SİTE İÇİ ARAMA

 

Onu, Günaydın Türkiye programıyla tanıdık. Farklıydı, muhalifti, sivri dilliydi, hazır cevaptı… Kimimiz çok sevdi, kimimiz ise nefret etti. Söyledikleri yüzünden saldırıya uğradığı bile oldu; ama yaşananlara sessiz kalmayarak, karşı olduklarını, ince espri anlayışıyla her zaman dile getirdi. Objektif bakacak olursak, sürekli gülümseyen yüzü ve yaramaz çocuk ifadesiyle, o, ekranlara gerçekten çok yakıştı. ‘Ben bir televizyon karakteri yaratmaya çalışmadım. Ben hep sadece ben olmaya çalıştım’ diyen Metin Uca ile Passaparola Programı’nın çekildiği TİM Stüdyoları’nda, çekim arası soluklanırken görüştük.
Bu arada hayranları için bir de müjde verelim: Metin Uca, Passaparola’nın yanı sıra, yakında Günaydın Türkiye tarzında bir programla da, haftada bir televizyon ekranlarımıza konuk olmaya hazırlanıyor.
 

Metin Uca’yı biz televizyondan gördüğümüz kadarıyla tanıyoruz, siz kendinizi bize anlatır mısınız?
Bir insanın kendini tanımlaması, çok zor. Özetle diyebilirim ki, 46 yaşında, başından bir Türkiye geçmiş; aklını, ülkesini ve insanlarını anlamakla bozmuş, kendi halinde, zararsız bir deliyim. Anlamak ve anladıklarımı paylaşmak isteyen; bunu değişik yöntemlerle yapmayı seven biriyim. Daha fazlasını söylersem beni anlayanlara karşı haksızlık etmiş olurum; o yüzden kendimi bu kadar tanımlayayım yeter.

Kimya Mühendisliği, Jeoloji Mühendisliği ve tiyatro eğitimi aldıktan sonra medyada yolunuza devam ettiniz. Neden medya?
Aldığım eğitimler, 4-5 ayrı işin birikimi, hayatı anlama ve insanları tanıma konusunda çok daha fazla zenginleştirdi beni; o yüzden kimin için ne yaptığını bilir halde başladım mesleğe ve öyle de devam ediyorum.

Medyanın bugünkü durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu ortamda yaptığınız işten memnun musunuz?
Bir ülke ne ise, medyası da odur. Kesinlikle, daha farklı olmaz. Bir boyun eğme ve korku toplumu olma yolunda ilerliyoruz. Sesini çıkarmayan insanları yaratma anlamında bir süreç yaşandığını düşünüyorum. Buna yönelik, yine de sesini çıkaran çok sayıda insan olduğuna ve bundan sonra da olacağına inanıyorum.
Evet, ben bu işi yaptığım için çok memnunum. Şanslı bir televizyoncu olduğumu düşünüyorum; istediğim şeyleri yapan ve istemediğim şeylere hayır diyebilen bir noktadayım. Bunun rahatlığı içerisinde çalışmaktan, bu işi yapmaktan keyif alıyorum.

Sizi ilk Günaydın Türkiye programında tanıdık. Farklı tarzınızla evlerimizin vazgeçilmez konuğu oldunuz? Bu kadar sevilen bir programı neden bitirdiniz?
Ben bitirmedim. Şu anda içinde bulunduğumuz medya iktidar ilişkileri bu tarz bir programın yapılmasına olanak tanımıyor; çünkü eleştiriye kapalı olmak, gülmeceden anlamamak; siyasi hicvi düşmanlık olarak algılamak, bence kişilerin biraz kafasının kıt olduğunu gösteriyor. Böyle bir dönemden geçiyoruz; ama bu da değişecektir, bu da geçecektir. Günaydın Türkiye tarzında, günlük değil de o haftayı irdeleyen bir program yapmaya hazırlanıyorum. Bu konuda girişimlerimiz sürüyor.

Ekranlarda zevkle izlediğimiz Passaparola programı, tek kişilik gösteriler, kitap… Metin Uca bu aralar başka neler yapıyor?
Aslında başka bir şey yapmaya pek vakit kalmıyor. Bir de özel gösterilerim oluyor. Şirketlerin etkinliklerinde, bayi toplantıları gibi organizasyonlarda, Passaparola yarışması düzenliyoruz. Programı, onlara hoşça vakit geçirtmek için daha keyifli, daha neşeli, biraz daha eleştirel, onların istek ve ilgi alanlarını tamamlayacak biçimde hazırlıyoruz. Ayrıca, kurumlara özel konferans ve söyleşiler, interaktif sunumlar, program sunuculuğu ve yarışmaların yanı sıra özel stand-up gösterileri de düzenliyoruz.

Tek kişilik gösterilerinizde de farklı mizah anlayışınızı sahnelere taşıdınız. Gösterilerinizden de biraz bahsedelim mi?
Kendime özgü mizahi eleştiri üslubumla, yaşadığımız gariplikleri anlattığım 2 perdelik komedi oyunumla, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin birçok ilinde ve yurt dışında izleyicilerimle buluşuyorum. Dört yıldan bu yana, sahne üstünde sürdürdüğüm ve yenilediğim tek kişilik gösterimde, Türkiye’ye özgü gariplikleri, Türk insanının renkli hayatını, buluşları ve sorunlara karşı arayışlarını, yoğun bir gülmece duygusu ile aktarıyorum. Gündelik hayatta farkına varmadıklarımızın, ülkemize özgü garipliklerin altını çizmeye çalışıyorum. Siyasetçilerin, ünlü isimlerin yaptıkları ve söyledikleri ile günümüz Türkiye’sinden bir kesit oluşturarak, seyircinin de kendini bulacağı bir Türkiye profilini gözler önüne seriyorum.
Sürprizlerle dolu iki saatlik gösterilerimizi, dev ekrandaki görüntüler eşliğinde gerçekleştiriyoruz. İlk gösterim, ‘Sahneden Canlı Yayın’da televizyonu anlatıyorduk, ikincisi ‘İlahi Medya Komedya’da ise, medyayı ele almıştık. Üçüncüsü ‘Türküm Doğruyum Konuşkanım’da da, bize dayatılanlarla yaşamaya çalıştığımız hayata, bir ayna tutuyor; yaşananları ince alaylı bir dille eleştiriyoruz.

Son kitabınız Tüh! ile birlikte, 3 kitap yazdınız. Kitaplarınızda nelerden bahsediyorsunuz?
İlk iki kitabım, ‘Her Tuzluğum Var Diyene Hıyarla Yetişemedim’ ve ‘Yes Yerine Orrayt Demek Caiz midir Hocam?’dan sonra son kitabım ‘Tüh!’le okuyucularımla buluştum. Tüh! ilginç bir kitap oldu. Son 4 yılı şeklen de anlatan bir kitap olsun dedik. Çünkü ülkenin içine bir şeyler yapıldığını düşünüyorum ve yapılanları da en iyi anlatan formun klozet olduğunu düşünüyorum. İktidarın üst düzey yöneticilerine bakarsak Türkiye bir sıçrama yapıyor; ama ben sadece ilk hecede kalındığını düşündüğüm için, ‘maya’ ramak kala ne yapılabilir sorusuna, kendimce aradığım cevaplar için yazdım bu kitabı.
Türkiye’de son beş yılda nelere maruz kaldık, nelere katlandık ve nelerin engellendiğini anlamak adına, rehber niteliğinde bir gülmece kitabı. İçerisinde, tüm bunları içeren test şeklinde sorular var.

Bu kadar dolu dolu yaşayan Metin Uca, ileriye dönük neler planlıyor? Gerçekleştirmeyi düşündüğü özel projeleri var mı?
Ben televizyonda başarılıyım, günlük yazı yazayım gibi bir derdim yok; ama kitap yazmaya devam edeceğim. Sahne üstü gösterilerimi, sürekli kendimi yenileyerek ve değiştirerek bir yerlere taşımaya, daha çok insana ulaştırmaya çalışıyorum. Bir yandan da televizyon işi yapmaya devam edeceğim.

Kendinizi geliştirmek için neler yapıyorsunuz? (Çok mu okuyorsunuz, gözlem mi yapıyorsunuz…)
Muhalif bir yanım var. Türkiye’nin kendisinden besleniyorum. Çevremde bildiğim, gözlemlediğim her şey, oyunlarıma, kitaplarıma malzeme oluyor. İnsan ve öyküleri, insanın karşılaştıkları ve bunlara karşı duyulması gereken tepkiler; yani yaşadıklarımız. Aslında ülkemizde mizahçılar bu konuda hiç açlık çekmezler. Ben bu durumdan, mesleğim açısından, çok memnunum; iyi ki böyle bir dönem yaşatıyorlar ki, biz de bunları gözleyip, bunlardan besleniyor ve buna karşı tepkimizi dile getiriyoruz.
Beni farklı kılan hayata bakışım ve duruşumsa, bundan memnunum ve bunu sürdüreceğim. Bu farklılığın getirileri, gösterilerimdeki farklılıkla ortaya çıkıyor. İnsanların gülmez diye burun kıvırabildikleri şeylerin, aslında çok komik olduğu görülüyor. Ben bunların altını çizmeyi seviyorum; ama güldürürken düşündürmek gibi bir iddialı lafım yok. İnsanlar tabii ki düşünürler. Ben hayattan, Türkiye’den, Türkiye’nin gündeminden besleniyorum; çünkü haberci kimliğim var. Oradaki gariplikler, benim anlatmak istediklerimle çeliştiği, çekiştiği ya da örtüştüğü noktalarda benim programım ortaya çıkıyor.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Çok teşekkür ediyorum. Derginizde bana yer ayırdığınız, okuyucularınızla buluşturduğunuz için teşekkürler. Türkiye’nin gittiği yolun, taşıdıklarının kendisine yük olmadan aşabileceği bir süreç olmasını diliyorum.
 

Metin Uca kimdir, diyenler için…

1961 yılında İstanbul’da doğdu. Ömrünün büyük bölümünü Ankara ve İstanbul’da geçirdi. İlk, orta ve lise eğitimini Ankara’da tamamlayan Uca, Kimya Mühendisliği, Jeoloji Mühendisliği ve Tiyatro eğitimi aldı. 1987 yılında Anadolu Ajansı’nın sınavını kazanarak muhabirlik hayatına başladı; Anadolu Ajansı, TRT, Kanal D, Milliyet EP Dergisi, Show TV, ATV ve Star televizyonlarında muhabir ve programcı olarak çalıştı. Günaydın Türkiye ve Pasaparola programları ile geniş kesimler tarafından tanınan Uca’nın çalışmaları arasında, 1999 yılından itibaren yaptığı, kendi özgün programları, yarışma programları ve tik kişilik sahne gösterileri yer alıyor. ‘Her Tuzluğum Var Diyene Hıyarla Yetişemedim’, ‘Yes Yerine Orrayt Demek Caiz midir Hocam?’ ve ‘Tüh’ kitaplarıyla, sabah programında anlattığı toplumsal çarpıklıkları, gülmece öyküleri halinde yayınladı. Yazılı ve görsel basında çok sayıda ödülü bulunan Uca, Pasaparola ve Miras adlı yarışmalarındaki renkli sunumuyla, TV eleştirmenleri tarafından Türkiye'nin en tanınan ve sevilen yarışma programı sunucuları arasında gösterildi.
Metin Uca gündemi
En son gittiği film: 4 ay 3 hafta 2 gün
En son okuduğu kitap: Gül, Haç ve Hilal “Malta Kuşatması” / Tim Willocks; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları / John Perkins
En Sevdikleri: Güzel kediler, lezzetli elmalar, Türk resminin ustaları,
onurlu insanlar
En Sevmedikleri: Osman
Yağmurdereli, Cemil İpekçi

Hafta içi her gün Kanal 1’de yayınlanan Passaparola Programı ile de sizlerle buluşmaya devam eden ve iyi derecede İngilizce bilen Metin Uca, sunucu, oyuncu, programcı, yapımcı ve yazar nitelikleriyle anılmasına karşın, gökyüzünü maviye boyayıcılığı, kırmızı elma ısırıcılığı ve yavru kedi şefkatçiliği görevlerini de sürdürmekte.
 


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR