|
Yeni yıl ilk kez 4 bin yıl önce eski
Babil'de ilkbahara denk düşen bir zamanda kutlanmaya
başlanmış. Babilliler’in yazılı bir takvimi yokmuş,
ancak yeni yıl kutlamalarının 11 gün sürdüğü arkeolojik
kayıtlardan biliniyor. Yeni yılın Ocak ayının ilk günü
olarak belirlenmesi ise milattan önce 46 yılına
dayanıyor. Roma'da Jul Sezar tarafından kabul edilen ve
günümüzde de hala kullanılan takvimle 31 Aralık eski
yılın son günü, 1 Ocak ise yeni yılın ilk günü olarak
kabul ediliyor.
Sezar bu tarihi ne astronomik ne de tarımsal bir nedenle
seçmiş, sadece takvimi güneşle uyumlu hale getirmiş.
Romalılar yılın ilk ayına Janüs (January) yani Ocak
adını vermişler. Çünkü Janüs başlangıçların tanrısı,
kapıların koruyucusuymuş.
Anadolu’da ilk yılbaşı ağacı süsleme geleneği
Frigyalılar’a dayanıyor. Tanrı Kibele ile Attis’in
buluştukları gün, yani “Kutsal Buluşma” kutlamalarına…
Noel Baba ve yılbaşı ağacı süsleme geleneğinin kökleri
her ne kadar Anadolu’ya dayansa da Cumhuriyet kurulana
kadar, yani Osmanlı döneminde bir Hıristiyanlık geleneği
sayılmış, Levantenlere ve azınlıklara özgü bir gelenek
olarak kalmış.
Yeni yılın büyüsü, dünyanın büyük nüfusu tarafından aynı
zamanda kutlanmasından kaynaklanıyor. Eski yıla veda her
kültürde aynı olmasa da, yeni yıl insanlar için daima
bir kutlama ve iyi şans dileme vesilesi oluyor.
Hazır yeni yıl kutlanırken, geleneklere göre hazırlanmış
sofralar ve inançlar doğrultusunda ikram edilen
yiyecekler zengin bir yılbaşının bahanesi oluyor.

Dinlerin
yılbaşı sofraları
Hıristiyanlar için 24 Aralık ile 6 Ocak tarihleri arası
önemli ve kutsal günler. Ortodoks ve Katolikler 24
aralık tarihini Hz. İsa’nın doğumunu yani Noel (Rumlar
için Hristo Yena), 6 Ocak tarihini de Hz. İsa’nın
vaftizi olarak kutluyorlar. Gregoryenler (Ermeniler) ise
doğum ve vaftizi 6 Ocak’ta birlikte kutluyorlar. 1 Ocak
günü Rumların yaşadığı mahallelerde şarkılar söyleyen
Rum çocukları gibi 5 Ocak akşamı da Ermeni çocuklar
ellerinde mumlarla sokağa çıkıp para topluyorlar.
Ermeni ve Rum mutfaklarında İsa’nın doğumunun kutlandığı
yılbaşı, sofraların en zengin olduğu günler ve geceler.
Yılın son günü 31 Aralık ile yeni yılın ilik günü 1 Ocak
Hıristiyanlar için önemli olduğundan, yılın son günü
yenilen akşam yemeğinde Ermeniler dolma, topik, tarama
yemeklerinin yanında hindi yiyorlar. Aşure,
Müslümanların Muharrem ayında pişirip dağıttığı gibi,
Ermeni ve Rum kültürlerinde de var. Ermeniler 6 Ocak
günü Anuşabur (tatlı çorba) yaparken, Rumlar buğday,
kuru üzüm ve bal ile yaptıkları Kroliva’yı kilise
kapısında dağıtıp ortasına mum diktikleri bir tabakla
mezarın başına yerleştiriyorlar.
