“Oyun Teorisi” çalışmasıyla 1994 yılında Nobel Ekonomi
Ödülü’nü kazanan, yaşayan en önemli matematikçilerden biri
olan kabul edilen John Nash’in hayat hikayesi oldukça zorlu.
Yıllarca şizofreni ile yaşamak zorunda kalan, tam 25 yılın
ardından hastalığından kurtulan ünlü profesörün hayatı “Akıl
Oyunları” filmine de konu olmuştu.
Oscarlı
film “Akıl Oyunları – Beautiful Mind”ı pek çoğumuz
izlemiştir sanırız. Russell Crowe’un başrolde yer aldığı Ron
Howard’ın yönettiği film, matematiğin gizemli dünyasını
gözler önüne sererken bir yandan da müthiş bir dâhinin sıra
dışı yaşamını anlatıyordu. Film o kadar başarılıydı ki,
başta En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Yardımcı Kadın
Oyuncu ve En İyi Uyarlama Senaryo dalında Oscar ödülleri
olmak üzere pek çok ödülle taçlandırıldı.
Buraya kadar her şey normal görünüyor. Başarılı bir film ve
ardı sıra gelen ödüller… Fakat bu filmi ilginç ve seyirci
karşısında da etkileyici kılan en önemli özelliği gerçek bir
hikâyeyi ele alıyor oluşu. Hem de akıl almaz bir hikayeyi…
Sylvia Nasar’ın 1998 yılında yazdığı romanından uyarlanan
“Akıl Oyunları”, günümüzün en önemli matematikçisi olarak
kabul edilen John Forbes Nash’ın sıra dışı hayatını
anlatıyor. Gerçekten de bir deha olmasının yanı sıra Nash,
yaşamıyla da çarpıcı biri…
21’inde
gelen başarı
John von Neumann’ın bulduğu oyun teorisindeki sorunları
çözüp, kullanılır hale getirdiğinde henüz 21 yaşındaydı John
Nash. Ve “Oyun Teorisi” ona yıllar sonra, 1994’te Nobel
Ekonomi Ödülü’nü kazandırdı. Ödül yıllar sonra geldi, çünkü
Nash uzunca bir süre bu dünyadan farklı bir yerdeydi… En
iyisi ünlü profesörün hayatını en başından anlatalım.
1928 yılında Bluefield – Batı Virginia’da doğan John Forbes
Nash, elektrik mühendisi bir baba ile Latince ve İngilizce
öğretmeni bir annenin çocuğuydu. Daha küçük bir çocukken ne
kadar zeki olduğunun belirtilerini göstermeye başlamıştı.
Diğer çocuklardan farklıydı, evde deneylerle uğraşmayı daha
çok seviyordu. Hele hele kitapları… Matematik merakı ise
Eric Temple Bell’in “Men of Mathematics” adlı kitabını
okumasının sonucunda ortaya çıktı. Lise sonrasında Carnegie
Institute of Technology adlı üniversiteye devam etti.
Doktora tezi için ise Princeton Üniversitesi’ni tercih etti.
Dahi
matematikçi ve aşk
Nash’ın doktora tezi “Oyun Teorisi”ydi. Ve bu teoriyle büyük
bir başarıya imza attı. “Oyun Teorisi” nedir diyenler için
hemen bir parantez açıp belirtelim. Nash, “Oyun Teorisi”yle
doğru strateji ile hareket edildiği taktirde bütün
tarafların pazarlık masasından azami kazançla
kalkabileceğini iddia ediyor. Bu anlaşma noktası da ‘Nash
Dengesi’ olarak tanımlanıyor. “Oyun Teorisi” ekonomi ve iş
dünyasından evrim teorisine, toplumsal olaylardan siyasete
kadar pek çok alanda kullanılabiliyor.
30 yaşına geldiğinde Nash artık “Oyun Teorisi”ne de imza
atmış biri olarak, matematik dünyasının en önemli
kişilerindendi. MIT’de (Massachusetts Institute of
Technology) profesörlük yaparken tanıştığı Alicia Larde ile
evlendi. Hatta bir de oğulları oldu: John Charles Martin.
Buraya kadar her şey gayet normal görünüyor. Dahi bir
matematikçi, ona âşık bir kadın ve mutlu bir evlilik… Fakat
işte tam da bu yıllarda Nash’in hayatı alt üst oldu. Paranoyak şizofreni!
Nash, 1958 yılında birden farklılaşmaya başladı. Etrafına
oda arkadaşıyla yapığı sohbetleri anlatıyordu. Oysa ki
Nash’in bir oda arkadaşı yoktu. Hayaller görmeye başladı.
Uzaylılarla bağlantı kurduğunu iddia ediyordu. Ve sonunda
1959 yılında hastaneye yattığında doktorlar teşhisi
koydular: Paranoyak şizofreni!
Sık sık hastaneye yatan Nash’in eşi
Alicia, 7 yıllık evliliğini bitirmek zorunda kaldı. Ama
daima onun yanında oldu ve Nash’ten hiçbir zaman ümidini
kesmedi Alicia.
Hayattan kopan, akli dengesini kaybeden John Nash, tam 25
yıl sonra gerçek dünyaya geri döndü, birden bire.
İyileşmesindeki en büyük etken ise ne doktorlar, ne de
ilaçlardı. Onu iyileştiren Alicia idi. Hatta profesörün
biyografisini yazan Sylvia Nasar da kitapta bunu özellikle
belirtir. Şizofreniden kurtulmasının ardından matematik
dünyasına tekrar parlak bir dönüş yaptı John Nash. Hastalığı
öncesindeki buluşlarından ötürü pek çok ödül kazandı. Ki en
önemli ödül, kuşkusuz Nobel’di. Sonrasında ise ona yıllarca
destek olan Alicia Larde ile tekrar evlendi. Nash’e yönelik iddialar
Halen bilimsel çalışmalarını yürüten Nash’in, filmi ile
gerçek hayatının örtüşmediğini iddia edenler de oldu. Mesela
bazıları Nash’in Yahudi karşıtı biri olmasına rağmen, buna
filmde yer verilmediğini belirttiler. 1967 yılında yazmış
olduğu bir mektubunun da ortaya çıkışıyla bu iddialar git
gide güçlendi. Nash ise CBS’e verdiği bir röportajında
Yahudi karşıtı olmadığını üstüne basa basa vurguladı ve
hastalığı döneminde duyduğu seslerden bahsederek şöyle dedi:
“Belirli dönemlerde garip fikirlerim oldu. Ama bu benim
bilinçaltı konuşmamdı. Bunu şimdi anlıyorum” dedi. Bir başka
iddia ise Nash’in eşcinsel oluşuydu. Dahi profesör bu
iddiaları ise kesin bir dille yalanlıyor. Tabii eşi Alicia
da…
Nash’in hastalığı başlamadan hemen önce doğan oğlu John
Charles Martin de maalesef şizofreni hastalığıyla boğuşuyor.
Nash’in bu durum karşısında yaptığı yorum ise oldukça
trajik: “Sanki şeytan bir bedenden çıkıp diğerine geçmiş
gibi...” Nash’in John dışında bir oğlu daha var: David Stier.
Fakat bu oğluyla da neredeyse hiçbir ilişkisi yok Nash’in.
Ama Nash David ile aralarının kötü olmadığını belirtiyor
röportajlarında.
Saltanat Kayığı ile
Boğaz turu
“Akıl Oyunları” filmiyle neredeyse tüm dünyada tanınan bir
isim olan Nash’in 2003 yılındaki İstanbul gezisi de oldukça
konuşulmuş, gazetelerde yer almıştı. Hatta kimi matematik
öğrencileri, Nash ile biraz da olsa konuşabilmek ya da en
azından onu
görebilmek için bayağı uğraşmışlardı. Nash, İstanbul
gezisinde Saltanat Kayığı ile güzel bir Boğaz turu yapmış,
gazetecilere verdiği röportajında da tarihe çok meraklı
olduğunu, İstanbul’da olmaktan mutluluk duyduğunu
söylemişti.
John Nash, artık şizofreniden çok uzak mutlu bir yaşam
sürüyor. Princeton’da matematik üzerine çalışmalarını
yürütüyor, ders veriyor… 1996 yılına kadar 23 bilimsel
çalışma yayımlayan Nash, iki de kitaba imza attı. Maalesef
Türkçe’de bulamıyoruz: 1996 tarihli “Essays on Game Theory”
ve “The Essential John Nash”. Her ne kadar bu iki kitap
bizde yayımlanmadıysa da Sylvia Nasar’ın John Nash
biyografisi “Akıl Oyunları”, 2002’de Petek Demir’in
çevirisiyle Altın Kitaplar tarafından yayımlandı. Hem filmi
izlemeyenlere, hem filmi izleyip de John Nash hakkında daha
geniş bilgi sahibi olmak isteyenlere duyurulur.