SİTE İÇİ ARAMA

 

İnsanoğlunun bozamadığı bir doğada, vahşi hayvanları tanıma şansı yakalayacağınız safari, size belgesel tadında bir deneyim yaşatıyor. Indiana Jones filminin ortasındaymış gibi hissettiren turlar esnasında, bir aslanla göz göze gelmenin heyecanını yaşarken, doğayla bütünleşmenin keyfine varıyorsunuz.

Swahili dilinde ‘yolculuk’ anlamına gelen ve kökeni ‘seferi’ kelimesinden gelen safari, önceleri Avrupalı kaşifler tarafından avlanma amacıyla yapılan gezilere deniliyormuş. Ancak zamanla, doğal yaşamın korunmasının önemi kavrandıkça, avlanmanın yerini, vahşi hayvanları doğal yaşamlarında izlemek, iz sürmek, doğayla iç içe olmak anlamı almış. Günümüzde ise safari, doğal savanlarda ve ovalarda, kendi doğal yaşam ortamlarında özgürce yaşayan hayvanları yakından görmek için düzenlenen gezilere deniliyor. Alternatif tatil kavramları içerisinde ilk sıralarda yer alan safari, güneşin doğuşunun bile farklı olduğu yeryüzü cennetlerinde, doğal yaşamın uyumunu görebileceğiniz, hayvanlar arasındaki yaşam kavgalarına tanık olabileceğiniz, benzersiz bir macera ve ölmeden önce mutlaka yaşanmas gereken bir deneyim.
Safari denilince akla ilk Afrika geliyor. El değmemiş bir doğaya sahip olan Afrika ülkeleri, aslan, gergedan, çita, bufalo, fil, zürafa, hipopotam, zebra, antilop gibi hayvanları bir arada görebileceğiniz ender yerlerden biri. O nedenle de doğal hayatın hüküm sürdüğü bu topraklarda safari yapmanın zevki, o zamana kadar yaşadığınız hiçbir şeye benzemiyor.
Safarinizin tam anlamıyla bir safari olabilmesi için, Afrika’nın en büyük beş canlısı, aslan, fil, gergedan, çita ve bufalodan oluşan Beş Büyük’leri görmelisiniz. Aksi takdirde gerçek bir safari deneyimi yaşamış olmuyorsunuz. Göreceğiniz hayvan çeşidi ve sayısı belli olmayan safarilerde, hayvanlar çok iyi saklandığı için bazen iki saat gezip hiçbir şey göremeyip, bazen de hiç ummadığınız anda bir aslan ailesiyle burun buruna gelebiliyorsunuz. Ormanlar kralı aslanı; beş büyükler içinde arazide rastlanması en zor olan çita gibi yırtıcı hayvanları görmek, biraz şansa bağlı, biraz da ranger denen yerel rehberlerinizin yeteneğine. Aslında rangeriniz ne kadar tecrübeliyse, safariniz de o kadar mükemmel geçiyor. Hayvanları iyi tanıyan ve onları ne zaman nerede görebileceğinizi bilen, iyi iz süren bir ranger, size unutamayacağınız bir safari deneyimi yaşatabiliyor.

Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan macera
Vahşi hayvanları doğal hayatları içerisinde yakından görmek istiyorsanız, günün ilk saatlerinde uyanmaya hazırlayın kendinizi. Hayvanlar, güneşin ilk ışıklarının doğduğu saatlerde uyanıyorlar; çünkü Afrika’nın yakıcı öğle sıcağında çoğu köşelerine çekiliyor. Özellikle aslanlar, sabah saatlerinde ya da akşam serinliklerinde avlanıyorlar, öğlenleri ise, genellikle uyuyorlar.
Günün en serin saatlerinde çıkılan safarilerde, karasal iklim özelliği taşıyan Afrika’nın ayazını yemek istemiyorsanız, yanınızda polar ve rüzgarlık bulundurmalısınız. Gerçi araçlarda genelde battaniye oluyor; ama üstü açık jeeplerle gezeceğiniz için siz yine de tedbirli olun. Rahat ve sıcak tutan kıyafetlerin yanı sıra rahat yürüyüş ayakkabıları giyin. Pamuklu t-shirt, gömlek, şort ve pantolon en iyi seçim. Bu arada hayvanları daha iyi görebilmek için dürbün ve bu anı ölümsüzleştirmek için de kamera ve fotoğraf makinesi almayı da unutmayın. Güneş yanığından korunmak için güneş kremi ve dudak balsamı bulundurmakta da fayda var.
Günün ikinci safari turuna ise, öğleden sonra güneş ışıklarının yatay olarak gökyüzüne geldiği saatlerde çıkılıyor. Bu turda nemlenen havanın etkisiyle Afrika toprağının kokusunu duyuyor, ormanın daha vahşi yüzüne tanıklık edebiliyorsunuz. Çünkü aslanların avlanmak için en sevdiği saatler bu saatler; eğer şanslıysanız avlanan bir aslan ailesini birkaç metre mesafeden görebiliyorsunuz. Onları hayatta kalabilmek için avlanırken izlerken, garip ama bu vahşi hayat, o an size hiç de ürkütücü gelmiyor; kendinizi oranın bir parçası gibi hissediyorsunuz.

Hayvanlara yem olmamak için rehberinizi dinleyin
Safaride vahşi hayvanlara yem olmak öyle pek sık rastlanan bir durum değil ama hayati tehlike yaşamamak için rangerınızın koyduğu kurallara uymak gerek. Aslında, vahşi hayvanlar sizin içinde bulunduğunuz aracı, kendilerinden daha büyük ve hızlı kaçan bir hayvan olarak algıladıkları ve sık sık gördükleri için bu büyük hayvana saldırmayı pek düşünmezler. Ayrıca sizi doğayla bir bütün olarak görmeleri için de çok renkli giyinmemeli, doğal renkleri tercih etmelisiniz. Vahşi doğadaki hayvanların duyularının çok geliştiği ve insanların niyetlerini çok iyi anlayabildiklerini unutmamalı ve safari esnasında hayvanlara saygılı, kısacası doğayla uyumlu olmalısınız.

Safari yapılacak yerler
Hindistan gibi ülkelerde fil üzerinde safari turları yapılsa da, safari denilince akla ilk Afrika geliyor ve en çok bu ülkeler tercih ediliyor. Afrika’da genellikle milli park statüsündeki devasa arazilerde safari yapılıyor. Afrika’nın en önemli safari ülkesi Tanzanya, turistlerin gözdesi. Burada, Afrika Kıtası’nın vahşi ve cömert doğasının en tipik örneklerini görebiliyorsunuz. “Masai” dilinde ‘sonsuz ovalar’ anlamına gelen Serengeti Milli Parkı, en ünlü milli parklar arasında. Antropologlar tarafından insanlığın beşiği olarak tanımlanan Kenya ise, 30’un üzerinde milli park ile doğa rezervi barındırıyor. Bunlar arasında en çok dikkat çekenler Afrika’nın en prestijli savaşçı kabilelerinden Masai’lere ait olan, “Masai Mara” düzlükleri. Botswana da, doğanın bakirliği açısından Afrika’nın en çok turist çeken ülkeleri arasında yer alırken Zimbabwe’nin Makalolo düzlükleri, Angola, Namibia ve Zambia da safari için ideal yerler arasında. Güney Afrika’da 17 milli park ve bir milli göl bölgesi var. Bunların arasında vahşi yaşam örnekleriyle en zengin milli park olan, Kruger National Park’ı ile Pilanesberg Ulusal Parkı da en çok tercih edilenler arasında bulunuyor.
Safari tatilinde, milli parkların veya doğal koruma alanlarının sınırları içinde yer alan, ‘lodge’ denilen özel tesislerde konaklanıyor. Genellikle çadırlarda kalınıyor; ama bu çadırların çoğu otel konforunda. Safari başlı başına bir sektör haline gelince, kalınan yerler de kalite kalite olmuş. Asgari konfora sahip, doğayla iç içe bir konaklamayı tercih edebileceğiniz gibi yüzme havuzu konfounu da seçebiliyorsunuz. Hepsinin ortak özelliği ise, doğayla iç içe olması.
Doğal güzellikler açısından zengin olan Afrika, salgın hastalıklar konusunda en tehlikeli bölgelerinden biri. Bu konuda önleminizi almalı ve yola çıkmadan önce, tifo, tetanos, hepatit A gibi aşılar ile, gideceğiniz bölgedeki hastalık risklerine göre aşılarınızı yaptırmalısınız. Ayrıca yanınıza anti-sıtma tabletlerinden almanızda da fayda var. Önlemlerinizi aldıktan sonra, bu benzersiz maceranın keyfini doyasıya çıkarabilirsiniz.


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR