SİTE İÇİ ARAMA

 



BEĞENİ ANKETİ

 

Televizyon tarihinin klişelerinden biridir: 1946’da, ünlü Hollywood yapımcısı Darrly F. Zanuck, “televizyonun 6 ay ömrü olduğunu” ilan eder. Zanuck, insanların her akşam aynı kutuyla bakmaktan sıkılacaklarını düşünmektedir. Söz, “tarihin büyük yanılgıları” arasında kendisine yer bulacaktır. Televizyon, özellikle yüzyılın ikinci yarısında iletişim dünyasındaki egemenliğini ilan eder. Mademki çağ iletişim çağıdır, iletişim de haberleşmeden çok daha geniş anlamlar taşıyordur artık. Ticaret dünyasında, toplumların şekillenmesinde televizyon neredeyse başrole kadar yükselir. 90’lı yıllara gelindiğinde artık savaşlar dahi “on air” olmuştur. En büyüğünden en küçüğüne üniversitelerde çağdaş kızılderili sözü “kara kutu”nun sihrinin peşine düşen araştırmalar yapılır. Reklam dünyasının gözbebeği televizyon tepe noktasına tırmanırken, kendi görüntü kültürünü de oluşturur. Ancak her zirve, bir inişin, hatta eğer konunun içine teknolojinin dahil olduğu her alanda bir düşüşün de habercisidir. Televizyonun geleceği ile ilgili tartışma işte bu noktada düğümleniyor: Acaba televizyon F. Engels’in “Var olan her şey yok olmayı hak eder” görüşüne sadık kalarak salonlardaki yerini terk mi edecek, yoksa daha pozitivist bir rota izleyerek yok olmayacak, sadece şekil mi değiştirecek? Geleceğe dair araştırmalara bakılırsa, ikinci seçenek daha akla yatkın görünüyor...
Bilim ve toplumbilim arasındaki “öz-biçim” başka bir deyişle “arz-talep” ilişkisi, televizyon ve teknoloji arasında da tezahür ediyor. Teknoloji büyük bir hızla televizyon izleyicisinin yeni taleplerini karşılamaya çalışıyor. Daha gerçekçi görüntü sağlayan, daha az yer kaplayan, daha kullanıcıya özgü modeller birbirinin peşi sıra piyasaya sürülüyor. Ancak teknolojinin bu büyüleyici ilerlemesi sırasında ortaya çıkan yeni biçimler, izleyicinin de yeni beklentileri tetikliyor.


10 dakikalık reklam
Televizyon, birçok birleşeni olan, çok vagonlu bir tren... Ve bu büyük trenin lokomotifi, reklamverenler. Büyük şirketler arasındaki reklam savaşlarının en şiddetli olduğu mecra televizyon. Üstelik, sahası ve kuralları çok dikkatli çizilmiş bir alan bu. Kimse yanlış meydanda savaşmak ya da boşa kurşun sıkmak istemiyor. İşte bu nedenle, reklamların hangi kanallarda, hangi periyotlarla, hangi saatlerde ve hatta dakikalarda yayınlanacağı kadar, kim tarafından izleneceği de çok önemli. Bu kaygı, televizyonların kullanım alanını doğrudan etkiliyor. 6-13 Haziran sayısında televizyonların geleceği ile ilgili olarak geniş bir araştırmaya yer veren Newsweek dergisinde Brad Stone tarafından verilen örnek, konunun önemini yansıtıyor. Virgin Atlantic isimli havayolu şirketi, “yetişkin filmi” türünün bir parodisi denebilecek, ulusal kanallarda yayınlanması güç olan bir tanıtım filmi hazırlattı. Şirket uçaklarının first-class yatar koltuklarını tanıtan bant, otellerin izleme başına para ödenen kapalı devre televizyonlarında gösterildi. Reklam doğru yere gidiyordu ve sonuca ulaştı: 10 dakikalık promosyon, 1.2 milyon kişi tarafından ve 7 dakikalık bir ortalamayla izlendi. Reklamverenlerin ölçümleme konusunda berilsizlikler taşıyan kamusal televizyon kanallarının yerine tıpkı yukarıdaki örnekte olduğu alternatif alanlara yönelmeleri kaçınılmaz görünüyor. Bu alternatif alanların başında ise şüphesiz internet geliyor. Multi-media, yani televizyon ve bilgisayar monitörü olarak kullanılabilen ekranlar sizce sadece bir teknolojik gelişme mi? Yoksa bu cihazları yeni bir tele-bilgisayar izleyiciliği kültürünün öncüsü saymak mı gerekir?

İstediğim zaman, istediğim yerde
Çağın hızlanan yaşam temposu, zamanı giderek daha uçucu, dolayısıyla daha değerli kılıyor. Sabah kaçırmak istemediğiniz bir televizyon programını, işe giderken yolda cep telefonunuzdan izlemeye devam etmeye, programın sonunu ise işyerindeki kişisel bilgisayarınızın bir köşesine açacağınız küçük ekranda getirmeye ne dersiniz? Teknoloji, geleceği beklemeden, bu olanakları size bugünden sunuyor.
Bir de kamusal alanlarda yer alan plazma ekranlar var tabii. Metro istasyonlarında, deniz taşıtlarında, alışveriş merkezlerinde, resmi binalarda, kısacası insanların “beklemek” zorunda olduğu mekanlarda yapılan özel yayınlar, giderek yaygınlaşıyor. Bu gelişme de reklamverenlerin geleneksel mecralar üzerinde yoğunlaşmış dikkatini dağıtıyor.
İnternet ve bilgisayara entegre bir yayın anlayışı, zaman konusunda ulusal ya da dünya çapında yayın yapan kanalların dezavantajlarını bir kez daha yüzlerine vuruyor. Hem reklamveren hem de izleyici artık “istediğim zaman, istediğim yerde” beklentisini taşıyor... Tele-bilgisayar, bildiğimiz anlamda televizyonların hem haberleşme hem de eğlence misyonlarını daha etkin bir şekilde karşılamaya aday.

Poster-TV
Görüntü ve ses giderek hayatımızda daha büyük bir alan tutuyor. Restoran ve otellerin bar tuvaletlerinde müzik yayınının yerini bütünüyle plazmaların alması karşı konamayacak bir gelişme. Plazma teknolojisi ve onu da bir nostaljiye dönüştürmeye kararlı görünen yeni teknolojiler yaygınlaştığında, sabit görüntülerle dolan alanlar da yerlerini hareketli olana terk edecek gibi görünüyor. Sözün kısası, gençlerin odalarını süsleyen posterlerin yerine sevilen toplulukların videokliplerini gösteren “slim” ekranların kurulması, yayının ise istendiğinde değişmesi şaşırılmayacak bir öngörü...
 

 

TV’nin yeni adımları


Newsweek, teknolojik gelişmelerinin televizyon izleyiciliğini pasif bir eylemden interaktif bir sürece dönüştüreceği görüşünde. Dergi, televizyonun geleceğini yansıtan teknolojileri aşağıdaki gibi sıralıyor:
 

ON-DEMAND TV


İzleyicilerin istediği yayını seçebildiği, kablo, internet ya da uydu aracılığıyla elde ettiği görüntüyü durdurabiliyor, geri alabiliyor, ileri alabiliyor. Yayın, izleme başına ücretlendirilerek (pay-for-view) ya da sözleşmeyle izlenebiliyor.
 

DİJİTAL TV


Dijital televizyonlar, standart görüntülerin yanı sıra yüksek çözünürlüklü görüntüleri normal ya da geniş ekranda gösteriyor. Ses kalitesi CD ayarında. Dijital yayın, çok sayıda kanal ile birlikte 6 kanallı surround sesi de mümkün kılıyor.
 

IPTV


Bant genişliği yüksek bir internet bağlantısıyla yapılan yayın, izleyiciye çok sayıda tercih hakkı sunuyor. Diğer interaktif yöntemlere göre daha düşük maliyetli bir sistem.
 

DVR


Hard drive’ı bulunan bir televizyon seti. İzleyiciye yayını kayıt, dondurma, zoom ve ileri-geri alma olanakları tanıyor. Bu teknoloji, televizyondan kayıt yapmayı dijital kamera ile benzer bir tecrübe haline getiriyor.
 


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR