Hayatta
bilimin yaptığı buluşların çoğu için tesadüf derler. Ki
elmanın ağaçtan düşmesi, üçgende hipotenüs teorisi ya da
ışık hızının formülize edilmesi hep rastlantılar sonucu
ortaya çıkmıştır. Çok değil, en fazla 100 yıl öncesine
dayanan bir başka ilginç buluş ta tıpkı insan beyni gibi
bazı metallerin de “hafızaları” olabileceği gerçeği üzerine
kurulu. Literatüre “Shape Memory”, yani şekil hafızası
olarak geçen bu buluş, sınırlı sayıda metal bileşkelerinin
belirli bir sıcaklığa kadar ısıtıldıklarında, kendilerine
daha önce öğretilmiş şekillerine geri döndüklerinin fark
edilmesiyle ortaya çıkmış. Bu ilginç tespit doğada saf
olarak bulunan metallerde ne yazık ki yok. Ancak belirli
oranlarda birbirlerine karıştırılmış alaşımlı metallerin
bazılarında görülebiliyor.
İlk olarak 1962 yılında Amerikan Deniz Kuvvetlerine bağlı
bir laboratuarda fark edilen metallerin bu müthiş
yeteneklerini tam olarak şöyle açıklayabiliriz. Kendisine
belirli üretim teknikleriyle şekil verilmiş bir metali,
örneğin bir otomobil jantını düşünün. Bu jant, otomobil sert
bir çukura çarptığında eğilebilir. Yani şekil
değiştirebilir. Bu jantı eski orijinal şeklinde dönüştürmek
için el emeği devreye girer. Biraz torna, biraz çekiç
darbeleri ile jant eski görünümüne döndürülebilir. Şekil
hafızasına sahip akıllı metalden yapılmış eğri bir jant
kapağını tamir etmek içinse onu basit bir ısıtma işleminden
geçirmek yeterli. Çünkü jant ısıtıldıkça kendisini oluşturan
atom
parçacıklarının
bir önceki konumunu hatırlayacak ve onları tekrar eski
dizilişlerine geri döndürecektir. Etkileyici değil mi?
Kendi kendine “iyileşen” arabalar
Aslında fikir kulağa son derece heyecan verici geliyor ama
günlük hayatımıza kadar girmesi için henüz keşfedilmeyi
bekleyen pek çok yan etken var. Örneğin otomobilinizin
tamponunun bir otopark manevrası sonucu hafifçe duvara temas
ederek eğrildi diyelim. Bunun tamiratı için çekiç
kullanmaya, ya da tamponu komple değiştirmeye gerek
kalmayacağı bir gelecek hayal edin. Serviste tamponunuzun
kontrollü bir şekilde 450 dereceye kadar ısıtılarak, tıpkı
ilk günkü haline dönmesi bugün için mümkün değil. Çünkü şu
anda şekil hafızasına sahip olduğu bilinen metalleri,
bırakın hafif bir duvar darbesini, ilkokul çağında bir çocuk
bile kolaylıkla eğebilir. Bu nedenle işin içine can
güvenliğinin girdiği alanlarda kullanılması son derece
tehlikeli, tabi ki şimdilik…
Eğer günün birinde yeterince sağlam ve dayanıklı bir alaşım
bulunabilirse, akıllı metaller sayesinde yapılabilecekler
insan zekası sayesinde akla hayale gelmeyecek uygulamalara
kadar varabilir. Otomotivden, savunmaya, makine
parkurlarından tıbbi ürünlere kadar geniş bir alanda kendime
kullanım alanı bulabilir. Bilinen en popüler türünün özel
bir Titanyum-Nikel alaşımının olduğu akıllı metaller
dünyasında daha kat edilecek uzun bir yol var.
 |
Otomotiv: Özellikle torka
dayalı araçlarda daha fazla güç elde
edilebilir. Motor içindeki yüksek ısı
sayesinde uygun bir ısıtma ve soğutma
sistemiyle güç aktarma organlarındaki
sürtünme azaltılabilir.
Enerji: Sonsuz enerji üretiminde
kullanılabilir. Akıllı metalden yapılmış
yayların ısınınca gerginlik kazanmaları
sayesinde enerji depolanabilir. Böylece
verimlilik arttırılabilir.
Tıbbi cihazlar: Ortopedik
plantasyonlarda darbe gören uzuvların
metal aksamı tekrar ısıtılarak
“iyileştirilebilir”. Gözlük ya da yüzük
gibi aksesuarlara da aynı işlem
uygulanabilir.
İnşaat: Depremlere karşı ek bir
dayanıklılık sağlanabilir. Biraz uçuk
bir uygulama ama inşaat demirlerinin
olası bir depremde ısıtılarak tekrar
eski hallerine dönmesi sağlanabilir.
Güvenlik: Yüksek ısıya maruz
kalan metaller, hafızalarıyla belirli
bir ısıya ulaştıklarında ısı kaynağının
önünü kesmek için şekil değiştirebilir. |
|
 |
Akıllı metal anatomisi
Akıllı metal olarak bilinen alaşımların pek çok çeşidi var.
Bu alaşımlar ancak belirli bir yüzdeyle birbirleriyle
karıştırıldıklarında ve yalnızca belirli bir zaman diliminde
450-500 dereceye kadar ısıtıldıklarında akıllı
olabiliyorlar.
Örneğin Titanyum’un içine binde 4 miktarda nikel katılmış
olsun. Bu alaşımı yalnızca 20 saniyede 450 dereceye
kontrollü bir şekilde ısıttığınızda metal parçası eski
halini alabiliyor. Tabi eski halinin de yine özel ısıl
işlemlerle elde edilmesi gerekiyor. Bu süreçteki zaman
dilimi çok önemli. Çünkü üretim aşamasında alaşım içinde
gerilen atom parçacıklarının, malzemenin içine nüfuz etme
fırsatı bulamadan soğutulmaları gerekiyor. Böylece çıplak
gözle görülemeyen sayısız yay gergileri meydana geliyor. Bu
gergi mekanizması, malzemenin bir darbe sonucu bozulması
üzerine yeniden ısıtıldığında boşalıyor ve şekil değiştiren
metalin tekrar eski haline dönebilmesi için bir nevi ürünü
içten içe çekiştiriyor, ta ki ilk gergi konumlarına gelene
kadar. Ancak laboratuar şartlarında elde edilebilen bu
özellik, eğer “yeni tesadüflerle” zenginleştirilebilir ve
sağlamlaştırılabilirse, karşımıza umulmadık fırsatlar
çıkabilir.
|