SİTE İÇİ ARAMA

 

Her zaman karanlıkla özdeşleştirilen yeraltının en renkli tezatı metro. Merdivenlerin, peronların metalik yüzeylerinde, yolcuların İstanbul kadar renkli görüntüleri yansıyor.

Kent, pek çoğumuz için biraz da yolda olmak demektir. Onun aritmik temposu herkesi girdabında savurur, her bir yolcusunu başka bir köşesine dağıtır. Hemen herkes başka bir yere gider her sabah. Ama kentin ortasında, zeminin metrelerce altında öyle bir yer var ki tüm dağılanları topluyor. Gizli saklı bir yer orası, her semtten, her kesimden, her yaştan, her mizaçtan insanı kendisine çekiyor. Bir kapısından aldığı kalabalığı diğer kapısından boşaltıyor. Peki ama, aşağıda neler oluyor?
Tanınmış kentler arasında, dünyanın en genç metrolarından birine sahip İstanbul. Siz onun hattının kısa olduğuna bakmayın, 2000 yılından bu yana yüzbinlerce yolcu taşıdı. Evet; küçük bir metro İstanbul’daki, kentin ulaşımının merkezinde yer almak için henüz çok yetersiz. Ama biliyoruz ki, bu değişecek. Saatler kaybettiğimiz bezdirici trafiğe karşı en ciddi alternatif olarak, sınırlarını hızla genişletiyor.
Her zaman karanlıkla özdeşleştirilen yeraltının en renkli tezatı metro. Merdivenlerin, peronların metalik yüzeylerinde, yolcuların İstanbul kadar renkli görüntüleri yansıyor. Bakın bir dede, gelecek treni unutmuş, torununu seyrediyor. Şuradaki genç çift Taksim’de inip, İstiklal Caddesi kapısından çıkacak galiba. Biraz hüzünlü mü görünüyorlar yoksa? Tuhaf, az önce bir çift daha vardı aynı bankta. Kimisinin acelesi var, koşar adım iniyor merdivenlerden. Kimisi ağırdan alıyor.
İçeride biraz fazla uzun kaldığınızda zaman kavrayışınız bulanıklaşıyor. Büyük saatler saymasa uçup gidecek dakikalar. Saatlerin yerini seferler alıyor.

- İndiğimizden beri bu kaçıncı tren?
- 6 kuzey, 5 güney oldu galiba...
- Bozuk paran var mı?
İçim kıyıldı, bir bisküvi alalım
makineden.
- Dur, bekle, diğer istasyondan
alırız. Tren geliyor...
Trenin içinde de apayrı bir atmosfer var. Burada, tabir yerindeyse, herkes kendi dünyasında. Gazete karıştıranlar, kitap okuyanlar, reklam panolarına dikkat kesilenler, dalgınlar, telaşlılar... Vagonda her şey yolunda. Herkes nereye kaçta ulaşacağını biliyor. Ama acaba ön tarafta işler nasıl? Makinist ne yapıyor? Bu koca araç nasıl çalışıyor?

Karanlık tünelde...
Makinist, kusursuz işleyen bir mekanizmanın gözetmeni, küçücük kabininde. Aynasından kapıları kontrol ediyor. Açıyor, kapıyor. Açıyor kapıyor. Geri kalan her şey otomatik. Ama yine de makinistlik büyük bir dikkat istiyor. Sırtında yüzlerce can taşıyor.
Önümüz karanlık, bir dahaki istasyona kadar ışık görünmüyor.
Demiştik, istasyonlar yeraltından bekleyebileceğinizden çok daha renkli. Müzisyenler var. Metro yönetimi müzisyenleri önce dinliyor, sonra gereken izinleri veriyor. Ney sesleri ruhunuzu yumuşatıyor. Gitarların tellerine kuşlar konuyor. Flüt notaları havada uçuşuyor. Bir de sergiler açılıyor içeride,
Çini sergisi, Irak fotoğrafları, eski İstanbul resimleri... Yürüyüş bandında aheste ilerlerken, duvarlardaki aynalarda son bir kez kendimize bakıyoruz. Artık yukarı çıkıp İşletme Şefi Hazım Fedakar Bey ile görüşebiliriz. Onun da size anlatacakları var, metro hakkında...



Metro kent yaşamı açısından nasıl bir öneme sahip?
Her şeyden önemlisi ulaşım konusunda bir “bilinebilirlik” sağlıyor. Trafikte geçecek süreyi azaltmasının yanı sıra, dakikliğiyle zaman planlaması yapmaya olanak tanıyor. Ayrıca konforlu bir ulaşım imkanı sunuyor.
Biz metronun sadece ön yüzünü görüyoruz. Arka planda ne var?
Her istasyonumuzda yaklaşık 80 kişilik bir personel çalışıyor. Ayrıca merkezimizde de çok sayıda arkadaşımız görev yapıyor. Buradaki kontrol odasında hatlar izleniyor, güvenlik kameraları takip ediliyor, planlamalar yapılıyor.
Başlangıç ve bitiş istasyonlarının ardında kuyruk hatlarımız var. Yolcular buraları görmüyor. 4. Levent durağımızın ardında geçici bakım istasyonumuz var. Taksim tarafında yedek araçlarımız bekliyor...

Metro nasıl çalışıyor?
Metro, rayların yanında bulunan ve “üçüncü ray” dediğimiz raydan elektrik alarak çalışıyor. Makinistlerimiz normal koşullar altında sadece kapıları açıp kapayarak aracı hareket ettiriyor. Geri kalan bütün işlemler otomatik sistem tarafından kontrol ediliyor. Aracın kalkıştaki akselerasyonu dahi bu sistem tarafından belirleniyor. Tüm araçlar aynı biçimde hızlanıyor ve yavaşlıyor. Yani iki araç arasında bir kullanım farkı yok. Bu enerji tasarrufunun yanı sıra konforlu bir yolculuk sağlıyor. Makinistler, yolu gözleyerek olağandışı durumlara müdahale etmek için oradalar. Tabii, gerektiğinde araçlar yarı otomatik ya da manuel olarak kullanılabiliyor.
Makinistlerde ne gibi özellikle aranıyor?
Öncelikle elektrik teknik meslek lisesi mezunlarını tercih ediyoruz. Adaylar önce psiko-teknik testten geçiyorlar. Ardından bir yıllık bir teorik ve pratik eğitime tabi tutuluyorlar. Araçları istasyondan bakım alanına götürecek makinistler bile mutlaka bu eğitimi almış kişilerdir.

Metro güvenli bir yer midir?
Bu konuda en sık depremle ilgili sorular soruluyor. Rakamla ifade edecek olursak metro 9,2’lik bir depreme dayanıklı. Yani bir deprem anında metroda bulunmak avantajlı sayılabilir. İkinci bir tehdit terör. Bu konuda da sıkı güvenlik önlemlerimiz var. Ancak bu uygulamalar sırasında yolcuları da rahatsız etmemeye çalışıyor, güvenlik ve konfor arasında bir denge kurmak istiyoruz. Yine de en önemlisi can güvenliği. Yangın için birden çok senaryomuz var. Uyarı sistemimiz var. Onay sistemimiz var. Metronun neresinde nasıl bir yangın olduğunda nasıl davranılacağı önceden biliniyor. Bu alanlardaki eğitimlerimizi sık sık güncelliyoruz. İçeride alevleri başka yöne, yolcuları başka yöne sevk edecek bir sistemimiz var. Elektrik kesintisine karşı önlemlerimiz de oldukça gelişmiş. Kentin neredeyse tamamını etkileyen bir kesinti olmadığı sürece metro elektrik almaya devam ediyor. Bu gibi hallerde ise 6 saate yakın süre boyunca bize enerji sağlayacak dev jeneratörlerimiz devreye giriyor. Böyle bir durumda, teknikerlerimizin ve makinistlerimizin de yoğun çabasıyla 4 aracı kullanarak bir maç çıkışı Ali Sami Yen Stadı’nı boşaltabildik.

Seferlerinizi planlarken nelere dikkat ediyorsunuz?
Sefer adet ve sıklığını yolcu yoğunluğu belirliyor. Örneğin Ramazan ayında yolcu sayısının yüksek olduğu pik saatlerimiz değişiyor. Biz de sefer aralıklarımızı 4,5 dakika gibi sürelere düşürüyoruz. Maç ve konser çıkışları gibi faktörleri de dikkate almaya çalışıyoruz.
 


Yürüme mesafesinin çok uzun olduğu belirtiliyor...
Bu biraz İstanbul’un yapısından ve metroların genel özelliklerinden kaynaklanıyor. Metro trenleri yüzde 3 gibi bir eğiminden fazla eğimlerde çalışmıyor. Metronun genişleyeceği, kentin başka alanlarına da ulaşacağı göz önünde tutularak inşaat sırasında gerektiği kadar derine inildi. 30 metre ile Taksim en derin yer. Ancak şöyle de düşünülebilir: Metroda ne kadar vakit geçireceğiniz bellidir. Karayolu için bunu söylemek mümkün değil.
 

 

 

RAKAMLARLA
Hat uzunluğu: 8 km
İstasyon sayısı: 6
Araç sayısı: 8
Sefer süresi: 12 dakika
Sefer sıklığı: 4,5-6,5 dakika
Yolcu sayısı:
Günde yaklaşık 160 bin kişi

 

 

Zaman zaman metro ile ilgili
olarak “Geç kalındı” şeklinde
yorumlar duyuyoruz...

Geç kalındığı doğru. Ancak bundan sonra yapılacaklar önemli. İyi bir planlamayla şehri daha hızlı ve konforlu bir ulaşım sistemine kavuşturabiliriz. 2008 yılında metro Maslak’a kadar ulaşacak. 2009’da da Yenikapı’ya ulaşmayı hedefliyoruz. Ayrıca Boğaz’ı geçecek olan finüküler sistemin tamamlanmasını heyecanla bekliyoruz.

 


 

Daha hızlı, daha konforlu

İstanbul Metrosu İşletme Şefi Hazım Fedakar ile metro hakkında konuştuk. “Burası insanlara zaman planlama olanağı tanıyan, güvenli bir yer” diyor Hazım Bey. Onu ve
arkadaşlarını en çok
heyecanlandıracak şeyin yeni istasyon açılışları olduğunu kestirmek güç değil. Buradaki herkes, bir saat düzeneği gibi işleyen
sistemin bir parçası.


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR