Çalışanların ortak kabusudur Pazartesi günleri. Hiç
gelsin istenmez, gelince de sanki hiç bitmek bilmez.
Pazartesi Sendromu olarak adlandırılan bu duyguyu
aslında hepimiz yakından tanıyoruz. Tanıyoruz
tanımasına ama nedense onunla bir türlü baş
edemiyoruz. Sorun ciddi, çözümü zor; ancak imkansız
değil. Alacağınız önlemlerle, bu sendroma karşı
savaş açabilirsiniz.
En
sevmediğiniz gün hangisi diye sorulduğunda, cevap büyük
olasılıkla bellidir: Pazartesi. Öyle ki o günün stresi bir
gün öncesinden sizi etkisi altına alır. Pazar günü öğle
saatlerinde başlayarak, içinizi garip bir sıkıntı sarar; bu
sıkıntı akşam saatlerine doğru giderek artar, oturduğunuz
koltuktan kalkmak bile istemezsiniz. Karın ağrısı, uyuma
hali, baş ağrısı, uykusuzluk, stres… Pazartesi hiç gelmesin
istersiniz. Hepimiz kendimizde bir gariplik olduğunu
düşünürüz ama aslında bu gayet doğal bir durum. Pazartesi
Sendromu denilen ve bilimsel olarak kitaplarda da yer almaya
başlayan bu duygu, işini çok sevenler de dahil, çalışan her
insanın yaşadığı, yaygın bir sorun.
Ekonomiye de maliyeti büyük
Kişinin tüm enerjisini alan bu sendrom, çalışanların
performansını ciddi bir biçimde düşürdüğünden son yıllarda
işverenlerin de korkulu rüyası. Bir araştırmada, Britanya’da
hafta sonu tatilinin ardından işe uykusuz, yorgun ve
verimsiz dönen çalışanların ülke ekonomisine maliyetinin
yıllık 120 milyon sterlin olduğu tespit edilmiş. Uzmanlar,
çalışanların pazartesi günü işe dönerken, New York’a
denizaşırı uçuş yapmış kişilere denk yorgunluk hissettiğini
belirtiyor. Office Angels (İşyeri Melekleri) adlı işçi bulma
kuruluşunun araştırmasına göre de, çalışanların yüzde 51’i
Pazar günü en az sekiz saat uyuyor; ancak yine de
kendilerini pazartesi sabahı yorgun ve isteksiz
hissediyorlar. Pazartesi sabahı işe gitmeyi hiç
istemeyenlerin oranının ise, üçte iki olduğuna dikkat
çekiliyor. Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası’nın üye
işyerlerinde yaptığı bir araştırmada da, en fazla iş
kazasının pazartesi günleri yaşandığı görülüyor.
İngiltere’de depresyonda olan ve intiharı düşünen insanlara
yardım etmek amacıyla kurulan ‘Samaritans’ adlı gönüllü
yardım kuruluşunun en yoğun çalıştığı günün de pazartesi
olması tesadüf olmasa gerek.
Pazartesi Sendromu, bazı kişilerde çok ciddi sağlık
problemlerine bile neden olabiliyor. Uzmanlar, o gün sabah
kalkıp işe gitmek istemeyen kişilerde kalp ritminde
düzensizlikler, sersemlik ve ayılamama hali görüldüğü ve
bunun gün boyu sürdüğünü saptamışlar. Baş ağrısı, midede
yanma ya da ağrı, uykusuzluk, huzursuzluk, kaşıntı, deri ile
ilgili rahatsızlıklar da bu sendromu yaşayan kişilerin
şikayetlerinin başında geliyor.
Sebebi kişiden kişiye farklı
Pazartesi Sendromu’nu yaşamanızın birçok nedeni olabilir;
işini sevmemek, bunların başında geliyor. Yaptığınız işten
zevk almıyor, sadece para kazanmak için yapıyorsanız,
pazartesi günü demek, sevmediğiniz bir işi yapacağınız bir
haftanın başlangıcı demek oluyor ve bu kişilerde, iş yapmama
isteği, karamsarlık, yılgınlık gibi sorunlar ortaya çıkıyor.
Bu sıkıntıyı genel olarak yaşasanız da tatil sonrası olduğu
için Pazartesi günleri bu duygu daha ağır bir şekilde
hissediliyor; çünkü hafta sonu uzaklaştığınız o ortama dönme
fikri sizi bunalıma sokabiliyor.
