SİTE İÇİ ARAMA

 

Çok değil 15 yıl önce 2. Dünya Savaşı’nda top sesleriyle inleyen Avrupa’yı “topun” peşinden koşturabilmek için 40 yıl beklemişti Henry Delaunay. Jules Rimet ile birlikte Dünya Kupası projesine imza atan, UEFA’nın ilk genel sekreteri Fransız’ın rüyası 1960 yılında gerçek oldu. “European Nations Cup” (Avrupa Uluslar Kupası) adıyla start alan kıtanın enbüyük futbol organizasyonuna savaşın izlerini silememiş Batı Almanya, İtalya ve İngiltere, bu Fransız centilmeninin teklifine “hayır”
diyerek gölge düşürdüler. Zaman herşeyin ilacıydı, onlar d
a gün gelecek bu kupanın cazibesine yenik düşeceklerdi!

Avrupa Futbol Şampiyonası bu yıl Avusturya ve İsviçre’nin ev sahipliğinde düzenlenecek. Türkiye olarak Avrupa kıtasının bu en önemli spor olaylarından birine üçüncü defa katılacak olmamız da bizlere ayrı bir heyecan katıyor. Avrupa Uluslar Kupası olarak 1960 yılında organize edilmeye başlayan bu turnuva, kesintisiz olarak dört yılda bir bugünlere kadar geldi. Bu yıl on üçüncü kez yüzmilyonları ekran başına kilitleyecek olan Euro2008’e gelene kadar yaşananları bu sayımızda kısaca hatırlayalım istedik.

1960 - Fransa
17 ülkenin katıldığı elemelerde Türkiye, Romanya’ya 3-0 kaybettiği ilk maçın rövanşında İnönü Stadı’nda Lefter’in 2 golüyle üstünlük kurdu ama elenmekten kurtulamadı. Kupaya damgasını vuran İspanya’nın kapılarını tüm dünyaya kapatan Generali Franco oldu. Aşırı sağcı lider çeyrek finalde Di Stefano, Kubala’lı milli takımını, komünizmin kalesi Rusya’ya göndermeyip turnuvadan çekilince, Fransa’daki yarı finallere ev sahibi ile birlikte üç Doğu Bloku takımı katılmaya hak kazandı: Rusya, Çekoslavakya ve finale kalan Yugoslavya. Paris’te Parc de Princes Stadı’ndaki finalde 90 dakika 1-1 sonuçlandı. 113. dakikada Ponedelnik’in golü Avrupa’nın ilk büyüğünü belirledi: SSCB

1964 - İspanya
29 ülkenin katıldığı turnuvanın evsahipliğini üstlenen General Franco’yu finallerde sürpriz bekliyordu. Çift maç elemeli sistemle başlayan turnuvada Türkiye, İtalya ile eşleşti. İlk maçta 6-0 hezimete uğrayan milli takımımız İstanbul’da da 1-0 kaybetti. Kupaya katılmak için 32 yıl daha beklememiz gerekecekti! İspanya’daki dörtlü finale SSCB, Macaristan, Danimarka ve İspanya kaldı. Finalde ise dört yıl önce Sovyetlerden kaçan General Franco, Madrid’de bu kez onların elinden kupayı almak istiyordu. İstediği oldu da. Santiago Bernabeu’da 80 bin vatandaşının arkasında İspanyollar bitime 6 dakika kala Martinez’in golüyle sahadan 2-1 galip ayrıldı.

1968 - İtalya
Bu yılda Avrupa Uluslar Kupası adını Avrupa Şampiyonası’na bıraktı. 4’lü finali belirlemek için elemelerde grup formatının uygulandığı kupada Yugoslavya, İngilizleri Dzajic’in tek golüyle yıktı ve Roma Olimpiyat Stadı’nda İtalya’nın rakibi oldu. 120 dakikalık final 1-1 sonuçlanınca iki gün sonra aynı stadda tekrarlanan maçta Riva ve Anastasi’nin golleri İtalya’ya ilk Avrupa Şampiyonluğu’nu getirdi.

