
Özgürlüğe
giden birçok yol vardır. Bazı insanların yolu engin
kayalardan geçer, bazılarınınki metrelerce suyun
altındadır. Bazı yollar ise asfaltın birkaç santim
üzerindeki ince bir hattır. İki tekerin üzerinde dengede
durmak zaten bir mucizedir. Bir de bunu güçlü bir benzin
motorunun yardımıyla hızla ileri doğru giderken
yaşamak...
Henüz buhar makinesi bile icat edilmemişti, insanoğlu
fazla yorulmadan bir yerden bir yere özgürce gidebilmek
için bir araç yapma sevdasına düştüğünde. İki
tekerlekli, pedalla hareket ettirilen, düşmemek için
gidonundan sıkıca tutmak gereken bisiklet, bu arayışın
sonunda geliştirilmişti. Bisikletin icadından sonra bu
iki tekerlekli taşıtı tercih edenler çoğu zaman toplumun
genelinden “farklı” insanlardı. Gerçekten farklı olmanın
peşindeler miydi bilmiyoruz ama bedenin kısıtlarından
kurtulmak istedikleri kesin…

İçten yanmalı motorun icadından sonra
otomobillerin sayısı giderek artarken bu
gelişmeden bisikletler de nasibini almakta
gecikmediler. Bisiklet kadrosuna iliştirilen
küçük bir benzinli motor ve gidonun arka
tarafına ekleniveren benzin deposu ile
günümüze kadar gelen motosikletlerin formu
belirlenmiş oldu. Motordan elde edilen
hareket, ilk modellerde arka tekerleğe aynı
bisikletlerde olduğu gibi zincirle
iletiliyordu. Bu, günümüzde hala çok tercih
edilen bir yöntem ancak zincirin işlevini
bir milin gördüğü modeller de mevcut.
Zaman içinde motosikletler, kullanıcıların
beğenileri doğrultusunda birçok şekle
büründü. Her beğeni farklı birer motosiklet
yarattı. Artık hayat görüşünüze göre bir
motosiklet bulamamak söz konusu değil.
Motosiklet denen demir atın birbirinden
renkli çeşitlerini caddelerde
görüyorsunuzdur. Bunlardan hangisine sahip
olunacağı tamamen kişiye özel bir seçimdir.
İsterseniz şehiriçi kullanım için üretilen
şirin ve küçük bir scooter alabilirsiniz…
“Ben uzun yoların adamıyım, gezeceğim
göreceğim ama rahatımdan da ödün vermem”
derseniz uzun yol konforu ön plana
çıkarılarak üretilen touring motosikletler
yüksek bagaj kapasitesi ve sele konforu ile
tam size göre demektir. “Bunların hepsi seri
üretim, benim tarzım değil” diyorsanız ise
sizin bir chopper motosiklete sahip
olmanızın zamanı gelmiş demektir…
Chopper tamamen el üretimi olan, bir markası
olmayan dünya üzerinde başka bir kopyası da
olmayan, sahibinin karakterini taşıyan ve
bunu dışa yansıtan motosikletlere verilen
isim. Pek çok chopper sahibi için dünyanın
merkezinde olan şey motosikletidir. Chopper
da sahibine göre yaşayan bir varlıktır
zaten.
Keserek, biçerek!
Chopperin çıkış noktası Amerika Birleşik
Devletleri. II. Dünya Savaşı’na katılan
Amerikan askerleri yaşlı kıta Avrupa’da
hafif, kıvrak ve hızlı motorlarla
karşılaştılar ve bunlara hayran kaldılar. O
yıllara Amerikan motosikletleri ağır,
dolayısıyla da hantaldılar. Savaş sonunda
memleketlerine dönen motosiklet tutkunu
askerler, evlerinin garajlarına girerek eski
motosikletlerinin ağır ve hantal kısımlarını
kesip biçmeye, fazlalıklarını “kırpmaya”
başladılar. Zaten chopper, ismini de bu
kesip kırpma işinden alıyor. İngilizce
“chop” fiili, kıymak, doğramak dilmek
anlamına geliyor. Her ne kadar ülkemizde
inatla “cruiser” tipi motosikletlere chopper
dense de aslında ikisi birbirinden çok
keskin hatlarla ayrılmış türler. Bir chopper
sahibine soracak olsanız, tek benzer
yönleri, ikisinin de iki adet tekeri
bulunmasıdır. Cruiserler seri üretilmiş
motorlardır ve aynı modelden yüzlerce hatta
binlercesi karşınıza çıkar, oysa chopper
özgündür.


 |
Fazlalıkları kesilerek hafifletilen
motosikletler herkesin ilgisini ve
beğenisini kazanmakta gecikmediler.
Sokaklardaki chopper sayısı artmaya başladı.
Büyüklü küçüklü atölyeler sadece chooper
üretmeye başladılar. Ama genel kural, sadece
benzersiz olmaları gerektiği yönünde oldu.
Büyük atölyeler bile seri üretim yapmadılar.
Farklı bir motor sahibi olmak isteyen
herkes, seri üretim yerine butik çalışan
atölyelere başvurmaya başlamıştı.
Yurtdışında örneklerine rastlamak mümkün
olan bu atölyelerde kullanıcının isteği
özenle dinlenir ve bir özel terzi gibi
sadece o kullanıcıya ait olan ölçüler
dikkate alınarak dünya üzerinde bir benzeri
daha olmayan, karakter sahibi bir chopper
ortaya çıkar.
Chopperlarda ilk dikkati çeken şey oldukça
gösterişli gidonlar ve ön tekerleklerdir.
Kartal kanadı adı verilen bu gidonlar uzun
yol yapılırken kolların eklem yerlerinden
kırılarak değil de düz tutarak motora daha
rahat kumanda edilmenizi sağlarlar. Ön
tekerler ise arka tekerlere göre genelde
daha ince ve küçük çapta olurlar. Bu da
manevra kabiliyetini artırır.
Bir motosikletin chopper olabilmesi için
yazılı kurallar bulunmasa da parlak kromaj,
can alıcı renk ve kullanıcısının
karakterinin sembolü olan boya üstü
resimler, semboller ve aksesuarlar olmazsa
olmazlardandır.
Sıfırdan üretim
Günümüzde artık seri üretim motorların
kesilip biçilmesindense sıfırdan motor
yaratılması daha popüler hale gelmiş
durumda. Hal böyle olunca da artık chopper
yapabilmek için evin garajını kullanmak pek
yeterli olmamakta. Büyük ün yapmış atölyeler
tamamı el işçiliği ile üretilen motorların
yapıldığı merkezler olup çıktılar. Bu
atölyeler sipariş aldıkları chopperları
üretebilmek için tamamen eski moda metotları
kullanıyorlar. Bu da bu motorlara ayrıca bir
karakter katıyor.
Chopper üreticileri 50’li 60’lı yıllarda
metal işçiliği için fabrikalarda kullanılıp
artık modası çoktan geçmiş metal kıvırma ve
bükme makinelerini hurdalıklardan toplayıp
elden geçirdikten sonra motorları için
gerekli olan yumuşak veya sert hatları metal
malzemeye verebilecekleri presler ve caka
makineleri haline getiriyorlar. Çamurluklar
ve benzin deposu genellikle bu makinelerle
yapılıyor. Makine dendiğine bakmayın siz,
ustalık ve tecrübe olmadan metal plakayı
depo ya da far haline getirmek imkansız.
Birçok parçanın özenle kesilmesi,
kaynatılması ve birleştirilmesinden sonra
sıra boyama işlemine geliyor. Belki de en
fazla ustalık isteyen ve motora ruhunu
kazandıran şey boya. Önce metalin üretim
aşamasında edindiği kirden arındırılması,
metal üzerindeki çiziklerin ve defoların
macunla kapatılması, macunun zımpara ile
düzeltilmesi, sonra pürüzsüz bir astar boya
ve onun üzerine de istenen renkte sprey
boya… Son kat boyanın üzerine kimi zaman bir
alev deseni, kimi zaman yıldızlar... Bütün
bu işler bittikten sonra da cila. Artık
motora atlayıp küçük bir tur atmanın zamanı
geldi, geçiyor bile...


 
|