SİTE İÇİ ARAMA

 

Bir tarz meselesi:
 

Scooter



1947’de ortaya çıkarak 50’li yıllara damgasını vuran Scooterlar, yeniden caddelerde. Scooter trafikten kaçanların haftasonu gezginlerinin yeni gözdesi.


Scooter motosikletler, tüm dünyada ikinci baharlarını yaşıyor. Avrupa’nın hemen tüm kentlerinde ve ABD’de sokakları “arşınlayan” scooterlar, son yıllarda ülkemizde de oldukça popülerleşti. Batı’da scooterların çoğalmasının önemli nedenlerinden biri trafikse ikincisi emisyon yasaları. Bizde ise özellikle İstanbul’da giderek daha da “bıktırıcı” bir hal alan trafiğin birinci neden olduğunu kestirmek güç değil. 50’li, 60’lı yıllarda genç olanlar, yollardaki (ve bazen de kaldırımlardaki!) sayıları giderek artan bu sevimli araçlara baktıklarında acaba neler düşünüyorlar? İşte hem bu sorununun yanıtını bulabilmek hem de bugün yeniden bir “kültür” haline gelmekte olan scooterlara daha yakından bakmak için şöyle bir geçmişe dönelim istedik.

Scooterın icat tarihi olarak 1947 yılı gösteriliyor. Düşük maliyetle üretilen, az yakıt harcayan araçlar, tam da savaş sonrası kendisine gelmeye çalışan Avrupa ekonomisinin ihtiyaçlarına yönelikti. İtalyan tasarımcı Enrico Piaggio ilk motoru Vespa, yani böcek diye adlandırmıştı. O tarihten bu yana, scooterın rakibi diğer motosiklet türleri değil, otomobiller oldu.
Scooter motosikletlerin dünyadaki bir merkezi İtalya ise, bir diğeri de İngiltere’dir. “Modernist” sözcüğünün kısaltması “mod”, aynı zamanda 50’lere damgasını vuran bir altkültürün adı. “Cumartesi-pazar” insanları diyebileceğimiz modlar, (erkeklerin pantolon paçaları biraz kısa olsa da) şık giyimleriyle haftasonu partilerini renklendiriyorlardı. Mod kültürünün en önemli ortak paydalarından biri ise scooter motosikletlerdi. Giysileri gibi motorları da renkliydi onların; scooterlarının ön kısımlarını onlarca ışıkla donatırlardı. Dönemin, mod ve scooter kültürünü günümüzün clubber kültürüne benzetsek, çok mu ileri gitmiş sayılırız?
Birçok akım gibi mod kültürü de zamana yenildi. 60’lardan sonra scooterlar da tabir yerindeyse geri çekildi. Ancak tabii ki yok olmadı. Belki de 2000’li yılları karşılamak için dinleniyorlardı. Yine de onları sık sık sinema ve reklam filmlerinde gördük. Yarattıkları imge, büyük motorlara kıyasla daha barışçı, daha rahat ve daha şehirli idi. Scooter kullanmak sadece bir ulaşım tercihi değil, aslında bir tarz sorunu olageldi. Büyük motorlara göre scooterların bir başka avantajı ise unisex olmaları. Nitekim, özellikle son yıllarda scooter kullanan bayanların sayısı gözle görülür oranda arttı. Bu alanda oluşan piyasa o kadar büyüdü ki; bir yandan dünyaca ünlü markalar peş peşe yeni modeller çıkarırken, Uzakdoğu ve Doğu Avrupalı şirketler de Türkiye pazarını odağa aldı.
Geçtiğimiz yaz scooterların ülkemizdeki belki de en parlak yılı oldu. Sonbaharda da güneşli günlere motor sesleri karışacak. Ve eminiz ki, önümüzdeki yaz, bu yıldan da daha scooterlı olacak.

 


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR