalya’nın kuzey kesimine daha yakın olan Modena
şehrinde doğdu Pavarotti. Annesi bir puro fabrikasında
çalışıyor, babası fırıncılık yapıyordu. Ailenin yaşadığı
çiftlik evi, Pavarotti’nin kendisi de amatör bir tenor
olan babası tarafından keşfedildiği yerdi. Baba - oğul,
kilise korosunda birlikte şarkı söylüyordu. Anne, oğlu
için öğretmenlik mesleğini uygun görmüştü. Baba, zor
hayat koşullarına rağmen oğlunu şarkıcı olması için
desteklemekte kararlıydı. Luciano Pavarotti’nin hayali
ise kaleci olmaktı. Eminiz, bu hayal 1990 İtalya Dünya
Kupası’nın açılışında Puccini söylerken gözlerinde bir
kez daha canlanmıştır…
19 yaşında müzik dersleri almaya başladı ve 5 yıl sonra,
yani 1961’de, kendisi gibi solist olan Adua Veroni ile
evlendi. Bir yandan para kazanması gerekiyordu,
öğretmenlik ve sigortacılık yaptı. O yıllarda
gırtlağında yaşadığı bir sorun nedeniyle şarkı söylemeyi
bırakmak zorunda kaldı. Fakat uzmanlar, bu rahatsızlığın
onun sesine daha sonra olumlu katkı sağladığı görüşünde.
Amerika’dan
Çin’e…
Profesyonel kariyerine Puccini söyleyerek başladı. Işıl
ışıl yeteneği hemen fark ediliyordu. ABD’de, Joan
Sutherland ile söyledi. Dünyaca ünlü La Scala’da sahne
aldı. Sıradan bir tenordan beklenmedik notaları
şaşırtıcı derecede doğru okuyordu. Pek çok rol öğrendi
ve genç yaşta birçok ülkede sahne aldı. II. Abdülhamit
tarafından İstanbul’a davet edilerek burada unutulmaz
eserler veren Giuseppe Donizetti‘nın küçük kardeşi, ünlü
besteci Gaetano Donizetti’nin eserlerini sıklıkla
sahneliyordu. New York’taki Metropolitan Opera’da
Donizetti söylediğinde büyük sükse yarattı. Pavarotti 17
kez alkışlarla sahneye geri çağrılmıştı! 1977’de Time
dergisine konu oldu. Besteci ve orkestra şefi Herbert
von Karajan ile çalıştı.
Opera star!
Seksenlere geldiğimizde artık dünyanın en ünlü opera
sanatçıları arasında yer alan Pavarotti, kendi adına
uluslararası bir ses yarışması düzenliyordu. Kazanan
öğrencilerle turneye çıkarak La Bohème ve L'elisir
d'amore oynuyordu ve turne rotasında Çin dahi vardı.
Dünya Kupası’nda Giacomo Puccini'nin Turandot oyunundan
"Nessun Dorma" aryasına söylediğinde ise artık gerçek
bir dünya yıldızı olmuştu. İşte “Üç Tenor” projesi de
böyle bir ortamda gerçekleşti ve yaptıkları ilk albüm,
gelmiş geçmiş en çok satan klasik müzik albümü oldu.
Dünyanın önemli başkentlerinde verdiği konserler
televizyondan yayınlanmaya başlamıştı. “Üç Tenor”
konserleri ise bir gelenek haline geldi ve sırasıyla
Amerika, Fransa ve Japonya’daki dünya kupalarında tekrar
edildi. 1998’de Grammy Efsane Sanatçı ödülünü aldı.
Fakat aynı dönemde, iptal ettiği konserlerle de bir
efsane olarak kabul ediliyordu. Bu iptallerin bir kısmı
sağlık sorunları nedeniyle, bir kısmı ise kişisel
gerekçelerle gerçekleşiyordu ki bu pek çok ünlü
tiyatronun alışık olduğu bir durum değildi.
13
Aralık 2003’te eski asistanı Nicoletta Mantovani ile
evlendi ve hemen ardından veda turnesine başladı. İlk
performansı gibi son büyük performanslarından biri de
Puccini’dendi; 2004’te, Tosca’dan 12 dakikalık bir
rolle, yine Metropolitan Opera’da sahne aldı.
Ertesi yıl sağlık problemleri dayanılmaz bir hal
almıştı. Önce boynunda ameliyat oldu, ardından pankreas
kanseri teşhisi kondu. Son yaklaşıyordu… Yine de 2006
Turin Kış Olimpiyatları’nın açılışında söyledi.
Hastalığı ilerleyince, sözcüleri veda turnesinin 2007’ye
ertelendiğini ilan ettiler.
Bosna için…
Pavarotti, renkli kimliğiyle olduğu kadar
yardımseverliği ve sosyal duyarlılıklarıyla da dikkat
çeken bir sanatçıydı. “Pavarotti and Friends” projesi
kapsamında çok sayıda konser vererek Birleşmiş
Milletler’in yardım ettiği ülkelere destek oldu. 1995’te
U2 topluluğunun solisti Bono ile birlikte “Miss Sarajevo”
şarkısını söyleyerek dünyanın dikkatini Balkanlar’a
çekti. Bosna için düzenlediği yardım konserinden 1,5
milyon dolar gelir elde etti. Afganistan ve Kosova
mültecileri için yardım konserleri düzenledi ve fonlar
kurdu.
İlginç rekorları arasında “Three Tenors In Concert”ın
albüm satışları yanı sıra 165 kez sahneye geri çağrılmak
gibi bir Guinness kaydı da var. Kendisini popülistlikle
suçlayanlara ise “Operayı 1,5 milyon insana ulaştırdık.
Söyledikleriniz bizi ilgilendirmiyor” diye yanıt
vermişti. Ne kadar da haklıydı.
|