1972 - Belçika
Evsahibi Belçika’yı 2-0 ile geçen Gerd Müller’li Almanlar, yıllar sonra bir faciaya sahne olacak Heysel Stadı’nda Müller’in iki ve Wimmer’in golüyle SSCB’yi geçerek Avrupa Şampiyonası’nda ilk kez zirveye çıktılar...
1976 - Yugoslavya
Çekler’de Panenka’nın topun dibine girip attığı aşırtma penaltı futbol literatürüne geçerken, Almanlar Hoeness ile kaçırınca Çekler kupayı kucakladı.

1980 - İtalya
Klaus Allofs ve “Altın Kafa” Hrubesch’li Almanlar finalde Belçika karşısında Rumen hakem Rainea’nın bitiş düdüğü çalmasına 2 dakika kala öne geçerek, Roma’da 50 bin seyirci önünde ikinci kupalarını kaldırdılar.

1984 - Fransa
1984 Avrupa Şampiyonası futbol tarihine en renkli ve en güzel futbolun oynadığı finallerden biri olarak yazıldı. Fransızların Platini, Giresse, Tigana, Luis Fernandez gibi yıldızları turnuvanın favorisiydi. Yugoslavların teknik direktörü Todor Veselinovic idi ve Hadzibegic, Saffet Susic, Stojkovic gibi yeteneklere sahiplerdi. Sepp Piontek yönetimindeki Laudrup ve Soren Lerby’li Danimarka. Belçika ise Enzo Scifo ile gelmiş sakat Erik Gerets’i evde bırakmıştı. B Grubu da yıldız kaynıyordu! Schumacher, Briegel, Matthaeus, Litbarski, Voller, Rummenige’li Almanya, Camacho, Gordillo, Santillana’lı İspanya, Chalana ve Jordao’lu Portekiz, Boloni ve genç yetenek(!) Hagi’li Romanya. Unutulmaz maçların ardından Paris’teki finalde İspanya’nın karşısına Platini’li Fransa çıktı. Turnuvada 9 gol atan büyük yıldız 2-0 biten maç sonrasında Fransa’ya tarihinin ilk kupasını kazandırdı.

1988 - Almanya
Türkiye eleme grubunda Yugoslavya, Kuzey İrlanda ve İngiltere ile eşleşti. Wembley’de 8-0’lık mağlubiyet futbol tarihimizin en büyük hezimeti olarak arşivlerdeki yerini alırken, elemeleri galibiyet alamadan tamamladık. Almanya’nın evsahibi sıfatıyla direkt katıldığı finallerde İtalyanlar genç yetenekleri Paolo Maldini, Vialli ve Mancini ile iddialı gelmişlerdi. Gary Lineker’lı kadrosuyla futbolu icat eden İngilizleri, sanki elemelerdeki öcümüzü alırcasına İrlanda, Hollanda ve Ruslar perişan edecekti. Van Basten’den 3 gol yiyen İngiltere, turnuvada toplam 3 mağlubiyetle ülkesine döndü. Tek kırmızı kartın çıktığı en centilmen finallerde kupaya elini uzatan son iki takım Hollanda ve SSCB oldu. Münih Olimpiyat Stadı’ndaki finale Gullit ve Van Basten ve Rusların ünlü kalecisi Dassaev damgasını vurdu. Gullit’in ilk golünden sonra 54’de Van Basten’in sağ çaprazda neredeyse sıfır açıdan vurduğu o unutulmaz vole Hollanda’ya ilk ve tek kupasını getirdi.

1992 İsveç
9. Avrupa Şampiyonası’nın kaderini yine politika ve tarih belirledi! Sovyetler’de yaşanan rejim değişikliği ve ülkenin parçalanması sonrasında SSCB, Estonya, Litvanya ve Letonya kökenli oyunculardan yoksun kupaya geldi. Yugoslavya’yı ise acı bir sürpriz bekliyordu. Ülkedeki iç savaş onların finallerden uzak tuttu ve büyük ikramiye grubu 2. tamamlayan Danimarka’ya çıktı. Çok daha fazlasını kazanacaklardı! Türkiye yine İrlanda ve İngiltere ile aynı grupta yer aldı ve bu kez daha az hasarlı da olsa grubu son sırada tamamladı. Finalde Danimarka’nın efsane kalecisi Schmeichel, efsane golcü Van Basten’in penaltısını kurtardı ve bir savaşın finallere getirdiği Danimarka kupayı evine Kopenhag’a götürdü.

1996 İngiltere
“Football Coming Home”. “Futbol evine dönüyor”du 10. Avrupa Şampiyonası finallerinin sloganı ve biz de vardık! İsveç, Macaristan, İzlanda’nın da yer aldığı gruptan İsviçre ile birlikte finallerin yolunu tuttuk. Teknik direktör Fatih Terim idi ve 4 yıl sonra çok daha büyük işlere imza atacaktı. Artık finallerde 16 takım vardı. Otoritelere göre 2004’den sonraki en sıkıcı finallerde Hırvatistan ve Portekiz’e 10, Danimarka’ya 30 mağlup olduk. Tek teselli gole giden rakibini düşürmeyen Alpay’a verilen FairPlay ödülü oldu. Finalde Bierhoff’un Çeklere uzatmada attığı “altın gol” kupayı üçüncü kez Almanya’ya götürdü.

2000 BelçikaHollanda
Şampiyona tarihinde ilk kez 2 ülke evsahipliği yapıyordu ve biz yine vardık. Finlandiya, Kuzey İrlanda ve Moldova’lı grupta Almanya’nın ardından finallerin yolunu tutan A Milli takım UEFA Kupası’nı kaldıran Galatasaray ağırlıklı kadrosuyla Mustafa Denizli yönetiminde bir önceki finallerden çok daha fazlasını yapmaya kararlıydı. Arnhem’de İtalya’ya 21 mağlubiyetle başladık, Eindhoven’de İsveç ile 00 berabere kaldık ve Brüksel’de Hakan Şükür’ün 2 golüyle Belçika’yı devirip İtalya’nın ardından gruptan çıkmayı başardık. Çeyrek finallerde Portekiz’e 20 mağlup olan A Milli Takım çok değil 2 yıl sonra Uzakdoğu’da tarih yazacaktı.
98 Dünya Kupası’nın sahibi Fransızlar, finalde İtalyanları Trezeguet’in uzatmada attığı altın volesi ile ezerek, kupayı ikinci kez Paris’e götürdüler.

Portekiz 2004
Final yolunu playoff’larda kaybettiğimiz bu turnuva evsahibi takımın gençler düzeyinde şampiyon olmuş Figo’lu altın jenerasyonu için son şanstı. Keyif vermeyen kapalı savunma futboluyla grup maçlarında dikkatleri çeken Yunanistan’ın bu turnuvada durmaya niyeti yoktu. Luz Stad’nda Markus Merk’in yönettiği ve 63 bin seyircinin tanıklığında Yunanistan yine beklenmeyeni yaptı. İnanılmaz savunması Portekiz ataklarına duvar oldu ve Charisteas’ın tek golü kupayı Atina’ya götürdü.
19602004. Futbolun doğduğu kıtanın en büyük futbol organizasyonunun 44 yıllık hikayesi burada bitiyor ama bizleri yeni bir hikaye, yeni bir heyecan fırtınası bekliyor. 729 Haziran tarihleri arasında İsviçre ve Avusturya’nın evsahipliğinde düzenlenecek olan Euro 2008. 8 yıl aradan sonra üstelik biz de varız!


 


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR