SİTE İÇİ ARAMA

 

Henüz 19 yaşındaki bir çocuğun parlak zekasını alıp yoğun bir özgüvenle yoğurarak, çevre faktörüyle karıştırıp, içine tabi ki biraz şans ekleyerek internete koyun. Bakalım sadece üç yıl gibi çok kısa bir sürede 60 milyona yakın kişinin ilgisini çekebilecek mi?
 

Birbirleriyle şöyle ya da böyle, eskiden beri ya da yeni bağlantı kurmuş gerçek kişilerin yeni buluşma noktası olan Facebook, internetin en yeni icadı oldu.
Sitenin tüm dünyanın erişimine açıldığı andan itibaren gördüğü yoğun ilgiyi Facebook kurucusu Marc Zuckerberg şöyle tanımlıyor: “İnsanların Facebook’ta bulduğu en önemli şey eski ya da yeni arkadaşları değil, onlarla iletişim kurabilmenin ve haberdar olabilmenin pratikliği”.
Facebook. Yani kelime anlamıyla öğrenci almanağı. Ama o bildiğimiz almanaklardan değil. Okulda ya da işyerinde çalışanların adına düzenlenen, içinde sadece vesikalık fotoğrafların ve bazı kişisel bilgilerin olduğu dosyalara verilen bir isim. Mark Zuckerberg isimli 19 yaşındaki bir Harvard öğrencisinin, kendi üniversitesinin almanağını internete taşımak istemesiyle başlayıp, sonunda Amerikanın Silikon Vadisi olarak bilinen yatırım cenneti Paolo Alto’ya taşınan maceraya bugün değer biçilemiyor.
Facebook’un büyülü dünyası, özellikle yoğun iş yaşamı nedeniyle yakın çevresiyle sürekli bağlantıda olamayanlar için biçilmiş bir kaftan. Zaten çok kısa sürede bu kadar yoğun ilgi görmesinin en önemli nedenini bu “bağlantı” temasına borçlu. Çünkü Facebook’a girenler gerçek kimlikleri, hobileri ve çevreleriyle bu sosyal ağa katılıyor. Tanıdıklarını davet ediyor, yıllardır görmediği dostlarını bulup, onlarla haberleşebiliyor. Kısacası deyim yerindeyse bu sanal sosyal ağ sayesinde bir yerde geçmişine dokunuyor.

Facebook kılavuzu

Facebook’a üye olarak aile, iş, arkadaş ya da okul çevresinden tanıdıkları eklemek iyi güzel de, “peki ya mahremiyete ne olacak?” sorusunun yanıtı tamamen sizin elinizde. Çünkü bu platformun arayüzünde kişisel bilgilerinizin, hobilerinizin ya da kimlerle arkadaş olduğunuzla ilgili bilgilerinizin kimler tarafından görülebileceğini belirleyebilirsiniz. Ayrıca sizi eklemek isteyenlere de sınırlama getirebilirsiniz.
Sanal gruplar oluşturma, kimlerin o an Facebook’ta gezmekte olduğunu görebilme, mesajlaşma ya da Facebook için geliştirilen eğlenceli binlerce uygulama sayesinde tanıdıklarınızla hoşça vakit geçirme burada yapabileceklerinizden sadece bazıları arasında bulunuyor.
Sitenin Türkçe arayüze sahip olmaması büyük bir eksiklik ama üye sayısı bakımından dünyadaki ilk 5 ülke arasında Türkiye’nin bulunması gerçeği büyük olasılıkla görmezden gelinmeyecek.
 

Facebook’un oluşturduğu sosyal ağ tamamen sanal ama bu ağın işlevselliğini sağlayansa katılanların tamamen gerçek olması. Kendine özgü yapısı sayesinde takma adla ya da sahte kimlikle siteye üye olanların bu ağın nimetlerinden yararlanması çok zor. Çünkü eğer konu mesajlaşma ya da iletişim halinde olmaksa, zaten bunu gerçekleştiren sayısız ve çok daha başarılı seçenek mevcut. Ama onların hiç birinde tanıdıklarınızın en son kimi listelerine eklediğini, kimden hangi sanal hediyeyi aldığını ya da kendilerini o an nasıl hissettiklerini öğrenemezsiniz. Facebook’un en çok ilgi çeken yanlarından biri olan “haber akışı” modülü işte böyle bir ayrıcalık da sunuyor.

