|
Kimi yerlerin bir hikayesi vardır.
Kimi yerler, geçmişin dokusuyla birlikte bir dizi
hatırayı da içinde taşır. Kimi yerler, şık ve iyi dekore
edilmiştir. Kimi yerlere sadece sizi iyi hissettirdiği
için gidersiniz. Kimi yerlere gitmenizin çok somut bir
karşılığı vardır; örneği bir restoran ya da lokanta ise
sözünü ettiğiniz, özel bir lezzetiyle sizi kendisine
çekebilir. Kimi zaman bir yere alışkanlıklarınız
sürükler sizi. Kimi yerlerse içinizi huzur doldurur.
Ancak, çok az yer bu çok yüzlü, çok katmanlı çekim
gücünün tüm etkilerine sahiptir. Böyle etkiye sahip olan
yerlerin pek çoğunun ortak özelliği “gelenek” sözcüğüyle
açıklanabilir.
Kapısında 1888 tarihi yazılı Hacı Abdullah
Lokantası’nın. Yaklaşık yarım yüzyıldır şu an bulunduğu
yerde, İstiklal’den Tarlabaşı Bulvarı’na kıvrılan
Sakızağacı Sokak’ta hizmet veren lokantada yıllardır
damıtılan küçük küçük detaylar toplanıp yukarıda sözünü
ettiğimiz geleneği oluşturuyor.
Bugün daha çok tarih kitaplarında gördüğümüz, Ahilik
Teşkilatı’nın son örneklerinden Hacı Abdullah.
Osmanlı’nın son yıllarında, dönemin ticari hayatının
merkezlerinden olan Karaköy’de açılmış. Ruhsatı II.
Abdülhamit tarafından, bizzat verilmiş.
|

|
Abdullah Efendi adıyla açılan
lokantada, resmi ve özel heyetler ağırlanırmış.
Ahilik Teşkilatı’nın özünü oluşturan “ustadan çırağa”
kuralı işlemiş, 1915’te Abdullah Efendi Beyoğlu’na,
Rumeli Han’a taşınmış. Ustalar yerlerini çıraklarına
bıraktıkça, lokantanın Beyoğlu’ndaki gezisi de sırasıyla
Bursa Sokak’ta, Ahududu Sokak’ta, Sadri Alışık Sokak’ta
sürmüş. Kurumun halen Osmanlı-Türk mutfağının temsilcisi
olma yeteneği işte buradan, ustadan ustaya aktarılan
bilgi ve terbiyeden geliyor olsa gerek. Hacı Abdullah’ı
bir nostalji olmaktan çıkaran, Beyoğlu müdavimlerinin
buluşma noktası, İstiklal’e eğlenmeye çıkanların uğrak
yeri ve kentin yurtdışından gelen ziyaretçilerinin merak
odaklarından biri yapan da...
Elbasan tava... Hünkar beğendi... Manisa kebabı...
Çömlek kebabı... Fukara keşkül... Ayva tatlısı...
Sakızlı muhallebi... Tüm bu geleneksel lezzetleri bir
arada bulabileceğiniz ender yerlerden biri Hacı
Abdullah. Bir de yeri gelmişken söyleyelim.
kompostoları, özellikle de karışık olanı bir harika.
Daha girişte türlü tülü konserveler karşılıyor sizi.
Hemen onları geçtiğinizde sağınıza dikkatli bakın, reçel
kavanozları var.... Birer dekorasyon malzemesi değil
onlar, alıp evinize götürebilirsiniz.
Şimdi biraz başımızı kaldırıp içeriyi daha dikkatli
gözleyebiliriz. Üç ana salonu bir de son yıllarda açılan
asma katı var Hacı Abdullah’ın. Döşemelerde kullanılan
karanfil motifleri Fatih Sultan Mehmet’in kaftanından
alınmış. Laleler de Lale Devri’ne gönderme yapıyor.
Kumaşlar, Aykut Hamzagil imzasını taşıyor. Boya olarak
yine bir Osmanlı geleneği, kök boya kullanılmış.
Dekorasyonda Topkapı Sarayı’nın Saray-ı Hümayun bölümü
model alınmış. Duvarlardaki minyatürlerin tesadüfen yan
yana durduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Onlar da
saraydan, Surname bölümünde bulunan ve sarayın yeme içme
adabını yansıtan minyatürlerden bire bir işlenmiş. Bir
de antikaları var tabii Hacı Abdullah’ın. Sefer tasları,
tencereler, tabaklar, kahve tavaları... Hepsi yine yeme
içme ile ilintili.
Tüm bu sıraladıklarımızdan sonra
servis ile ilgili bir yorum yapmaya gerek kalmamış olsa
gerek. Burada servis iyi bir tercüman gibi; aşçıyla
aranızda duran ve varlığını hiç hissetirmeyen bir
köprü... Hacı Abdullah’ı bize anlatan Recep Bey,
tariflerinin gizli olmadığını söylüyor. Recep Bey’in
“Herkes keşke bu yemekleri öğrense de evinde de yapsa”
sözünden yola çıkarak, biz de sizi birkaç Hacı Abdullah
tarifi ile baş başa bırakalım diyoruz. Unutmadan,
Ramazan ayında da Hacı Abdullah, çok özel mönüleriyle
konuklarını ağırlıyor...

Hacı Abdullah’ın Asma Katı, atmosferi bütünüyle
değiştirmiş. Duvarlardaki minyatürler sarayın yeme içme
adabını yansıtıyor. |
|
ELBASAN TAVA
Malzemeler (4 kişilik)
750 gr. parça kuzu eti
100 gr. tereyağı
2 soğan
1 yemek kaşığı salça
2 diş sarımsak
4 bardak su
Kekik
Karabiber
Tuz
Sos malzemesi
1 su bardağı un
50 gr. tereyağı
100 gr. rende kaşar peyniri
1 lt. süt
2 yumurta
Tuz
|
 |
|
HAZIRLANIŞI
Etleri 1 lt. suya 50 gr. tereyağıyla birlikte, 1
saat haşlayın. Soğuduktan sonra etleri sudan
alın ve lif lif ayırın. 50 gr tereyağını
tencerede kızdırın, ince kıyılmış soğanları
kavurun, et, tuz, karabiber, salça ve doğranmış
sarımsağı ilave ettikten sonra 10 dakika kadar
karıştırarak pişirin. Ateşten alarak porsiyonluk
öbekler halinde tepsiye koyun.
Sos için yağ ve tuzu birlikte 5 dakika kavurun,
üzerine soğuk sütü ve yumurtayı ekleyin iyice
karıştırarak pişirin. Öbeklerin üzerine sosu
dökerek ve kaşar peyniri serperek, 180 derece
fırında 15 dakika pişirdikten sonra sıcak servis
yapın.
|
|
 |
MANİSA KEBABI
Malzemeler (4 kişilik)
500 gr. Kuşbaşı et
2 havuç
2 patates
200gr. bezelye
2 soğan
2 diş sarımsak
2 domates
4 sivribiber
1 lt. Su
50 gr. tereyağı
Kekik
Tuz
Krep malzemesi
1/2 su bardağı un
1 su bardağı süt
1 yumurta
1 dal maydanoz
1 dal dereotu
tuz
|
| HAZIRLANIŞI
Soğanlar ince kıyın, tereyağında pembeleşinceye
kadar kavurun. Havuçları ince ince dilimleyin,
etlerle birlikte soğanlara ekleyin, 20 dakika
kadar pişirin. Üzerine 5 su bardağı su, patates,
bezelye, sarımsak ve tuz koyarak 45 dakika
kaynatın. İyice pişen malzemeleri süzgeçten
geçirip bir tepsiye yayın, üzerine kekik serpip
suyunu çekmesi için 10 dakika 180 derece fırında
pişirin. Krep için un, yumurta, süt ve tuzu
iyice çırpın. Karışıma en son ince kıyılmış
maydanoz ve dereotunu ekleyin. Teflon tavaya
ince etli harcı yerleştirin, bohça şeklinde
kapayıp, ters çevirerek tepsiye dizin, üzerine
biber dilim domates koyarak 180 derece fırında
10 dakika pişirin, sıcak servis yapın.
|
|