|

Fotoğraf
1:
Olay: Kıbrıs’ın Mağusa şehrinde yer alan bu caminin
görünüşü beni her zaman etkilemiştir. 1571’e kadar
katedral olarak kullanılan Lala Mustaf Camii’nin önünde
yer alan ve yapının yaşından daha büyük olduğu tahmin
edilen adada kalan son bir kaç cümbez ağacından biri
olan bu ağaç da bu etkiyi artırmıştır. Bu meydana ne
zaman gitsem fotoğraf çekme arzusu duyarım, üstelik bu
çekim günündeki gibi mevsimlerden yaz ise ve havada
akşamüzeri, gün batımından sonra bu kısa süreli mavilik
varsa...
Bilgi: Bu gibi gece çekimlerinde ilk sorun
fotoğraf makinesinin enstantanesinin yavaş olacağından
dolayı elde yapılacak olan çekimden kaynaklanacak
titreme ve dolayısı ile fotoğrafın flu çıkma sorunudur.
Bu sorunu çözmek için makineyi bir yere sabitlemek
gerekir. Bunun için de en iyi çözüm üç ayak (tripod)
kullanmak. İkinci sorun ise pozlamanın nereden
yapılacağına karar verilmesi. Fotoğrafı oluşturan
öğelerden yansıyan farklı ışık değerleri doğru poz
ölçümünü zorlaştırır. Yapının altında yer alan
projektörlerden ve sokak lambalarından yansıyan güçlü
ışık, fotoğraf makinemizin pozometresinin ortamın çok
ışıklı olduğunu algılamasına, sağ alt köşedeki ve
gökyüzündeki ışığın az olması da yeteri kadar ışığın
olmadığı sonucuna varmasına neden olacaktır. Işıklı yere
göre ölçüm yaparsak fotoğrafımızın genelinin karanlık
çıkacağı (az pozlanacağı) gibi, ışıksız alandan yapılan
ölçüme göre çekilecek fotoğraf da gereğinden fazla
pozlanacaktır ve renkler olduğu tonlardan çok daha açık
çıkacaktır.
Çekim: Öncelikle en doğru bakış açısını seçmemiz
gerekiyor. Durduğum noktadan ve kullandığım geniş açı
objektifle hem tarihi yapıyı, hem nasıl bir çevrede yer
aldığını hem de günümüze ait yapıları da görerek
fotoğrafın çekildiği dönem hakkında bilgi verebiliyorum.
Sol tarafta sonsuza doğru uzanan yol ise esas
tamamlayıcı öğe. Günümüz ile geçmiş arasında uzanan
tarihi bir yol gibi. Banklarda oturan insanlar meydanın
sessizliğinin huzurunun simgesi. Tüm bu alanı net alan
derinliği içerisine alabilmek ve en ön noktadan en arka
noktaya kadar her yeri net görabilmek için kısık bir
diyafram kullanmak gerekiyordu. Makinemi tripoda
taktıktan sonra diyaframını 11’e ayarlayıp pozometrenin
ölçüm modunu spot’a (tek noktadan ölçüm) getirdim ve
tarihi yapının üst orta kısmına denk gelen yerden poz
ölçümünü yaparak enstantanenin kaç olması gerektiğini
buldum. Pozometrenini verdiği değer 2 saniye idi. Sıra
geldi netlik yapmaya. Kullandığımız diyafram değeri,
objektif açısı ve objeye olan mesafemiz ne olursa olsun
belli bir net alan derinliği elde ederiz. Bu net alan
derinliği 1 cm de olabilir sonsuz mesafe de. 1/3’lük
kısmı net yaptığımız objenin önünde (fotoğrafı çekene
doğru), 2/3’lük kısmı da arkasında yer alır. Bu bilgi
doğrultusunda netliğimi banklarda oturan insanlara göre
yaptım.
Fotoğraf
2
Olay: Aynı tarihi yapının bir başka açıdan görünüşü. Bir
durum karşısında bizi fotoğraf çekmeye yönlendiren şey
duygularımız, kişiliğimiz ve geçmişten bugüne
taşıdıklarımızdır. Ressamlar bir görüntüyü oluşturmak
için tuval ve boya kullanırken fotoğrafçılar da ışık ve
duyarlı yüzey ile çalışırlar. Bu nedenle her zaman
farklı ışık yansımalarının yaratacağı duyguyu takip
etmek gerekir. Böyle bir arayış gününde Mağusa’da Surlar
İçi bölgesinde gezerken batmakta olan güneşin gökyüzünü
kızıla boyadığını gördüm. Fotoğrafla yakın ilgisi
olmayan insanların dahi “tam fotoğraflık” dediği gibi
bir havaydı.