Türkiye ilk beşte
Önceleri sadece Amerika’daki üniversiteler arasında bir çeşit arkadaş ağı olarak kurulan Facebook sitesi, veri tabanını önce yine ABD’deki liselerle ve bazı devlet kurumlarıyla geliştirdi. Buluş çok umut vericiydi ve siteye eklenen yeni özellikler popülaritesini sürekli arttırıyordu. Ama asıl büyüme ABD sınırları dışına çıkıldığında başladı. Çünkü birbirine sıkıca bağlı bir karakteristiğe sahip kültürler Facebook’u hemen kabullendi ve sitenin gelişiminde önemli bir pay sahibi oldu. Örnek mi? ABD, Kanada ve İngiltere dışında, en çok Facebook üyesi olan ülkelere bakalım: Avustralya, Türkiye, İsveç, Norveç, Güney Afrika ve Fransa. Ülkemizde bu yılın ortasında popüler olan Facebook’un bir milyonu aşkın üyesi bulunuyor. Bu korkunç rakam, Türkiye’deki herhangi bir sanal topluluğun büyüme hızından kat kat yüksek.

Okuldan uzaklaştıran sevda
Tabi bu ilginç süreçte her efsanevi başarının arkasındaki insanı gülümseten minik ayrıntılar da yok değil. Örneğin Zuckerberg’in Facebook’un kurulması yolundaki ilk adımı olan Harvard’ın bilgisayar ağına sızıp öğrenci bilgilerini alması, ona ciddi bir “okuldan uzaklaştırma”ya malolmuş.
Daha üniversiteye başlamadan önce lise yıllarındaki programcılık aşkının bir sonucu olarak yazdığı ve ücretsiz olarak internete koyduğu minik bir programcık ile Microsoft’un dikkatini çekmiş ama kendisine “okuldan sonra bir uğra, konuşalım” şeklinde yapılan gayri resmi iş teklifi yerine Harvard Psikoloji bölümünün yolunu tutmuş.
Facebook’a bir değer biçildiği andan itibaren Amerika tarihinin 25 yaş altındaki en zengini ünvanına layık görülecek olan kıvırcık saçlı kıpır kıpır bu genç, bugün bile işe hala bisikletiyle gidiyor, çağrıldığı konferanslara ya da yatırımcılarla olan toplantılarına blucin pantolon ve kazakla katılıyor.

Yatırımcıların gözdesi
Facebook’un bu baş döndürücü yükselişi, daha önce milyar dolarlarını yatırıp elleri boş dönen girişimcilerin artık her projeyi çok ince eleyip sık dokuduğu bir dönemde bile şüpheyle karşılanmıştı. Yahoo, bu site için önce 1 milyar Dolar’lık bir teklifte bulunmuştu.
Ancak geçen sene henüz 21 yaşında olan bir gence yapılan bu teklif tam masaya oturulacağı sırada 800 milyon dolara çekilince, Facebook’un kaderi farklı bir yöne doğru yolalmış.
15 milyar dolarlık bir
şirketin tepesinde oturan
Facebook’un kurucusu 23 yaşındaki Mark Zuckerberg, işe bisikletle gidip konferanslara terlikle katılacak kadar rahat


Öyle ki siteye yatırım yapmayı planlayanlara sunulan bir raporda Facebook’un 2010 yılında 48 milyon aktif üyeye ve yıllık 250 milyon Dolar’lık bir gelire kavuşacağı öngörülüyordu.
Oysa daha 2007 yılında aktif üyeler 50 milyonu geçmiş durumda. Üstelik Microsoft, Facebook’un tüm dünyadaki reklamlarının pazarlamasını daha şimdiden üzerine aldı ve buna karşılık Facebook’a, şirketin henüz tam olarak bilinmeyen bir yüzdesine denk gelecek şekilde 240 milyon Dolar’lık yatırım yaptı.
Microsoft’un payı geçerliliğini ancak Facebook’a ilk mali derecelendirmede bir değer biçilebildiği takdirde rakama dökebilecek.
15 milyar Dolar gibi dudak uçuklatan dedikodulara bakılırsa, Facebook sitesi, bir zamanlar Time dergisi tarafından yılın adamı seçilen Amazon.com’un kurucusu Jeff Bezos’u bile gölgede bırakacak.
Yalnızca “gerçek yazılımcılar” başvurabilir!

Facebook’un başarılı yükselişinin ardındaki parlak fikirlere basit bir örnek verelim. Şirket, tabi ki her firma gibi yeni çalışanlarla büyüyor ama işe alımlarda ilk elemeler web sitesinde yayınlanan birbirinden ilginç bulmacalardan birini çözmekten geçiyor. Bu bulmacaları çözmek için iyi derecede programlama becerisi gerektiğini de belirtelim. İş bu kadarla da bitmiyor. Bulmacayı çözerken kullanılan program kodları ve tabi ki sonuç, iş başvurusunda bulunanların özgeçmişleriyle birlikte bir e-posta adresine yollanmalı. Nereye mi yollanmalı? Hayır, şirketin insan kaynakları departmanına değil. İleri derecede matematik bilgisine sahip olanların çözebileceği basit bir işlemin sonucu adına düzenlenen e-posta adresine.
 


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR