Tayvan, Doğu Asya'da Çin'in ve Japonya'nın güneyinde,
Filipinler'in kuzeyinde bir ada. Çin'in güneydoğu
sahillerinden 200 km uzakta, Tayvan Boğazı'nın karşısında
bulunuyor. Doğu kıyıları oldukça dağlık olduğu için nüfusun
büyük kesimi batı sahillerinde yaşıyor. Çinlilerin Ming
Hanedanlığı döneminden başlayarak adaya yerleştikleri
biliniyor. Genel olarak geçimini balıkçılıkla sağlayan
kabilelerin ardından, Tayvan 17. yüzyılda önem kazanmaya
başlamış. 1544'te adaya çıkan Portekizli denizciler buraya
“güzel ada” anlamına gelen “Ilha Formoza” adını vermiş.
Kısa süreli Hollanda koloni döneminin (1624-1662) ardından
Tayvan Çin'e bağlanmış. Birinci Çin-Japon Savaşının ardından
Qing Hanedanlığı tarafından Japonya'ya terk edilen ada,
1895-1945 yılları arasında Japon kolonisi olup, 1945'te
İkinci Dünya Savaşı sona erdikten sonra, o dönem Çin'e hakim
olan Çin Cumhuriyeti'ne iade edilmiş. Savaş sırasında
Çin’den göç edenler artmış ve nüfustaki asıl çoğalmanın
temelleri atılmış.
1971’de Tayvan Çin’den politik tartışmalar eşliğinde
ayrılmıştı. Halen Birleşmiş Milletler kuruluşlarına dünyada
tanınan bir devlet olarak katılabilmek için büyük çaba
harcıyor. Bu özel durumu nedeniyle Tayvan, olimpiyatlar gibi
uluslararası organizasyonlarda ve yazışmalarda “Taiwan, ROC"
ismiyle geçiyor. (ROC, Republic Of China).
Çin ve Tayvan
Şimdilerde Çin ile Tayvan arasındaki husumet birleşme
tartışmalarından kaynaklanıyor. Çin’deki bazı politikacılar
birleşme taraftarı. Hatta Tayvan’ı Çin’in bir parçası olarak
nitelendiriyorlar. Gelenekler, kullanılan dil, dini
inanışlar ve yaşam biçimi bakımından Tayvan Çin’in bir
kopyası.
Çin büyüdükçe, Tayvan üzerindeki ağırlığını ve baskısını
arttırıyor. Ancak Tayvan, dünya çapında bir devlet statüsüne
girebilmek için çaba harcıyor. Günümüzde ise diplomatik
olarak Çin Cumhuriyeti'ni tanıyan çoğu Afrika ve Orta
Amerika'daki küçük ülkelerin dahil olduğu 25 kadar ülke var.
Buna karşılık pek çok ülke Tayvan'da yarı resmi
temsilciliklerle (Örneğin, ABD Amerikan Kültür Derneği
tarafından) temsil ediliyor.
Türkiye de Tayvan'ı resmen tanımayan ülkeler arasında.
Ülkemizi Taipei’deki “Türk Ticaret Ofisi” temsil ediyor.
Buna karşılık Ankara’da ise Çin Cumhuriyetini temsilen
“Taipei Ekonomi ve Kültür Ofisi” faaliyet gösteriyor.

Teknolojinin kalbi
Dünyada bilgisayar sektörünün kalbi Tayvan’da atıyor. Sadece
bilgisayar da değil, elektronik cihazlar, ceplerde taşınan
en iyi kalite kalemler Tayvan’da üretiliyor.
Teknolojinin Tayvan’da bu denli gelişimi bir tesadüf değil.
1970’lerin başında, Tayvan’da teknoloji siyaseti uygulanmaya
başlanıyor. Ülkede sadece teknoloji alanında eğitim veren,
dünyaca ünlü Taipei Ulusal Teknoloji Üniversitesi var.
Tayvan devleti, halen ticaretin yurt dışına açılması için
mümkün olduğunca destek veriyor. Ticaret yapanlar, dünyanın
her yerindeki fuarları takip ediyor. Hatta söz konusu iş
adamları dernekler desteğiyle fuar programlarını birlikte
ayarlayıp stantlar için indirimler alıyor. Firmalar
birbirine rakip olsa bile… Yani ticareti, derneklerin ve
devletin yardımıyla, birlikte hareket ederek
güçlendiriyorlar. Birlikten güç doğacağını yıllar önce
anlamışlar. Belki de bu yüzden teknolojide ve daha pek çok
alanda lider durumdalar.

İlginç ve farklı bir ülke
Tayvan, pek çoklarına oranla turistik sayılabilecek bir ülke
değil. Çok gelişmiş, geleneklerine bağlı ve çalışkan
insanlarla dolu bir ada. Her ne kadar politik ve ekonomik
kaygılar nedeniyle Çin’le birlikte anılmak istemiyorsa da,
Tayvan bünyesinde küçük çaplı bir Çin kültürünü
barındırıyor.
Tayvan’da bildiğimiz soğuk su, soğuk su olarak bilinmiyor.
Gerçekten soğuk su içmek isteyince buzlu su istemek
gerekiyor mesela. O kadar çok çalışılıyor ki, eskiden
çalışmak için gittikleri ülkelerden, şimdi çalışmak için
insanların Tayvan’a gelmelerini sağlayacak kadar… Sadece
hafta sonları evlerinde, ailece yemek yiyor, iş günleri üç
öğün dışarıda besleniyorlar. Herkes cebinde bir not defteri
taşıyor; günlük, haftalık, aylık programını yapıp bu deftere
yazıyor. Tayvan’da sevilecek çok şey var; ancak insanların
birbirlerine ve ülkesine saygısı karşısında şapka çıkarmamak
elde değil.
Aynı zamanda batıl inançları da kuvvetli bir toplum. Ana
dillerinde dört rakamının telaffuzu ile ölüm kelimesinin
telaffuzu birbirine benzediği için, dört rakamının uğursuz
olduğuna inanıyorlar. Binaların dördüncü katlarında daha
ucuza kiralık yer bulunuyor. Ya da bu yüzden hastane, otel
gibi büyük binalarda dördüncü kat bulunmuyor. Ananas
kelimesi ile bol kazanç anlamına gelen kelimeler ise
birbirine benzediği için bu meyvenin şans getireceğine
inanıyorlar.
Dünyadaki hemen hemen bütün ada halkları gibi, Tayvanlılar
da sakin yaradılışlı insanlar. Yeşil ışıkta bir otomobil
hala duruyorsa ve sürücü cep telefonuyla konuşuyorsa, kimse
kornaya basmadan sabırla bekliyor. Birbirleriyle kavga
etmiyorlar.
Adada Tayvanlı olmayan herkesin, yani her turistin Amerikalı
olduğu zannediliyor. Ve yabancılara yardım etmek için hemen
herkes çırpınıyor. Ülkelerine uyguladığı özel politika
yüzündün Amerika’yı çok seviyorlar. İngilizce konuşmayı
herkes istiyor mesela. Tayvan`da Tayvan Çincesi konuşuluyor.
Bu biraz şive farkı olan bir Çince, Adada konuşulan ve biraz
daha zor anlaşılır diğer bir dil de Tayvanca. Çok zor olan
Çince alfabesini kolaylaştırmak için Çin’deki okullarda
birçok karakter kısaltılmış, yani kolaylaştırılmış olarak
öğretiliyor artık. Oysa Tayvanca, Çince’nin en eski haliyle
kullanıldığı bir dil; o yüzden de anlaşılması daha zor.

Başkent
Taipei
Taipei (Taypey) Tayvan’ın başkenti ve çok ilginç bir şehir.
Sokakları birbirinin neredeyse aynı; gezerken aynı yerden
defalarca geçilmiş izlenimi vermesinin tek nedeni bu. En
büyük caddelerinden biri olan Nanjing, doğu, batı, birinci,
üçüncü, beşinci kısım olmak üzere pek çok bölümden oluşuyor.
Burada kaybolmamak için en önemli ipucu gidilecek adresin
hangi kısımda olduğunun iyice ezberlenmesi; yoksa adres
bulmak mümkün değil.
Oldukça, daha doğrusu Çinliler’e nazaran daha dindar olan
Tayvanlılar’ın adasında gezilmeden dönülmemesi gereken
yerler tapınaklar elbette. İçlerinde en etkileyici olanı ise
Lungshan Tapınağı. Tarihi 17. yüzyıla dayanıyor. Zaten
sokağına girer girmez tütsü kokuları tapınağa kadar
rehberlik ediyor. Hemen her saat dua eden, tanrıların önünde
eğilen insanları görmek mümkün. Tapınak o kadar güzel bir
eser ki, fotoğrafını çekmeden dönmemek gerek.
Şehirde batı ülkelerindeki gibi taksi, metro, otobüsler,
özel otomobiller kullanılıyor. Metro, Londra, Paris, Moskova
metroları gibi büyük ve karmaşık ağlara göre çok basit ve
kullanışlı. Motosiklet ve bisikletler ise Tayvan halkının
vazgeçilmez bireysel taşıtları. Tayvan neredeyse bir
motosiklet cenneti. Sanki bayramlardaki özel gösterilerde
bir alay motosikletli bir yerden bir yere hareket ediyormuş
gibi, sokaklarda motosiklet orduları var. Park halinde
olanlar dahi, hatırı sayılır bir alan işgal ediyor.

Eğlence,
alışveriş, yemek…
En ünlü alışveriş merkezleri Sogo ve Mitsokosi, bizdeki gibi
sabah 9.00-10.0’da açılıyor, akşam aynı saatlerde kapanıyor.
Asya’nın en büyük alışveriş merkezi Living Mall, başkent
Taypey’de hizmet veriyor. 7/11 dükkanları şehrin en yoğun
bölgelerinde, dünyanın her yerinde olduğu gibi 24 saat açık.
Özellikle Taypey’de metro ağının ve otobüs hatlarının
kolaylığı alışverişi de kolaylaştırıyor.
Lungshan Tapınağı’na çok yakın “night market”, yani gece
marketi, hediyelik eşya için uygun bir alışveriş yeri. Badeh
Caddesi ise elektronik ve bilgisayarla ilgili son
yenilikleri görmek için cennetten bir köşe sayılıyor.
Fiyatlar çok ucuz değil ama en yeniler orada.
Tayvan'da en popüler eğlence yerleri barlar. Özellikle
karaoke barları… İçinde pek çok özel oda bulunan karaoke
barlarda Çince, İngilizce, Japonca, binlerce şarkı seçeneği
bulunuyor. Yüzlerce yıllık geçmişe sahip Çin festivalleri de
Tayvanlılar’ın katıldığı en önemli eğlenceler. Örneğin Çin
yeni yılı Tayvan’ın en önemli ve uzun bayramı. Ay (lunar)
takvimi kullanılan ve her yılın bir hayvan ismi aldığı
Çin'de yeni yıl ocak sonu ile şubat ortasında bir tarihe
denk geliyor. Yeni yıl kutlamaları 15 gün sürüyor ve “Kağıt
Fener” festivali ile kapanıyor.
Ejder Kayığı Bayramı (Dragon Boat Festival) ise, M.Ö. 277
yılında, Çin takvimine göre beşinci ayın beşinci günü
boğularak ölen halk şairi Chu Yuan’ı anmak için
düzenleniyor. Efsaneye göre şairi kurtaramayacağını anlayan
halk, şairi yememeleri için balıkların karnını kargı
içerisinde pişirilmiş pilav atarak doyuruyor. Bugün,
“Tzungtzi” adını verdikleri kargı yaprağına sarılı, yumruk
büyüklüğündeki sarma yeniyor. Dünyanın pek çok ülkesinden
gelen konukların da katıldığı kürek yarışmaları
düzenleniyor.
Başkentin en önemli ve damak tadı konusunda bize en yakını
Kunming Restoran bütün turizm kataloglarında bulunan, ünlü
bir yer. Sahibi, aynı zamanda Müslüman olan Yakup, Türk
olduğunu söyleyen müşterilerine hemen Çoban salata, Musakka,
Biberli et tavsiye ediyor. Aynı zamanda şahane bir pidesi
var.
“Mongolian Barbeque”, yani Moğol restoranları da ilgi
çekici. Tavuk, koyun, dana etleri müşteriler tarafından çiğ
olarak seçiliyor. Şef, sebze ve baharatla seçilen etleri
barbeküde kızartıyor. Et sevenler için çok lezzetli bir
durak.
Tayvan’da yaşayanların bazıları Budist inançları nedeniyle
et yemedikleri için, vejetaryen lokantalar çok yaygın. Bizim
damak tadımıza uygun olan yerlerden biri de bu vejetaryen
lokantaları. Yılan marketi ise çok ilginç bir yer. Küçük bir
pasajdan oluşuyor. İçinde yılan ve su kaplumbağası eti
yeniyor, yılan kanı içiliyor. Tayvanlılar için yılan ve su
kaplumbağası eti de, kanı da çok değerli. Çünkü gençlik
iksiri sayılıyor. Fotoğraf çekmek kesinlikle yasak.
Tayvan Türkiye’ye vize uyguluyor. Ankara’daki Tayvan Ticari
Temsilciliği’nden vize almak gerek. Ülkede para birimi
olarak Yeni Tayvan Doları (NT$ New Taiwan Dollar)
kullanılıyor. Kredi kartı kullanımı çok yaygın, fazla nakit
taşımaya gerek yok. Ama bozdurmak için Dolar ve Euro en
uygun döviz çeşitleri.

|