|
Birbirleriyle
şöyle ya da böyle, eskiden beri ya da yeni bağlantı
kurmuş gerçek kişilerin yeni buluşma noktası olan
Facebook, internetin en yeni icadı oldu.
Sitenin tüm dünyanın erişimine açıldığı andan itibaren
gördüğü yoğun ilgiyi Facebook kurucusu Marc Zuckerberg
şöyle tanımlıyor: “İnsanların Facebook’ta bulduğu en
önemli şey eski ya da yeni arkadaşları değil, onlarla
iletişim kurabilmenin ve haberdar olabilmenin
pratikliği”.
Facebook. Yani kelime anlamıyla öğrenci almanağı. Ama o
bildiğimiz almanaklardan değil. Okulda ya da işyerinde
çalışanların adına düzenlenen, içinde sadece vesikalık
fotoğrafların ve bazı kişisel bilgilerin olduğu
dosyalara verilen bir isim. Mark Zuckerberg isimli 19
yaşındaki bir Harvard öğrencisinin, kendi
üniversitesinin almanağını internete taşımak istemesiyle
başlayıp, sonunda Amerikanın Silikon Vadisi olarak
bilinen yatırım cenneti Paolo Alto’ya taşınan maceraya
bugün değer biçilemiyor.
Facebook’un büyülü dünyası, özellikle yoğun iş yaşamı
nedeniyle yakın çevresiyle sürekli bağlantıda
olamayanlar için biçilmiş bir kaftan. Zaten çok kısa
sürede bu kadar yoğun ilgi görmesinin en önemli nedenini
bu “bağlantı” temasına borçlu. Çünkü Facebook’a girenler
gerçek kimlikleri, hobileri ve çevreleriyle bu sosyal
ağa katılıyor. Tanıdıklarını davet ediyor, yıllardır
görmediği dostlarını bulup, onlarla haberleşebiliyor.
Kısacası deyim yerindeyse bu sanal sosyal ağ sayesinde
bir yerde geçmişine dokunuyor.
Facebook kılavuzu
Facebook’a üye olarak
aile, iş, arkadaş ya da okul çevresinden
tanıdıkları eklemek iyi güzel de, “peki ya
mahremiyete ne olacak?” sorusunun yan ıtı
tamamen sizin elinizde. Çünkü bu platformun
arayüzünde kişisel bilgilerinizin, hobilerinizin
ya da kimlerle arkadaş olduğunuzla ilgili
bilgilerinizin kimler tarafından
görülebileceğini belirleyebilirsiniz. Ayrıca
sizi eklemek isteyenlere de sınırlama
getirebilirsiniz.
Sanal gruplar oluşturma, kimlerin o an
Facebook’ta gezmekte olduğunu görebilme,
mesajlaşma ya da Facebook için geliştirilen
eğlenceli binlerce uygulama sayesinde
tanıdıklarınızla hoşça vakit geçirme burada
yapabileceklerinizden sadece bazıları arasında
bulunuyor.
Sitenin Türkçe arayüze sahip olmaması büyük bir
eksiklik ama üye sayısı bakımından dünyadaki ilk
5 ülke arasında Türkiye’nin bulunması gerçeği
büyük olasılıkla görmezden gelinmeyecek.
|
Facebook’un
oluşturduğu sosyal ağ tamamen sanal ama bu ağın
işlevselliğini sağlayansa katılanların tamamen gerçek
olması. Kendine özgü yapısı sayesinde takma adla ya da
sahte kimlikle siteye üye olanların bu ağın
nimetlerinden yararlanması çok zor. Çünkü eğer konu
mesajlaşma ya da iletişim halinde olmaksa, zaten bunu
gerçekleştiren sayısız ve çok daha başarılı seçenek
mevcut. Ama onların hiç birinde tanıdıklarınızın en son
kimi listelerine eklediğini, kimden hangi sanal hediyeyi
aldığını ya da kendilerini o an nasıl hissettiklerini
öğrenemezsiniz. Facebook’un en çok ilgi çeken
yanlarından biri olan “haber akışı” modülü işte böyle
bir ayrıcalık da sunuyor.
Türkiye ilk beşte
Önceleri sadece Amerika’daki üniversiteler arasında bir
çeşit arkadaş ağı olarak kurulan Facebook sitesi, veri
tabanını önce yine ABD’deki liselerle ve bazı devlet
kurumlarıyla geliştirdi. Buluş çok umut vericiydi ve
siteye eklenen yeni özellikler popülaritesini sürekli
arttırıyordu. Ama asıl büyüme ABD sınırları dışına
çıkıldığında başladı. Çünkü birbirine sıkıca bağlı bir
karakteristiğe sahip kültürler Facebook’u hemen
kabullendi ve sitenin gelişiminde önemli bir pay sahibi
oldu. Örnek mi? ABD, Kanada ve İngiltere dışında, en çok
Facebook üyesi olan ülkelere bakalım: Avustralya,
Türkiye, İsveç, Norveç, Güney Afrika ve Fransa.
Ülkemizde bu yılın ortasında popüler olan Facebook’un
bir milyonu aşkın üyesi bulunuyor. Bu korkunç rakam,
Türkiye’deki herhangi bir sanal topluluğun büyüme
hızından kat kat yüksek.
Okuldan uzaklaştıran sevda
Tabi bu ilginç süreçte her efsanevi başarının
arkasındaki insanı gülümseten minik ayrıntılar da yok
değil. Örneğin Zuckerberg’in Facebook’un kurulması
yolundaki ilk adımı olan Harvard’ın bilgisayar ağına
sızıp öğrenci bilgilerini alması, ona ciddi bir “okuldan
uzaklaştırma”ya malolmuş.
Daha üniversiteye başlamadan önce lise yıllarındaki
programcılık aşkının bir sonucu olarak yazdığı ve
ücretsiz olarak internete koyduğu minik bir programcık
ile Microsoft’un dikkatini çekmiş ama kendisine “okuldan
sonra bir uğra, konuşalım” şeklinde yapılan gayri resmi
iş teklifi yerine Harvard Psikoloji bölümünün yolunu
tutmuş.
Facebook’a bir değer biçildiği andan itibaren Amerika
tarihinin 25 yaş altındaki en zengini ünvanına layık
görülecek olan kıvırcık saçlı kıpır kıpır bu genç, bugün
bile işe hala bisikletiyle gidiyor, çağrıldığı
konferanslara ya da yatırımcılarla olan toplantılarına
blucin pantolon ve kazakla katılıyor.

Yatırımcıların gözdesi
Facebook’un bu baş döndürücü yükselişi, daha önce
milyar dolarlarını yatırıp elleri boş dönen
girişimcilerin artık her projeyi çok ince eleyip sık
dokuduğu bir dönemde bile şüpheyle karşılanmıştı. Yahoo,
bu site için önce 1 milyar Dolar’lık bir teklifte
bulunmuştu.
Ancak geçen sene henüz 21 yaşında olan bir gence yapılan
bu teklif tam masaya oturulacağı sırada 800 milyon
dolara çekilince, Facebook’un kaderi farklı bir yöne
doğru yolalmış.
15 milyar dolarlık bir
şirketin tepesinde oturan
Facebook’un
kurucusu 23 yaşındaki Mark Zuckerberg, işe
bisikletle gidip konferanslara terlikle
katılacak kadar rahat

|
Öyle ki siteye yatırım yapmayı planlayanlara sunulan bir
raporda Facebook’un 2010 yılında 48 milyon aktif üyeye
ve yıllık 250 milyon Dolar’lık bir gelire kavuşacağı
öngörülüyordu.
Oysa daha 2007 yılında aktif üyeler 50 milyonu geçmiş
durumda. Üstelik Microsoft, Facebook’un tüm dünyadaki
reklamlarının pazarlamasını daha şimdiden üzerine aldı
ve buna karşılık Facebook’a, şirketin henüz tam olarak
bilinmeyen bir yüzdesine denk gelecek şekilde 240 milyon
Dolar’lık yatırım yaptı.
Microsoft’un payı geçerliliğini ancak Facebook’a ilk
mali derecelendirmede bir değer biçilebildiği takdirde
rakama dökebilecek.
15 milyar Dolar gibi dudak uçuklatan dedikodulara
bakılırsa, Facebook sitesi, bir zamanlar Time dergisi
tarafından yılın adamı seçilen Amazon.com’un kurucusu
Jeff Bezos’u bile gölgede bırakacak.
Yalnızca “gerçek yazılımcılar” başvurabilir!
Facebook’un
başarılı yükselişinin ardındaki parlak fikirlere
basit bir örnek verelim. Şirket, tabi ki her
firma gibi yeni çalışanlarla büyüyor ama işe
alımlarda ilk elemeler web sitesinde yayınlanan
birbirinden ilginç bulmacalardan birini
çözmekten geçiyor. Bu bulmacaları çözmek için
iyi derecede programlama becerisi gerektiğini de
belirtelim. İş bu kadarla da bitmiyor. Bulmacayı
çözerken kullanılan program kodları ve tabi ki
sonuç, iş başvurusunda bulunanların
özgeçmişleriyle birlikte bir e-posta adresine
yollanmalı. Nereye mi yollanmalı? Hayır,
şirketin insan kaynakları departmanına değil.
İleri derecede matematik bilgisine sahip
olanların çözebileceği basit bir işlemin sonucu
adına düzenlenen e-posta adresine.
|
 |