|
Galatasaray
Üniversitesi İşletme Bölümü öğrencisi Nilay,
yöneylem ödevini e-posta ile yolladı. Vefa
Lisesi mezunu Muzaffer, bugüne dek hiçbir
şeye İngiltere’deki bir açık üniversiteden
aldığı kabul belgesi kadar sevinmemişti.
Konservatuar öğrencisi Berk, okula enstrüman
çantasıyla değil, laptop bilgisayarıyla
gidiyor. Logoist adlı yazılım şirketi, Ar-Ge
departmanını ülkenin en tanınmış
üniversitelerinden birine taşıdı;
departmanda araştırma elemanı olarak çalışan
öğrenciler şimdiden küçük birer maaş almaya
başladılar. Bir başka üniversitemiz, tanıtım
broşürlerinde öğretim üyelerinin bilimsel
yayınlar dışında günlük gazetelerde
yayınlanan makalelerinin sayısına da yer
verdi. Tüm bu kurmaca örnekler, tek bir
temel gerçeğe işaret ediyor: Üniversite
değişiyor.
Değişim ve yenilenme bugünün dünyasının
belki de en belirleyici kavramları. Ve bu
değişimin merkezinde bir özne olarak yer
alan üniversiteler de kuşkusuz değişimden
kendi paylarına düşeni alıyor. Kestirmeye
çalıştığımız şu: Üniversiteler nereye
gidiyor?
Öğrenci odaklılık
Üniversite, “liseden sonra gidilen yerin
adı” değildir. Geleneksel eğitim anlayışının
aksine, üniversiteler kümülatif bilginin
veriliği yerler olmaktan çıkıp öğrencilere
daha özgün yetkinlikler kazandırma
sorumluluğu ile karşı karşıya. Piyasa
kavramlarından “müşteri odaklılık”,
üniversitede de karşımıza pekala “öğrenci
odaklılık” biçiminde çıkabilir. Ülkemiz,
yurtdışındaki pek çok ülkede uygulanan
sistemlerle tanışıyor. Yakın bir gelecekte
belirli bir disiplin altında, neredeyse her
bir öğrenci farklı bir programa sahip
olabilecek gibi görünüyor. Örneğin, halka
ilişkiler alanında bir lisans eğitimi alan
öğrencilerin, halkla ilişkiler disiplininin
temel ilkelerine haiz olduğu varsayılıyor.
Ancak üniversitenin disiplinler arası bir
programla bir öğrencisini eğlence sektöründe
halkla ilişkiler, bir diğerini ise
yayıncılık sektöründe halka ilişkiler gibi
uzmanlıklarla mezun etme olanağı var ise
bunu neden kullanmasın? Bu durum ayrıca daha
spesifik alanlarda ve disiplinler arası
yüksek lisans programlarının açılmasını da
beraberinde getireceğe benziyor.
İşbirliği
Geleceğe dair bütün soruların yanıt
sürecinde yer alıyor üniversite: Dünyanın
enerji sorunu ne yöne evrilecek? Nüfus
sorunun boyutu nedir ve sorun nasıl aşılır?
21. yüzyıl insanı stres ve depresyonla nasıl
mücadele eder? Uluslararası terörizm nasıl
engellenir? Çevre sorunları yarının
dünyasına istemeyeceğimiz bir biçim mi
verecek? Tüm bu sorular, öncelikle
üniversitede masaya yatırılıyor. Bu da
üniversitelerin bilimsel değerlerini
koruyarak kabuk değiştirmelerini zorunlu
kılıyor.
Günümüzde teknik bilgi alanlarında faaliyet
gösteren bölümler, özellikle endüstriyle ve
ticaretle eşgüdümlü çalışmak zorunda. Bu
sadece bazı büyük çaplı araştırmalara finans
sağlanması değil, aynı zamanda önceliklerin
tespit edilmesi açısından da elzem. Nitekim,
üniversitede üretilen bilimsel bilginin daha
sonra şirketlerin Ar-Ge departmanlarında
işlenmesi bilişim, otomotiv, enerji gibi
çağımızın başat sektörlerinin rutin çalışma
biçimine dönüşmüş durumda. Özel
üniversitelerin bu alanda daha girişimci
olduğu görülüyor. Ancak kuşkusuz gelecekte,
devlet üniversiteleri de bu değişime daha
fazla ayak uyduracak.
Yapısal değişim
Üniversitelerin yaşaması muhtemel görünen
yapısal değişikliklerin anahtarı,
küreselleşme. İnternetin gelişip
yaygınlaşması ile birlikte dünya ölçeğinde
açık üniversite programlarına talebin
artması ve ülkemizin de dahil olduğu öğrenci
değişim programları, bunun açık göstergeleri
olarak kabul edilebilir.
|