24 Aralık gecesi Rumlar kilisedeki ayine katılıyor. 31
Aralık gecesi yılbaşı pidesiyle sonlanan özel bir yemek
yeniyor. Dolma çeşitleri ve pilakinin yer aldığı özel
sofrada ana yemek olarak kestaneli pilavla doldurulmuş
hindi ile beraber mutlaka Kütük pasta ve “basilopide”
adını verdikleri bir çörek hazırlıyorlar. Bu çörek ya da
pidenin hamuru Paskalya çöreği ile hemen hemen aynı, tek
farkı daha az yumurta ile hazırlanması. Üzerine çörekotu
serpiliyor. Evin en büyüğü pideyi haç çıkararak kesiyor.
İlk dilim İsa’ya, ikinci dilim Meryem Ana’ya ayrılıyor.
Sonra evdeki herkes için yaş sırasıyla dilimler
kesiliyor ve servis yapılıyor.
Müslümanlar için yılbaşının dini bir anlamı yok. Ancak
elbette dünyadaki bütün insanlar gibi yeni yıla girmeden
önce eski yılın son günü, yani 31 Aralık’ta iç pilavla
doldurulmuş hindi, kabak tatlısı, zeytinyağlı
yemeklerden oluşan zengin bir sofrada, tüm aile birlikte
yenen özel bir yemekle yeni yıla giriyorlar. Ve
dünyadaki herkes gibi yeni yılın şans getirmesi için
dilekler tutuyorlar.
Geleneksel mönü
Bizde geleneksel bir yılbaşı yemeğinin vazgeçilmezi
elbette hindi dolması. Çoğunlukla içinde kestane de olan
iç pilavla birlikte servis ediliyor. Zeytinyağlı yaprak
ya da lahana sarma, istisnasız her yaşta sevilerek
yendiğinden midir, yoksa meşakkatli bir yemek olduğu
için yılbaşı gibi özel bir güne yakıştığından mıdır
bilinmez, yıllar içinde bir “yılbaşı spesiyali” haline
gelmiş. Çerkez tavuğu, Paşa mezesi, Haydari, Mücver;
Sigara böreği, Fava, Yoğurtlu kızartma gibi en
geleneksel mezelerden birkaçı bu akşamda muhakkak
masaları süslüyor. Çünkü yılbaşı akşamı kültürden
kültüre cinsi ve miktarı değişse de, içki içmek adetten
sayılıyor. Yılbaşı pastasız olmuyor.
Genellikle balkabaklı ya da kestaneli bir kek ya da
pasta yemeğe enfes bir final hazırlıyor. Kabak tatlısı
hemen her evde pişiyor. Balkabağı ve kestane aslında
“tatlı” sayılabilecek her tarifte başrol oynuyor o
akşam. Çocukların en çok seveceği haliyle balkabağı
kurabiyelere sürülüyor bazen; ya da kestane,
fındıklı-fıstıklı zengin bir malzemeyle kekin
vazgeçilmez malzemesi oluveriyor.

Tüm ülkeler, dinler ve kıtalar için aynı
Aşk, şans ve yeni bir başlangıç anlamları taşıyan yeni
yıl, birçok ülkede, dinde ve kıtada değişik gelenek ve
törenlerle karşılanıyor. Tüm geleneklerin ve törenlerin
ortak amacı ise yeni yılın bolluk ve şans getirmesi.
Yani yeni yıl demek, dünyanın her yerinde yeni umutlar
demek. Avusturya’da yılbaşı akşamı tatlı olarak, şans
getirsin diye dört yapraklı yonca şeklinde naneli
dondurma yeniyor. İngiltere’de yeni yılın şansını, eve
gelen ilk misafir getiriyor. Geleneksel olarak misafirin
erkek olması ve eli kolu dolu gelmesi gerekiyor. Oldu ki
eli boş gelirse eve alınmıyor. Galler bölgesinde ise
yeni yıl guguklu saatle karşılanıyor. İlk gonk
çaldığında arka kapı açılıp eski yıl uğurlanıyor. On
ikinci gonkta ise ön kapı açılıp yeni yıl içeri buyur
ediliyor.
