SİTE İÇİ ARAMA

 



BEĞENİ ANKETİ

 

Polen, çikolata, sigara, metal, toz, yumurta ve ilaç gibi çok sayıda çeşidi bulunan ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen alerji, günümüzde her üç kişiden birinin sorunu

Eski Yunanca'da "değişik reaksiyon" anlamına gelen alerji, bugün tüm dünyada yaygın bir sağlık problemi. Amerikada kronik hastalıklar arasında yetişkinlerde üçüncü, çocuklarda ise birinci sırada. Gerek ülkemizde, gerekse dünyada hem alerjik hastalıkların görülme sıklığında, hem de alerjik bünyeye sahip insanların sayısında artış söz konusu. Ve genele bakıldığında alerjinin görülme sıklığının % 30’u aştığı söyleniyor.
Modern yaşamın getirisi olarak özellikle hijyen kurallarını sıkıca uyguluyoruz. Bunun yanında antibiyotik tedavileri gibi tedavilerle enfeksiyonlar kontrol altında tutuluyor. Bu sebeplerle vücudun bağışıklık sistemi güçlenemiyor. Bu hastalıklar için yıllar önce ortaya atılan ‘hijyen hipotezi’ne göre özellikle sosyo-ekonomik olarak yüksek düzeyde yaşanan ve hijyen kurallarına çok sıkı dikkat edilen ülkelerin vatandaşlarında alerjik hastalıklar sıkça görülüyor. Tersine maalesef daha kötü koşullarda yaşayan toplumlarda alerjik hastalıklara daha az rastlanıyor.
Sanayi devrimi sonrası ortaya çıkan hava kirliliği; yine modern yaşamın getirdiği hazır gıda sektörü ve bu sektörde kullanılan katkı ve koruyucu maddelerle temasın artması; ayrıca aktif ve pasif sigara içiciliği, giyim ve çesitli ilaç kullanımlarının alerjik hastalıklara olan eğilimi artırıyor.
Dahası küresel ısınmanın etkisiyle hava sıcak ve nemli olduğu için bitkilerin polen zamanı uzuyor ve mayt (mite) denen ev akarları daha çok ürüyor. Bu da duyarlı insanlarda alerjiyi artırıyor.

Alerji / alerjen hakkında...
Alerji, genetik olarak yatkın kişilerde alerjen denilen protein yapısındaki bazı yabancı maddelere karşı bağışıklık sisteminin aşırı cevap vermesi ve bunun sonucunda ortaya çıkan hastalıklar grubuna verilen isim. Bazı kişiler havadaki tozlara, yedikleri besinlere, kullandıkları ilaçlara, eşyalara veya kozmetik ürünlere karşı aşırı duyarlı oluyor. Bu kişiler alerjik bünyeli olarak bilinirken, aşırı hassasiyetten sorumlu, reaksiyona neden olan bu maddelere de alerjen deniyor. Bu maddeler vücuda solunum yoluyla, mide-barsak sistemi veya deri teması ile girebiliyor. Bu aşırı duyarlılığın oluşmasının nedeni ise çevrede alerjenlerin bulunuşu değil, kişinin alerjik bir bünyeye sahip olması.

Alerjiye yol açan etkenler
Alerjenlere karşı vücudun reaksiyon gösterebilmesi için bu maddelerin vücuda daha önceden girmiş olması gerekli. Yani vücudun bağışıklık sistemi bu maddeyle daha önce karşılaşmış ve bunlara duyarlı hale gelmiş olmalı. Özellikle solunum yolu ile alınan ve en sık karşılaşılan alerjenler arasında akar, polen, hayvan tüyü ve küf mantarı bulunuyor.
Daha çok yastık, yatak, yorgan içinde yaşayan ev tozu akarlarına karşı olan alerji; astım, rinit ve nadiren de konjonktivite yol açıyor. Yakınmalar özellikle uykudan uyanınca başlıyor ve belirtiler yıl boyu sürüyor.
Polen tanecikleri de birçok alerjik protein içeriyor. Rüzgarla dağılan polenler geniş alana yayıldığı için bu polenlere karşı alerjisi olan kişilerin çevrelerinde bitki olmasa bile şikayetleri ortaya çıkabiliyor. Polen alerjisine yol açan başlıca üç bitki çayır otları, ağaçlar ve yabani otlar. Ağaçlar Ocak-Mayıs arası, çayır otları Mayıs-Temmuz arası, yabani otlar Temmuz-Ekim arası polen veriyor. Polenlere karşı olan alerji; allerjik rinit, allerjik konjunktivit, allerjik astım ve akut ürtiker şeklinde ortaya çıkıyor ve yakınmalar sadece yılın belli zamanlarında kendini gösteriyor.
Küf mantarları ise ev dışında bulunabilecekleri gibi ev içinde güneş görmeyen nemli yerlerde de bulunabiliyor. Havanın sıcak ve nemli olduğu zamanlarda, örneğin yazın sonlarına doğru ve erken sonbaharda daha fazla oluyor.
Alerjiye neden olan maddeler ağız ve enjeksiyon yoluyla vücuda girebildikleri gibi temas yoluyla da girebiliyor. Ağızdan girerek alerji yapan maddelerin başında yumurta, balık, çilek, pastırma, sucuk, salam, tahin helvası, kaymak, süt ve sütlü besinler, çikolata gibi kakaolu besinler, kinin ve bazı ilaçlar geliyor. Tetanos, difteri ve buna benzer koruyucu serumlar, tedavide kullanılan bazı ilaçlar (penisilin alerjisi gibi) ve böcek sokmaları enjeksiyon yoluyla vücuda girerek alerjiye neden olan etkenler. Deri ve solunum yollarına temas ile alerji yapanlar ise bazı bitki özsuları, çam ağaçlarından damlayan terebentin maddesi ile ilkbaharda meyve ağaçlarının çiçeklerinde bulunan sarı polen tozları ve hayvan tüyü.

