Ana Sayfa | Site Haritası  

   
Göçmen kuşlar, her yıl çıktıkları yolculukta adreslerini hiç şaşırmadan, hiçbir duraklarını atlamadan, yüzyıllardır sürekli hareket halindeler; üstelik pusulasız ve haritasız...
Dünyadaki on binlerce kuş türünün sadece sekiz bin kadarı her yıl binlerce kilometre katederek nesillerini sürdürmeye çalışır. Kimileri sürüler halinde, kimileri küçük gruplar halinde ömürlerinin sonuna kadar kendilerini bu uzun yolculuğa adarlar. Bu kuşların tek bir ortak amaçları vardır: Üremek ve beslenmek. Genelde kuzey iklimlerde çiftleşen bu kuşlar, daha sıcak iklime sahip bölgelerde dünyaya yeni gelen yavrularına hem uçmayı öğretirler, hem de onları büyük yolculuğa hazırlarlar. Ancak bu nedenlerin hiç biri göçmen kuşların neden yılda iki kere yer değiştirdiğini, hatta nasıl oluyor da, her yıl uçuşları boyunca haritaları bile olmadan uğradıkları durakları nasıl noktası noktasına bulabildiklerini kesin olarak açıklayamıyor. Göçmen kuşların uzun uçuşlarına iç güdüsel olarak hazırlandıklarını da söyleyebiliriz. Öyle ki, genlerinde uzak diyarlara göç etme nitelikleri bulunan hayvanat bahçelerinde, ya da kafeste beslenen kuşlar göç vakti geldiklerinde kıpır kıpır oldukları gözlenir. Kimileri, hiç durmadan ya da kısa aralıklarla uçmaya odaklandıklarından dolayı enerji depolamak için ağırlıklarını 2-3 katına kadar çıkarırlar; kimileri ise ilk hareket saatinin gelmesini beklercesine sabırsız bir şekilde kanat çırparlar.
Göçmen kuşların aslında hepsi tabiat ananın muhteşem bir eseridir ama bir tanesi hepsinden daha fazla öne çıkar: Leylekler. Uçarkenki heybetli yapıları, havada süzülüşleri ve elektrik direklerine ya da bacalara yuvalanmaları onları insana en yakın göçmenler olarak ayrı bir konuma koyuyor.

Pusulasız ve haritasız
bir yolculuk

Göçmen kuşların her yıl binlerce kilometre süren yolculukları sırasında yönlerini kaybolmadan nasıl tayin edebildikleri üzerine yapılan araştırmalarda ortaya sadece mantıksal tahminler atılmış durumda. Örneğin, kuşların tanıdık kara parçalarını ezberledikleri, sürekli sahil şeridini takip ettikleri gibi var sayımlar bir yere kadar doğru ama uzun deniz yolculukları yapanlar bu varsayımları yerle bir ediyor. Diğer taraftan gece uçuşu yapanlar içinse yıldızların onlara yol gösterdiği düşünülüyor. Bir diğer var sayım ise göçmen kuşların, dünyanın manyetik alan çizgilerini takip ederek kaybolmadan yönlerini bulabildikleri şeklinde. Gerçekten böyle bir yetenekleri var mıdır bilinmez ama bilinen şu ki, modern çağın nimetlerinden biri olan GPS sayesinde işaretlenen kimi göçmen kuşların izledikleri rotalar her yıl tıpa tıp aynı. Hatta inanılması güç ama, her yıl mola verdikleri yerler bile şaşmıyor.
Göçmen kuşların irili ufaklı yapıları onların uçuş stratejilerini de doğrudan etkileyen bir faktör. Örneğin bir sığırcık ile turnayı ele alalım. Sığırcıklar kendilerinden kat kat daha geniş kanat yapısına sahip olan turnalara göre birkaç kat daha fazla kanat çırpmak zorundalar. Bu nedenle daha fazla enerji harcamaları gereklidir. Bu gerçeğin bilincinde olan sığırcıklar göç mevsimleri yaklaştığında kısa bir sürede yağ yani enerji diyetine girerler ve vücutlarında bol bol yağ biriktirirler. Bu sürede ağırlıkları da belirgin bir şekilde artar. Göç başladığında ise belki de hiç durmadan uçabilecek kadar enerjileri vardır ama sadece nefeslenmek için yolda kısa molalar verirler. Turnalar ise hava akımlarından yararlanarak daha ağır vücutlarını yorulmadan taşıyabilmek için sık sık süzülerek uçmayı tercih ederler. Yalnızca turnalar değil, leylekler, kartal ya da şahin gibi yırtıcı göçmenler de havada metrelerce süzülerek uçabilme yeteneğine sahiptirler.
Göçmen kuşların hayranlıkla izlenebilecek bir başka özellikleri de havada çizdikleri V şeklindeki düzen olsa gerek. Öyle ya, ancak bu şekilde onları diğer sürülerden net bir şekilde ayırt edebiliyoruz. Bu uçuş düzeninin iki önemli avantajı var. İlki, en öndeki lider kuşu görebilmek. İkincisi ve tabi ki daha önemli olanı ise hemen öndeki kuşun yarattığı hava akımından yararlanarak daha az enerji harcayarak uçmak. Kuşların bu şekilde uçmaları sayesinde tahminen yüzde 20’lik bir enerji tasarrufu sağladıklarına inanılıyor. Eğer havada bu tür bir V oluşumu yakalarsanız, kuşların yerlerini sürekli değiştirdiğine de tanık olacaksınız. Özellikle de en önde uçarak en fazla yorulan lider kuşa eşlik edenlerin onun yerini nasıl almaya çalıştıklarını göreceksiniz.

Göçmen kuşların cenneti
Kesin olmamakla birlikte dünyada her yıl yaklaşık 50 milyon kuşun göç ettiğine inanılıyor. Bu miktarın yaklaşık yüzde 10’luk bir bölümü ise bizim de bulunduğumuz coğrafyada Avrupa ile Afrika arasında mekik dokuyor. Türkiye göçmen kuşlar bakımından oldukça zengin. Tahmini olarak 450’den fazla göçmen türü kuzey-güney rotasında Asya ile Avrupa arasında bir köprü konumundaki Türkiye üzerinden geçiyor. Ve özellikle de İstanbul boğazı göç aylarında bu kuşların rotalarının en sevdikleri bölümü olması açısından önemli. Zira amatöründen profesyoneline, kuş bilimiyle uğraşan ornitologlardan meraklılarına kadar geniş bir kitlenin de mükemmel bir seyir zevki oluyor.
Avrupa ile Afrika arasındaki dört önemli göçmen kuş rotasının ikisi Türkiye üzerinde. En batıda İspanya’dan Cebelitarık boğazı üzerinden uçan göçmen kuşlar, Orta Akdeniz’de İtalya üzerinden Cezayir’e, Türkiye’dense hem Marmara bölgesinden, hem de Doğu Karadeniz deltalarından süzülerek Hatay-İskenderun üzerinden Suriye, İsrail ve Mısır’ı da kat ederek Afrika’nın ortalarına, hatta kimi türler en güneyine kadar uçabiliyor.
Türkiye kuşlar için önemli bir kara parçası üzerinde. Göçmen kuş trafiğinin en çok yaşandığı hatlar ise kuzeyde Batı Karadeniz’den başlayıp İstanbul ve Çanakkale boğazı hattına uzanan alan ile doğuda Doğu Karadeniz’in Gürcistan sınırına yakın bölgeleri. Güneyde ise Hatay ili ve Amik Ovası, Afrika’ya ulaşmak isteyen göçmen kuşlarının toplandığı vadi olması açısından çok daha şanslı.
Bu yıl eğer fırsat bulabilirseniz, Ağustos ve Eylül aylarında Çamlıca tepesi ile Sarıyer sırtlarında sabah saatlerinde İstanbul semalarını sürekli kontrol edin. Binlerce leyleğin görkemli bir ahenk içinde boğazın üstünden süzülüşüne tanık olabilirsiniz.

Meraklısına notlar:

Genç ve dinamik leylekler günde hiç durmadan ortalama 10 saat uçabilir. Bu tempoyla İstanbul-İskenderun arasını 3 günde alabilirler. Daha yaşlı olan gruplar bu süreyi bir haftaya kadar uzatır. Yollarda gördüğümüz kendilerine yuva yapan leylekler genelde yumurtlama dönemine çok yaklaşmış ya da yorulmuş olanlardır. En tehlikeli yolculuğa çıkan kuşlar tek bir yönde toplam 15.000 km uçabilen deniz kırlangıçlarıdır. Bu kuşlar Kanada’dan başlayan yolculuklarına Batı Avrupa kıyılarını takip ederek Afrika’nın güneyinden Antarktika kıtasına kadar devam ederler.
Bandırma’daki Manyas, Milas-Söke arasındaki Bafa Gölü, Ege’deki Gediz Deltası, Hatay-İskenderun bölgesindeki Amik Ovası ve Belen Geçidi, Mersin’deki Göksu Deltası gibi Türkiye’deki belli başlı kuş cennetleri, göçmen kuşlar için önemli mola yerleridir.
 

 












 
 


Kültür ve Sanat Yayınıdır. Tüm Hakları Saklıdır.
Güvenlik Politikası