
Satmadan
yaşamak mümkün mü? Mümkün... Eğer hazırda paranız varsa.
Bu para suyunu çekince yine satmaya başlamalısınız. Bu
durum bir çalışan, işçi, eleman, yönetici için olduğu
gibi, bir özel şirket için geçerli. Tabii ki satmak
zorunda olmayan birçok organizasyon var. Bu
organizasyonların giderlerini satarak kazanan birey ya
da organizasyonlar karşılıyorlar.
O halde satış yaşamımızı sürdürebilmek için mutlaka
yapılması gereken bir aktivite. Diğer bir deyişle
“Yaşamak için Satmak Zorundayız” (Bkz. Ali Kirman’ın
“Satışta Profesyonellik” adlı kitabı).
Satış aslında bir ikna eylemi. Bir kişi diğerini ürününü
(bu bir hizmet de olabilir) satın alması için ikna
ediyor. Bunu gerçekleştirmek için karşısındakinin, yani
alıcının gereksinimleri, istekleri, tercihleri üzerine
yoğunlaşıyor. Bu aşamalarda iki taraf çeşitli ortamlarda
yüz yüze görüşmeler yapıyorlar. Hatta bazı sektörlerde
(ilaç satışı vb.) telefonda da siparişler alınıyor. Bu
görüşmeler sonunda alıcının ikna olduğunu ve satın alma
kararını verdiğini varsayalım. İş bitiyor mu? Tabii ki
bitmiyor... Aksine, en önemli aşamaya yani hizmet
aşamasına giriliyor. Bu aşama lojistik sektöründe
müşteri temsilcisine devredilen yeni müşterinin yükünün
alınması ile başlayan bir süreçte gelişiyor. Diğer
sektörlerde ürünün teslimatı, montajı, sistemin
kurulması vb. hizmetlerle devam ediyor. Turizm
sektöründe tur satışı tamamlandıktan sonra tur lideriyle
buluşma ile başlayan hizmet seyahat boyunca sürüyor.
Hizmet satışın olmazsa olmaz bir parçası. Hizmet
kalitesi düşük olursa ürün müşterilerinin gözünde değer
kaybediyor. Şirketin gelecek satışları tehlikeye
giriyor. Pazar payı kaybedebiliyor. Bazen ürün tamamen
satıştan kalkabiliyor.
Hizmet kalitesi iyi ise ve performansını sürekli
geliştirebiliyorsa şirket büyük bir rekabet gücü
kazanıyor, aynı ya da çok benzeri ürünü satan rakipler
gerilerde bırakabiliyor. Sonuçta hizmet deyince işin
içine insan faktörü giriyor. Zira, istenen hizmeti
yalnız insan sunabiliyor. O muhteşem dekorlu bankaya
gittiğinizde size kaba davranan personel, satın
aldığınız bilgisayar yazılımı ile bir sorununuz
olduğunda sizi sürekli atlatan firmanın teknik elemanı,
evinize montaja gelen montörlerin her yeri kir içinde
bırakıp gitmeleri, sizinle ödeme günleri dışında hiç
ilgilenmeyen sigorta şirketlerinin satış temsilcileri,
yurdışından gelecek önemli bir hammaddenizin durumu için
bilgi almaya çalıştığınız ancak size defalarca “Geri
döneceğim” diyerek sizi atlatan müşteri temsilciniz sizi
üzmüyor, canınızı sıkmıyor mu?
Müşterilerini üzüp, canlarını sıkarak rakiplerine
kaçırmak istemeyen her şirket “hizmet” konusu üzerine
yoğunlaşmalı ve hizmet kalitesini nasıl geliştireceğiyle
ilgili sürekli çaba içine girmeli. Hizmetin içinde insan
fakörü olduğundan yola çıkarak bir davranış şekli
üzerinde önemli noktaları vurgulayalım.
Gerçek hizmetin en önemli ilk davranış ilkesi daima
(kaba müşterilere bile) nazik olmak ve sıcak
gülümsemedir.
Daima ‘Efendim”li ve “Siz” li konuşmak saygı
kazandırırken hizmetin kalitesini yükseltir.
Şevkli (istek ve arzulu), canlı davranış müşteriye de
yansır. Müşteri de hizmeti alırken arzu duyar, mutluluğu
artar. Devamını ister.
Bunlara ek olarak ne tür hizmet alırsanız alın hizmetin
kalitesini yükselten o hizmetin gerçekleşme süresidir.
Telefonla satış yapıyorsanız, müşterilerinizin size
sorabileceği her soruya cevap verebilecek dokümanlar
elinizin altında olsun. Onları hatta bekletmeyin. Eğer
daha sonra bir bilgi ulaştıracaksanız, en kısa zamanda
sözlü ya da yazılı olarak ulaştırın. Hizmetinizi çabuk
yerine getirin. Gerçek hizmet iyi olduğu kadar çabuk
sunulan hizmettir.
Ali Kirman
|