Bilgi: Fotoğraf çekmeden önce konu etrafında
“dans” etmeliyiz. O konu çevresinde dolaşıp
duygularımızı en iyi ifade edebilecek açının neresi
olduğunu araştırmalı, fotoğrafta yer alacak öğeleri iyi
seçmeliyiz. İfadeyi güçlendirecek öğeleri kadraj
içerisine alacağımız gibi, ifadeyi zayıflatacak ilgiyi
azaltacak olanları da kadraj dışında bırakabilmeliyiz.
Bunun için kullandığımız objektifin açısı ve bakış
noktamız çok önemlidir. Bu fotoğraf 450 mm objektif ile
çekildi ve bu objektif tele-objektif sınıfına girmekte.
Tele-objektiflerin özelliği arkadaki görüntüyü öne doğru
yığması ve objeler arasındaki mesafeyi olduğunda daha az
gibi göstermesi. Normal açının (insan gözünün gördüğü
açı) 50 mm olduğunu düşünecek olursak bu objektif
uzaktaki görüntüyü 9 kez yaklaştırma özelliğine sahip.
Bu bir avantaj, tele-objektiflerin dezavantajı ise elde
yapacağımız çekimlerde görüntünün flu çıkmaması için mm
değerinde açısı kaç ise makinenin enstantanesi (perde
hızı) de o olmalıdır. Yani 450 mm objektif kullanıyorsak
enstantanenin de 500 olması lazım. Oysa gün batımı
olduğundan ortamdaki ışık az ve kullanmayı düşündüğüm
diyafram değerine göre (ki 16 diyafram kullanmaya karar
vermiştim) yetersiz. Bulunduğum yer itibari ile ters
ışığa (karşıdan yansıyan ışık) maruz kalacağımdan
önümdeki objeler ışık almayacağı için birer siluet
haline dönüşecekler. Oysa fotoğrafa yeni başlayanlara
söylenen ilk şey “güneşi arkana al ve fotoğrafı öyle
çek”tir. Çünkü her zaman objelerin iyi aydınlanmış ne
olduğunun açık seçik belli olduğu fotoğraflar çekmek
istediğimiz düşünülür. Burada ise objenin gölge
biçiminde fotoğraflanması ve gün batımından kaynaklanan
romantik atmosferin etkisini arttırmaya yardımcı
olmasını sağlamaktı.
Çekim: Güneşin hızla batmakta olduğunu unutmadan
hızlı hareket ederek en doğru bakış noktasını bulmaya
çalıştım. Yoldan çekim yapmaya çalıştığım yerdeki evler
görüntüye giriyor ve güneş de görünmüyordu. Ben de
surların üzerine tırmandım katedralin ve ondan daha uzak
olan başka bir tarihi binanın arasından güneşi
görebileceğim bir yer buldum. Bu arada tripodu da yanıma
almayı ihmal etmedim. Doğru bakış noktasını bulduktan
sonra makinemi tripoda taktım, gerçekte katedrale olan
mesafesi 1 km’den fazla olan yeni yapılan caminin
minarelerinin de göründüğünü fark ettim. Onları da
kadrajımda uygun bir yere yerleştirerek kentteki farklı
medeniyetlerin varlığını vurgulamak istedim. Diyafram
ayarını 16’ya getirdikten sonra güneşin üzerinden
katedrale yakın bir yerden gök yüzünden poz ölçümü yapıp
enstantaneyi belirledim. 1/15 enstantane ve 16
diyaframla katedrale netlik yaparak bu fotoğrafı çektim.
TERİMLER:
Diyafram: Objektiften geçen ışığın
şiddetini belirleyen, objektifin içerisindeki
metal halka.
Enstantane: Filme düşen ışığın süresini
belirleyen, perde hızını ayarlayan mekanizma.
Pozometre: Işığı ölçerek diyafram ve
enstantane ayarlarınızın
ne olması gerektiğini belirleyen öğe.
Objektif (Lens): Filme düşen görüntüyü
odaklayan,
makinenizin önündeki mercekler topluluğu. |
|