Bu yıl da Oscar Walt Disney’e gitti
Şubat ayında yapılan 80. Oscar ödül töreninde gecenin en çok
merak edilen ödüllerinden biri henüz ilk dakikalarda belli
olmuştu. Animasyon harikası Ratatouille, Persepolis’in önüne
geçerek En İyi Animasyon Filmi ödülünün sahibi oldu. Jüri
üyeleri de Walt Disney imzalı Ratatouille’un taze ve şık
çekiciliğine karşı koyamamışlardı.
Ratatouille, herkesin büyük beğenisini toplayıp akıllarda
yer edinirken, bu yılki akademi ödülleri töreninde En İyi
Kısa Metrajlı Animasyon ödülünü alan 2006 yapımı Peter and
the Wolf’un aynı etkiyi yaratıp yaratmayacağı meçhul. Çünkü,
Walt Disney’in kazandığı bu başarı benzerleri için geçerli
olmayabiliyor. Benzer karekterlerin, filmlerin pek çoğu
unutulup, hafızalarımızda yer edinmezken Disney Amca’nın
akılda kalmayan, sevilmeyen karakteri yok gibi. Çünkü o,
hayatımıza girmiş, hatta iz bırakmış birçok ölümsüz çizgi
karakterin babası.
Yapımcı firmalar Oscar’lık başarılı projelere imza atsalar
da, hiçbiri Walt Disney karakterleri kadar kalıcı ve
etkileyici olamadı, olamıyor. Ve hiçbiri onun kadar çok
ödülü kucaklamadı. Geçmişten bugüne kısa bir göz attığımızda
Walt Disney’in Oscar’a en çok aday olan ve Oscar’ı en çok
kazanan kişi olduğunu söyleyebiliriz. Tam 64 kez aday olmuş
ve 26 kez de bu ödülü eve götürmüş. İlk Oscar ödülünü
1932’de alan Walt Disney, aynı zamanda 1953 yılında 4 dalda
aldığı ödül ile de bir
seferde
en fazla Oscar alan kişi rekorunu elinde tutuyor. Ayrıca
Walt Disney’e ödül kazandığı yapıtlarından biri Snow White
and the Seven Dwarfs/Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler için de
biri standart boyutta olmak üzere yedi minyatür heykelcik
verilmiş.
Peki nedir Walt Disney imzalı yapımları, o filmlerdeki
karakterleri unutulmaz kılan? Karekterler neden bu kadar çok
seviliyor, hiç düşündünüz mü? Aldığı Oscarl’ar bu başarının
bir kanıtı mı? Aslında cevabı çok basit… Hangimiz onlarla
büyümedik ki? Özellikle çizgi filmlerin en büyük izleyicisi,
Walt Disney’in de genel hedef kitlesi olan çocuklar gibi
masum ve savunmasız halleri, bu karakterleri başarılı,
samimi ve gerçekçi kılıyor. Ayrıca çocuklara olduğu kadar
yetişkinlere de hitap eden dev bir çizgi eğlence dünyası söz
konusu. Bugs Bunny, Donalt Dug, Mickey Mouse gibi çizgi
karekterleri seyrederek büyüyen nesillerin çocukları da
şimdi aynı ekran yıldızlarını izliyor, onlarla büyüyor.
Aslında izlemekle kalmıyor; bu kahramanların figürleri ile
bezenmiş ürünleri satın alıyor, onların resimlerinin olduğu
t-shirt’leri giyiyor, üzerinde Mickey’nin olduğu bardaktan
süt içiyor, Donalt amcalı kalemleri silgileri kullanıyoruz.
Çünkü hepsi birer marka ve çünkü onlar hayatımızın “iyilik
ve güzelliği sembolize eden” birer parçası. Kimbilir kaç
kuşak onlarla büyüdü ve daha kimbilir kaç kuşak onlarla
büyüyecek...
Çizgi dünyasının babası:
Walt
Disney
Kayıp Balık Nemo, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Aslan Kral,
Külkedisi Sindrella, yalan söyledikçe burnu uzayan Pinokyo,
sevimli köpekler 101 Dalmaçyalı, Uyuyan Güzel... Bu
karekterleri hayatımıza kazandıran kişi Walter Elias Disney;
yani hepimizin yakından tanıdığı ve çoğumuzun onu da bir
çizgi karekter sandığı Walt Disney...
İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Disney, Elias Disney
ve Flora Call’un beş çocuğundan biri olarak 1901 yılında
Chicago’da dünyaya geldi. Bir yandan okula, bir yandan da
Chicago Sanat Enstitüsü’ne giderken 16 yaşında eğitimini
yarıda bırakan ve ambulans şoförü olarak orduya yazılan
Disney, 1919’a kadar Fransa’da Kızıl Haç’ta çalıştıktan
sonra Amerika’ya geri döndü. Kansas’ta bir reklam
atölyesinde kendisi gibi çizgilere düşkün Ub Iwerks ile
tanışan Disney, onunla birlikte Iwerks-Disney Commercial
Artists’i kurdu. Ancak onun gerçek yeteneği olan animasyona
yönelişi Hollywood’a gelmesi ve Robert amcasının garajında
küçük bir stüdyo kurması ile gerçekleşti. Los Angeles’ta
kurduğu bu küçük stüdyoda hayata geçirmeyi planladığı çizgi
film ise neredeyse yarısını tamamlamış olduğu küçük bir kız
ve beraberindeki animasyon karakterlerden oluşan Alice
Harikalar Diyarı idi.
Alice
serisinin oldukça başarı kazanmasına rağmen yeterli talebi
görmemesi Walt Disney’i, yeni bir karakter üzerinde
çalışmaya yöneltti: Şanslı Tavşan Oswald,
Bir fare doğuyor
Walt Disney’in Şanslı Tavşan Oswald’ın ardından hayalini
kurduğu bir sonraki çizgi karakter Mickey Mouse’tu. Önceleri
bu karektere Mortimer adını vermişti ama eşi Lilly’in
önerisiyle ismi Mickey oldu. Mickey Mouse eleştirmenler
tarafından, en önemlisi de halk tarafından sevildi.
Mickey’ın başarısı ile yeteri kadar para kazanan Disney, bu
birikimini en yetenekli animasyoncuları bünyesine katmak ve
yeni şirketler kurmak için harcadı.
Mickey’ın yıldızı giderek parladı ve ünlü animasyon
tarihçisi Charles Solomon’un da dediği gibi sevimli fare,
dünyanın en sevilen animasyon karakteri Felix’n ışığını
söndürdü.
 
Fikrinin tutmayacağını
söyleyenleri yanılttı
Aynı zamanda iş adamı zekasını kanıtlamak istercesine Walt
Disney, Temel Reis gibi Mickey Mouse ile yarışan rakipleri
karşısında yeni bir adım atarak ilk uzun süreli ve renkli
animasyon müzikali üzerinde çalışmaya başladı. Bu işin
başarısız olacağına dair yapılan tüm eleştirilere kulak
tıkayan Walt, 1937’de romantizm dolu mükemmel bir hikaye
olarak tanımladığı Snow White and 7 Dwarfs/Pamuk Prenses ve
Yedi Cüceler hikayesini bir Amerikan masalına dönüştürdü.
Film, Disney'e birçok Oscar getirdi.
1940’da Pinocchio, 1941'de Uçan Fil Dumbo ve 1942'de Bambi
doğdu. 1950’lerde Hazine Adası ve Denizler Altında 20.000
Fersah ile gerçek aktörlerin bulunduğu sinema dünyasına
adımını atan Walt Disney, 1948 ve 1960 yılları arasında
hayata geçirdiği 13 True-Life Adventures hikayesinin sekizi
Oscar Ödülü kazandı.
Walt Disney, Winnie the Pooh, Uyuyan Güzel (1958),
Sindirella (1950), Üç Küçük Domuz, Güzel ve Çirkin, Robin
Hood gibi sayısız çizgi yaratırken, bugün gişede büyük
başarılara imza atan 101 Dalmaçyalı, Aslan Kral, Tarzan,
Oyuncak Hikâyesi, Bir Böceğin Yaşamı, Küçük Denizkızı, Mulan,
Denizler Altında 20.000 Fersah ve Şaşkın İmparator gibi
yapımlar onun yarattıkları üzerine kuruldu.

1940’da, çalışanlarının çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği
özel bir park kurma fikri aklına gelen Walt Disney, beş yıl
içinde Disneyland projesini oluşturdu. Walt Disney, bu
projede çalışan ‘hayal mühendislerine’ “Disneyland’ın
dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan
boya gezen bir tren olmasını istiyorum” demişti. 1955'te
California - Los Angeles'ın güneyinde Anaheim'da ilk
Disneyland eğlence parkını açan Walt Disney, ardından
Florida eyaletinin Orlanda kentinde ikinci eğlence parkının
açılışını yaptı. Bu parklar paris ve Tokyo'da da açıldı.
Babası, “sanatçı olacağım” dediğinde ona destek olmayacağını
söyleyince iyi ki, hayallerinden, rüyalarından vazgeçmemiş
Disney Amca. 15 Aralık 1966’da, 65 yaşında akciğer kanseri
sebebiyle yaşamını yitiren çizgi dünyasının babası Walt
Disney, yaratığı karakterler, ilham kaynağı olduğu filmler
ve çizgi dizilerin yanında 40 otel, 11 park, 2 su parkı, 8
büyük stüdyo, 6 plak firması, 11 televizyon kanalı ile büyük
bir ticari başarı olarak halen aramızda.
|