Türleri de artış gösteriyor
Alerjiler cinsiyete ve yaşa göre de değişiklik gösteriyor. Bebeklik döneminde daha çok, gıdalara bağlı deriyle ilgili alerjik hastalıklar sıklıkla görülürken ergenlikte ve genç erişkinlikte en sık rastlanan alerjik hastalık saman nezlesi ve astım oluyor. Bunun dışındaki alerjiler genel olarak her yaş grubunda görülebiliyor. Bilinen bir başka gerçek de alerjinin genetik bir hastalık olduğu.

Alerji testleri önemli
Alerjide doğru teşhisin bir alerji ve immünoloji uzmanı tarafından konulması önemli. Bunun yolu da iyi bir hastalık hikayesi, muayene bulguları, doğru ve yerinde uygulanan alerji testlerinden geçiyor. Alerjenler hem kan alınarak yapılan testlerle, hem de deri testleri ile tespit edilebiliyor. Ama deride yapılan alerjen uygulamaları en sağlıklısı. Bugün birçok alerjen deri testlerinde uygulanmak üzere standardize edilmiş halde hazır bulunuyor. Uygulanabilecek en kolay, en ucuz ve en güvenilir test “alerji prick testi” denilen test. Bunlar can yakmayan ve son derece güvenilir sonuçları olan testler.

Nasıl korunabiliriz?
Ev tozu akarlarından korunmak için yastık, yorgan, yatak için özel dokunmuş kılıflar kullanılması; yatak çarşaflarının 55-60 derecede yıkanması gerekiyor. Ayrıca halıların muşamba ya da tahta döşeme ile değiştirilmesi; evin her hafta çift kat torbası ve HEPA filtresi olan süpürgelerle süpürülmesi; perdelerin kolay yıkanır kumaşlardan seçilmesi veya jaluzi tipi perdeler kullanılması; toz tutan malzemelerin kapalı dolaplarda tutulması; yumuşak tüylü oyuncakların sıcak su ile yıkanması; evdeki nem oranının azaltılması önemli.
Hayvan tüylerinden korunmak için tek geçerli yöntem hayvanın evden uzaklaştırılması ve bütün halı, yatak takımı ve mobilyaların vakum-temizleyici ile temizlenmesi. Evcil hayvanların en azından yatak odasının ya da evin dışında tutulması gerekiyor.
Rutubetli evler, bodrum katları, banyo, küvet ve lavabolar küf mantarların üremesi için en uygun ortamlar. Ayrıca mantar hassasiyeti olanların nemlendiricilerden uzak durması ya da nemlendiricilerin çok sık temizlenmesi önemli.

Tedavisi mümkün ama...
Alerjilerin önlenmesinde, çeşitli yollar denenebiliyor. Kişi hangi maddeye karşı hassas ise, o madde ile temasını önlemek birinci yol. Ancak yöntem ne olursa olsun, tedavinin bir alerji ve immünoloji uzmanı tarafından yapılması sağlıklı sonuca ulaşmak bakımından büyük önem taşıyor. Bazı hastalıklarda bir takım ilaçlar kullanılabildiği gibi, özellikle arı sokması alerjilerinde ve solunum yolu alerjik hastalıklarında aşı tedavisi uygulanabiliyor.


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR