İnsanoğlunun
geleceğe dair en önemli merakları yaşam süresine
odaklanıyor. Bunu bilmek şimdilik imkansız, ancak
bilimciler her gün yaşlanmanın önüne geçecek yeni bir
çalışmanın altına imza atıyor. Anti-aging, geleceğin tıp
dünyasının en önemli konu başlıklarından biri olacak
gibi görünüyor.
| |
|
|
Bilimciler, hücrelerin
“üst düzey hayatta kalma moduna”sokularak
ömürlerinin uzatılabileceğine inanıyorlar.
Böylelikle yaşlanma yavaşlıyor ve canlıların
ömrü uzuyor.
|
 |
Bilim
ve efsane arasında bir ters orantı vardır. Bilim
ilerledikçe efsane geri çekilir. Örneğin insanoğlu
pusulayı keşfeder, denizcilik ilerler ve kıtalararası
seyahat mümkün hale gelir. İnsanoğlu elektriği keşfeder
ve onun üzerine yepyeni bir yaşam biçimi inşa edilir.
Havacılık ilerler ve Ay’a gitmek bir düş olmaktan çıkar.
Ancak tüm bunlara rağmen insanlık tarihinin belki de en
büyük düşü, ölümsüzlük imkansız gibi görünür. Yine de
tıptaki baş döndürücü ilerlemeler, bu konuyu dahi
tartışılır hale getiriyor.
Yaşlanmaya karşı uygulanacak önlemleri ve tıbbi
olanakları ele alan anti-aging çalışmaları, adım adım
insan ömrünün sınırlarını zorluyor. Anti-aging ile
ilgili olarak bilimsel olan, olmayan bir külliyat
oluştu, dünya çapında. Geçtiğimiz günlerde İngiliz The
Guardian gazetesinde yayınlanan bir yazı oldukça dikkat
çekiciydi. Ian Sample’ın “Geneticists claim ageing
breakthrough but immortality will have to wait“ başlıklı
yazısı, yaşlanmanın engellenmesi konusunda neredeyse bir
devrim yaşandığına ancak ölümsüzlükten söz etmek için
henüz erken olduğuna değiniyor. Yazı, laboratuar
testlerinde bazı organizmaların normalden 6 kat daha
uzun yaşadığını, hücrelerin genetik bir hileyle
kandırılarak “yavaş yaşlanma” moduna geçirildiğini
anlatıyor.

Hücreler kandırılıyor
Tek hücreli organizmalar üzerinde sürdürülen deneylerde
organizmalar “üst düzey hayatta kalma moduna”
zorlanıyor. Böylelikle çabuk büyüyerek yaşlanma
belirtileri göstermek yerine zarara karşı esnek hale
geliyor. Daha da önemlisi yaşlanma ile birlikte gelen ve
ileri yaşlarda kanser potansiyeli taşıyan genetik
arazlar ortadan kalkıyor.
Araştırma hakkında bilgi veren Ganey California
Ünirversitesi biyomedikal yaş-bilimci Valter Longo, “Bu
maniplasyon sayesinde mümkün olan en uzun yaşam süresini
sağlıyoruz” diyor. Longo böyle bir genetik etkinin diğer
organizmalarda da geçerli olduğuna inandıklarını
belirtiyor. Nitekim benzer çalışmalar fare ve insan
hücreleri üzerinde de yapılmaya başlandı ve şimdiden
aynı yanıtlar alınıyor.
Rejim
Şiddetli bir rejim, sineklerin, solucanların ve
farelerin yaşam süresini yüzde 40 oranında artırıyor.
Bilimcilere göre alınan kalorinin düşmesi organizmaların
davranışlarındaki değişikliği tetikliyor ve büyüyüp
üreyebilme
kabiliyetine sahip olma kapasitesi, daha fazla besine
ulaşılabilecek bir ortama kavuşana dek erteleniyor. Dr.
Longo da, bunun bir hareket noktası olabileceği ve hatta
insanları anti-aging moduna sokabilecek ilaçların dahi
üretilebileceği görüşünde. Kuşkusuz, tüm bunlar insan
ömrünün 6 kat artacağı anlamına gelmiyor fakat DNA’nın
gördüğü zararların azaltılması ve kanserin önüne
geçilmesi mümkün görünüyor. Dr. Longo insanlar üzerinde
yapılacak deneyler için 10 yıl kadar daha bekleneceğini
belirtiyor. Ancak insan karaciğeri üzerinde yapılan
deney gibi bazı araştırmaların sonuçları da gizli
tutuluyor.
Tüm bu bulgular, anti-aging konusunun tıbbi kanalının ne
kadar büyük bir hızla ilerlediğine dikkat çekmeleri
açısından dahi oldukça çarpıcı. Araştırmanın kilit
noktası yine beslenme alışkanlıklarına dayanıyor. Bu da
diyet merkezli anti-aging yaklaşımlarının elini
güçlendiriyor.
|