Böylece yeni yılın getirdiği tüm şansların eve girmesine
izin verilmiş olunuyor. Sicilya’da yeni yılın ilk günü
şanssızlık getireceğine inanıldığı için makarna
yenmiyor. Yerine şans kapısı açacağına inanılan lazanya
yeniyor. İspanya’da saatler gece yarısını gösterdiğinde
yılın her ayı için bir üzüm, yani on iki üzüm yeniyor.
Perulular on üç üzüm yiyerek şanslarını garantiliyor.
Yunanistan’da her evde özel bir ekmek olan Vassilopitta
ekmeği yeniyor. Ekmeğin ilk dilimi İsa için, ikincisi
evin reisi için, üçüncü dilim de ev için kesiliyor.
Üçüncü dilimde madeni para çıkması, yeni yılda baharın
erken geleceği anlamına geliyor. Japonya’da evler dini
inançlara göre süsleniyor. Çam ağacı uzun ömrü, bambu
kamışı bolluğu, erik tomurcuğu asaleti simgeliyor. Tam
gece yarısında yeni yılı neşeli ve şanslı geçirmek için
kahkahalar atıyorlar. Çin’de yeni yıla girerken evlerin
kapıları kırmızı renge boyanıyor. Kutlamalara
başlanmadan önce eski yılın kötü şansını büyük bir
temizlik yaparak gönderiyorlar.
 |
Kaynakça
• Deniz Alphan, Dina’nın Mutfağı –
Türk Sefarad Yemekleri,
Doğan Kitapçılık A.Ş., 2005, İstanbul.
• Takuhi Tovmasyan, Sofranız Şen
Olsun ,
Aras Yayıncılık, 2004, İstanbul.
• İlhan Eksen, Çokkültürlü İstanbul
Mutfağı,
Sel Yayıncılık, 2001, İstanbul.
• Nil Gün, Kuraldışı Yayınları,
www.kuraldisi.net
• A.Nedim Atilla / Yılbaşı
gelenekleri,
Akşam Gazetesi - 30 Aralık 2002
Değişik Ülkelerde İyi Şans Gelenekleri,
Tempo Dergisi, 26 Aralık 2002. |
Şans ve bereket getirmesi için evlerine
çiçekler alıyorlar. Amerika’da kapılar ökse otuyla
süsleniyor. Saatler gece yarısını gösterdiğinde ökse
otunun altında öpüşmenin uğur getirdiğine inanılıyor.
New York Time meydanında parlak dev bir elma eski yılın
son dakikalarında yukarıdan aşağıya doğru indirilmeye
başlanıyor. Elma yere değdiğinde artık yeni yıla
girilmiş oluyor. Norveç’te yeni yıl için sütlaç
pişiriliyor ve içine badem ekleniyor. Badem kimin
kasesinde çıkarsa yeni yılın şanslısı ve zengini o
oluyor.
Güney yarım küredeki ülkelerde yılbaşı yaza denk
geliyor. Mesela Avustralya’da yılbaşı günü genellikle
piknik yapılıyor ya da gün deniz kenarında geçiriliyor.
Gece yarısı yeni yılı ıslıklar, kornalar, kilise
çanlarıyla gürültü yaparak karşılıyorlar. Almanya’da
yılbaşında eritilmiş kurşun soğuk suya atılıyor.
Kurşunun aldığı şekle göre bir çeşit fal bakıyorlar.
Yedikleri yemeğin birazını tabaklarında bırakmanın
bereket getireceğine inanıyorlar. Hollanda’da eski yılın
kötü ruhlarını göndermek ve yeni yılı şanslı karşılamak
için sokaklarda ateş yakıp yılbaşı ağaçlarını ateşe
veriyorlar. İsviçre’de yeni yıl kötü ruhları simgeleyen
çeşitli kostümler ve şapkalarla karşılanıyor.
Danimarka’da yılbaşı gecesi eski tabaklar dostların
kapılarında kırılıyor. Bir Danimarkalı kapısının önünde
ne kadar çok kırık tabak bulursa o kadar çok dostu
olduğunu anlıyor.
|