Özellikle kariyer sahibi, iş yükü ve sorumlulukları yoğun
olan kişilerde görülen Pazartesi Sendromu’nu işini çok seven
kişiler de yaşayabiliyor. Bu durumda bunun sebebini iyi
saptamak gerekiyor.
Haftanın 5-6 gününü çalışarak geçiren ve dinlenmeye, sosyal
faaliyetlere zaman ayıramayan kişilere hafta sonu bir-iki
günlük tatil yetmiyor ve yoğun tempolu bir haftaya başlamak
çalışanlara zor geliyor. Bu nedenle de iş başı anlamına
gelen Pazartesi gününe karşı bilinçaltında bir tepki
duyulmaya başlanıyor; tatilin verimli kullanılmaması da
önemli bir etken. Bununla
baş edebilirsiniz!
Eğer sorun işiniz ise, her gün sevmediğiniz bir işe gitme
fikri, sizi işsiz kalma fikrinden daha çok yıpratacağı için
işinizi değiştirmeniz sorunun kökünden halledecektir. Eğer
böyle bir lüksünüz yoksa bu durumda işinizin sevdiğiniz
yönlerini görmeye çalışmanızda fayda var. Bu kariyer
olanakları olabilir, ekonomik şartlar veya iş arkadaşları
olabilir. Ancak sorun işiniz değil de tamamen o günle
ilgiliyse, bu noktada sorunun kaynağını araştırmak gerek.
Siz de nedenini bilmiyorsunuz ama bu sorunu yaşıyorsunuz ve
çözüm arıyorsanız, uzmanların bu konuda sunduğu önerilerle,
sorunu belki tamamen ortadan kaldıramayabilirsiniz ama
sıkıntıyı hafifletebilirsiniz.
İlk öneri: pazartesi günlerini sizin için cazip hale
getirin. Örneğin, o gün öğle yemeğinde veya akşam
saatlerinde arkadaşlarınızla buluşun; onları görme fikri
pazartesi gününü çekilir kılacaktır. Ya da o gün size en çok
yakışan kıyafetleri tercih edin; alacağınız güzel
iltifatlar, tüm psikolojinizi değiştirecektir. Bir diğer
öneri ise, cuma gününden masanızı toplayıp, ertesi hafta
yapılacak işlerin bir listesini çıkarmak. İşe başladığınızda
ne yapacağınızı bilirseniz, ‘nereden başlayacağım’ paniğine
kapılmazsınız.
Neler yapabilirsiniz?
Pazartesi günlerine, özellikle de sabah saatlerine toplantı
koymayın. Doğru karar veremeyeceğinizi düşünerek, önemli
kararları o gün almamaya dikkat edin. İşle ilgili bir sorun
çıktığında, mümkünse o gün çözmekte ısrar etmeyin. Çok
karmaşık gelen sorunları, ertesi gün çok basit bir şekilde
çözebileceğinizi unutmayın. Pazartesi günleri, trafik diğer
günlerden yoğun olacağı için o gün evden erken çıkmaya
çalışın; böylece karşılaşabileceğiniz problemlerden birini
ortadan kaldırabilirsiniz.
Uzmanlar, yapmamanız gerekenlerin dışında, yapmanız
gerekenler konusunda da önerilerde bulunuyorlar. Pazar
gününü kendinize ayırarak, vücudunuzu ve ruhunuzu
dinlendirin. Beslenmenize dikkat edin ve güne iyi bir
kahvaltıya başlayın. Sinirleri yatıştırıp, depresyonu
uzaklaştırmak için B vitamini almanızda da fayda var. Sizi
neşelendirecek müzikleri dinleyerek güne başlamak da
Pazartesi Sendromu’nun etkilerini azaltacaktır.
Güzel bir güne başlamak ve mutlu olmak için en son öneri de
olumlu düşünmek. Aslında en önemlisi de bu; çünkü pozitif
düşününce tüm sorunların altından kalktığınızı göreceksiniz.
Unutmayın, sizi yaşama bağlayacak, mutlu kılacak o kadar çok
nedeniniz var ki. Hiçbir sorunun bunu gölgelemesine izin
vermeyin.