| |
|
 |
|
 |
1.Dünya
Savaşından sonra en ağır darbeyi alan Japonya ve Almanya’nın
uzun yıllar boyunca dünyayı askeri ya da ekonomik açıdan
sarsamayacakları ön görülüyordu. Almanya Hitler’in mirasıyla
baş etmek zorunda bırakılmışken, atom bombası kabusu yaşayan
Japonlar‘ın durumu çok daha vahimdi. Adeta küllerinden
doğarak ortaya daha güçlü bir toplum olarak çıkan Almanlar
ve Japonlar’ın, bu görkemli yeniden yükselişleri yakın
tarihin birer başarı hikayesi olarak tarih kitaplarında
yerlerini almış durumda. Bu itici gücün arkasındaki en
önemli motivasyon için muhtelif senaryolar üretilmiş ama en
gözle görüneni, “halkın tek bir amaç etrafında kenetlenmesi”
olmuş. Bu amacı tahmin etmek hiç de zor değil. Yaşanan
olumsuzlukları birer fırsat olarak değerlendirip, bu
süreçten daha hızlı çıkabilmek için toplumun her kesiminin
koşulsuz katılımıyla daha hızlı ve daha iyi çalışmak. Bu
konuda Kurtuluş Savaşı’mızı ilk sıraya koymak gerek.
milyonlarca bireyin tüm enerjilerini ortak bir amaç için
canla başla ortaya koymaları modern çağda akademisyenlere
önemli bir ilham kaynağı olmuş. Öyle ki, Japonya’da Tokyo
Üniversitesi profesörlerinden Kaoru Ishikawa’nın ortaya
attığı bir fikir olan “Kalite Çemberleri” günümüzde tüm
dünyada genel kabul görmüş bir fikir paylaşımı süreci haline
gelmiş durumda. Kısa ve öz olarak tanımlamak gerekirse,
kalite çemberini iş süreçlerinde bir işletmedeki tepeden
tırnağa her çalışanın fikrinin sorulması, önerilerinin din lenmesi
ya da sahip olduğu konumun dışındaki bir iş için bile
düşüncesel olarak katılımının sağlanması için oluşturulan
çalışma grupları şeklinde tanımlayabiliriz. Bu grupların
ortak amacı tabi ki adından da anlaşılacağı gibi yapılan
işlerde kaliteyi daha da arttırmak.
Kalite çemberleri ile beyin fırtınaları birbirleriyle sık
sık karıştırılırlar. Aslında her ikisi de birbirini
tamamlayan niteliklere sahiplerdir. İlk ortaya atılan
kavramın kalite çemberi olmasından dolayı, beyin fırtınası
kavramı, yalnızca kaliteyi arttırmak için değil, bir
işletmedeki her türlü soru ya da sorun karşısında bir çözüm
üretebilmek amacıyla çok daha genel bir alandaki çalışmaları
kapsar.
Günümüzde çoğunlukla insan kaynakları bölümlerinin sırtına
yüklenen bu tür şirket içi aktivitelerin aslında bu fikirler
ortaya atılmadan önce de yüzyıllardır yapıldığı bir gerçek.
Ancak arada modernizasyonun eseri olarak ortaya çıkan
metodolojilerin de eklenmesiyle günümüzde bir kalite
çemberinin nasıl oluşturulması gerektiği ve sorun – çözüm
önerileri – değerlendirme – uygulama – kontrol döngüsünün
nasıl işlemesi gerektiği konularında zengin bir çeşitlilik
göze çarpıyor.

Kalite çemberlerine katılım tamamen gönüllülük ilkesine
bağlı. Katılımcılar kendi aralarında bir lider seçtikten
sonra, biraraya geldikleri dönemlerde uyacakları kuralları
belirliyorlar ve ardından kendilerine verilen görev
doğrultusunda “beyin fırtınaları” yaparak fikirler
üretiyorlar. Bu fikirler daha önceden karar verilen
yöntemlerle eleniyor ve nihai sonuçlar kendilerine bu
görevin atfedildiği makama bildiriliyor. Bu tip çalışmalarda
motivasyon çok önemli. Çalışanlar mutlaka üstleri tarafından
motive edilmeli ve bu çalışmaların kariyerlerinde artı puan
olarak değerlendirileceğini bilmeleri gerekiyor.Bu durum
kalite çemberinin etkisini arttırmak için çok önemli.
Kalite çemberleri bir işletmenin her kademesinden çalışanın
bu tür çalışma gruplarına davet edilmesiyle kurum içinde
farklı bir sinerji yaratma düşüncesini de kapsıyor. Örneğin
şirketin tepe yöneticisi ile mutfak işlerinden sorumlu bir
çalışanı kalite çemberi gurubu içinde, ayn ı
çatı altında bir araya gelerek şirketi ilgilendiren bir
sorun hakkında ya da ortaya atılması istenen yeni fikirlerle
ilgili olarak görüş alış verişinde bulunuyorlar. Bu
yaklaşım, çalışanlar için inanılmaz bir motivasyon.
Kendisinden sadece mutfakta yararlanılmasının
beklenmediğini, geniş perspektifte şirketin belirli
politikalarına kendi varlığı ile katkıda bulunabileceği
şansını yakalama potansiyeli, verimliliği beklenmedik
şekilde arttırabiliyor. Kalite çemberlerinin yaygın olarak
yerleştiği Japon kültüründe, artık efsaneleşmiş hale gelen,
çalışanların “Ben şu şirkette şu görevde çalışıyorum” demek
yerine “Ben şu şirket için çalışıyorum” demeleri kalite
çemberlerinin doğurduğu iş felsefesinin, kültürünün ya da
bakış açısının doğal bir sonucu.
|
|
|
|
|
|