SİTE İÇİ ARAMA

 

“Atmosferin dışında, bize ait olmayan bir ortamda canlılarla iletişim kurmak, onlarla dostluk geliştirmek insana inanılmaz hazlar veriyor. Belki ömründe sadece bir kez insan görmüş bir canlıyla diyalog kurabiliyorsunuz. Onu besleyip onunla oynayabiliyorsunuz. Sizi suyun dışına kadar uğurladıkları zamanlar oluyor.”

 

   

Aktif Balıkadamlar Kulübü’ndeyiz ve kulübün Eğitim Kurulu Başkanı Koçer Türköz, bu sözlerle anlatıyor sualtı sporlarını. Amacı dalış sporunu yaygınlaştırmak ve denize, genel olarak doğaya ortak bir bakışı olan insanları bir araya getirmek olan, bir ayağı karada bir ayağı denizde bir kulüp Aktif Balıkadamlar. Dalış gezileri düzenliyorlar, balıkadam eğitimleri veriyorlar, video ve dia gösterimleri yapıyorlar; sohbet ilerledikçe öğreniyoruz ki, sualtının heyecanını ve güzelliklerini paylaşan kulüp üyeleri, çoğu zaman kulüp faaliyetleri dışındaki zamanlarını da birlikte geçiriyorlar. Balıkadamlara özgü bir dostlukla karşılandığımız kulüpte görüştüğümüz Kulüp Başkanı İrfan Erden ve Koçer Türköz ile ülkemizin sualtı zenginliklerini ve bu alanda yapılması gerekenleri konuştuk.
    

 

Dalışı diğer sporlardan ayıran nedir?

ERDEN: Kurallara göre dalabilmek için en az iki kişiye ihtiyacınız var. Dolayısıyla dalış sosyal bir olay. Bizde bazen dört, bazen on, bazen de yetmiş kişi dalabiliyor. Karada başlayan arkadaşlıklar suyun altında çok sıkı dostluklara dönüşüyor. Orada canımızı birbirimize emanet ediyoruz. Bu dostluklar suyun üzerinde de devam ediyor.
Sualtı bize ait olmayan bir dünya. Bu ortamda bulunmak büyük bir keyif verir ve bizlere su üstünü unutturur. Sudan çıktıklarında insanların yüz ifadelerinden onların ne kadar mutlu olduklarını görebilirsiniz. Stresli bir işiniz varsa ve stresten kurtulmak istiyorsanız yapılacak en ideal spordur.
TÜRKÖZ: 60 yaşında birinin yapabileceği sporları bana sayabilir misiniz? Bu kulüpte, birçok kişiye yardımcı olabilecek 60 yaşında dalıcılarımız var. Benim 75 yaşında kursiyerim oldu.

Ülkemizde dalış sporu nasıl bir konuma sahip?

TÜRKÖZ: Türkiye’de bu sektör olması gerekenin çok gerisinde. Örneğin denize kıyısı olmayan Avusturya’nın binlerce eğitmeni, binlerce dalgıcı var. Ülkemizin güneyinde Alman eğitmenler kurs veriyor.   Almanya’nın   küçücük  bir   noktası   denize   açık.   

 
 

Oysa Türkiye’ye dünyanın her yerinden dalgıçları çekebileceğimiz çok güzel kaynaklarımız var. Sadece Çanakkale’de, tespit edilmiş 270 kadar batığımız var. Kızıldeniz’de son daldığımda rehber bize tek bir anfora gösteriyordu. Bizde anfora tarlaları var.


ERDEN: Türkiye, turizmden 15-20 milyar dolarlık bir gelir elde ediyor. Dalış turizmini gerektiği gibi kullanabilse, bu rakam çok daha yukarılara çıkabilir. Dalış turizmi gelir seviyesi daha yüksek bir kesime hitap ediyor. Belki bizim sualtı canlı yaşamımız bazı ülkeler kadar zengin değil ama bizim de başka zenginliklerimiz var. Batıklarımız var, tarihimiz var doğamız var. Turizm Haziran’da başlıyor ve Eylül’de Ekim’de sona eriyor. Halbuki 12 ay dalış yapılabilir.

Sualtı konusunda ileri giden ülkeler hangileri?

TÜRKÖZ: Sualtı doğası gerçekten mükemmel olan Avustralya’nın bir numara olduğu söylenebilir. Ayrıca sualtı sporlarında gelişmiş ülkeler arasında İtalya, Fransa, ABD, Almanya sıralanabilir. Mısır, Küba, Meksika, Güney Afrika, Maldivler, Malezya, Endonezya gibi bir çok ülke de sualtı turizmini değerlendiriyor. Bu gelişimde her ülkenin özel koşulları etken. Akdeniz’de küçük bir ada olan Malta’da çok fazla canlı yok. Ancak mağaralarını çok iyi tanıtmaya başladılar. Adaların etrafında, kullanım süreleri dolmuş gemileri batırarak hem dalış sektörüne hizmet ediyorlar hem de balıklara yuva oluşturarak canlı gelişimine katkıda bulunuyorlar.

 

 

 


Denizin derinlikleri sürprizlerle dolu.
Her dalış, yeni bir canlıyı, yeni bir rengi
çıkarabilir karşınıza...
 

 

Denizin kendine
özgü bir dili var.
Dalgıçlar işaretlerle
anlaşıyor.
Balıklarla iletişim
kurmak ise
sabır istiyor.



Batıklar, sualtı tutkunlarını cezbediyor; gemiler, uçaklar, helikopterler, hatta tanklar...

 

 

 

 

 

İrfan Ender, klüp üyelerinin sualtında "Görüntü Avcılığı" yaptıklarını belirtiyor.

 

İrfan Erden ve Koçer Türköz, sualtının kendiliğinden gelişemeyeceğini, sualtı turizminin önemli bir gelir kaynağı haline
gelmesi için ciddi çabalar
gerektiğini dile getiriyor.


 

 

Türkiye’de sualtı sporlarının geliştirilmesi için neler yapılabilir?
ERDEN: Bir dalıcı sualtında canlılık görmek ister. Bu canlılığı korumak için birçok bölge, milli park ilan edilebilir. Güneyde bazı dalış merkezleri küçük tekneleri batırıyorlar. Ancak bu yeterli olmuyor. Öte yandan, bizde birçok batığa dalmak yasak. İskenderun’dan Karadeniz’e kadar kıyılarımızda pek çok batık var. Antalya’da limanın hemen önünde 2. Dünya Savaşı’ndan kalma, üzerinde cipler, kamyonlar bulunan bir batık var. Gemi çok güzel, içini dolaşabiliyorsunuz. Paris batığı var Kemer’de. Kaş’ta, 67 metrede “Flying Fish” uçak batığı var. Suyun altında uçak görmeyi kim istemez?
TÜRKÖZ: Denizin kendi kendisine gelişmesi mümkün değil. Dalıcıların birlikte olması kadar halkın ve devletin de bu sektörü desteklemesi gerekiyor. Bizi maddi ve manevi olarak geliştirecek bir sektör. Devletin ve yerel yönetimlerin elindeki her türlü hurda araç bu iş için kullanılabilir.

Dalış turizmine daha çok olanak tanınsa sualtı dünyamız ve tarihi zenginliklerimiz bundan olumsuz yönde etkilenmez mi?
ERDEN: Aksine. Her balıkadam sualtı dünyasının gönüllü bekçisidir. Biz buradaki teorik ve pratik eğitimlerde bile hiçbir şekilde doğaya zarar verilmemesi gerektiğini anlatıyoruz. Bir tarihi eserin bulunduğu noktaya dalış yasağı konduğunda, biz oraya dalmadığımız için korsan diye tabir ettiğimiz kişiler gece gündüz dalıp istediklerini rahatlıkla çıkarabiliyorlar. Dalışa açık bir bölge olduğunda orayı diğer balıkadamlar da koruyor. Dalışın teşvik edilmesi, sualtı dünyasını korumak açısından son derece yararlı olur. Çok eskilere, 50’li, 60’lı yıllara gidelim. Türkiye’de balıkadamlık zıpkınla balık avlayarak başladı. Ama bu artık yerini başka şeylere bırakıyor. Bundan 30 yıl öncesinde Aktif Balıkadamlar Kulübü de balık avcısı bir kulüp olarak bilinirdi. Şimdi kulübümüzde avcılık yapan kimse yok. Aslında var, şimdi görüntü avcılığı yapıyoruz! Kulüp üyeleri video ve fotoğraf çekimleri yapıyor.

Suyun altında nasıl bir dil var?
ERDEN: İşaretlerle anlaşıyoruz. Uluslararası sualtı işaret dili vardır. Arkadaşımızın nasıl olduğunu sorar ve cevabını alabiliriz. İşaretlerin bir kısmı zorunlu işaretlerdir. Bir kısmını eğitimlerde kullanırız. Sıkça birlikte dalan balıkadamlar kendilerine özel işaretler geliştirebilirler. Örneğin bir müren gördüğünüzde onu bir el hareketiyle anlatabilirsiniz. Mığrı için ise başka bir el işareti vardır. Yıllarca birlikte dalan insanların arasındaki işaret sayısı daha çoktur. Ayrıca sualtında yazı tahtası da kullanabilirsiniz.

 
 

Dalış ne kadar güvenlidir?
ERDEN: Bazı kurallara uyduğunuz sürece dalışın riski yoktur. Örneğin, en az iki kişi dalacaksınız diyoruz. Eğer siz tek başınıza daldıysanız, bir sorunla karşılaştığınızda zorda kalabilirsiniz. Bir yıldız dalıcı 18 metrenin altına inemez ve mutlaka en az üç yıldız bir balıkadamla dalmak zorundadır. Dekolu dalış yapmak yasaktır. Sportif dalışlarda otuz metrenin altına inilmez. Bu gibi kurallara uyduğunuz sürece, malzemeniz de yeterliyse risk yok denecek kadar az. Ama biz karada da 90 km ile gidilecek yerde 120 km ile gitmiyor muyuz? Böylece riski artırmıyor muyuz? Suyun altında da bu böyle. Sualtında çok az kaza olur ama bu kazalar basında çok ön plana çıkarılır. Ben dalıyorum, eşim dalıyor, iki çocuğum 5 yaşlarından beri dalıyor. Bir risk görsem ben çocuklarımı daldırmam. Eşim olmadan dalışa gittiğimde, o beni sadece yolda merak ediyor. Arabayla yapacağınız yolculuk çok daha tehlikeli.


 

Aktif Balıkadamlar Kulübü

Aktif Balıkadamlar Kulübü 1967 yılında kurulmuş. 1959'da kurulan Caddebostan Balıkadamlar Kulübü'nden sonra Türkiye'nin en eski kulübü. 1980'li yıllarda dernek ve kulüplerin feshedilmesi ile faaliyetlerine ara vermek zorunda kalan kulüp. 1992'de Pangaltı'nda tekrar açılmış. 2002 yılından itibaren Zincirlikuyu'daki yerlerinde faaliyetlerine devam eden kulübün hatırı sayılır bir malzeme deposu var. Dalış sporlarına gönül veren ancak maddi olanakları yeterli olmayan üyeler, kulüpteki malzemeleri kullanabiliyor. Kulüp bünyesinde bir, iki, üç yıldız balıkadam ve bir ve iki yıldız eğitmen kursları veriliyor. Dalmaya başlamak için yüzme bilmek şart değil. 14-15 kişilik gruplara öncelikle sualtı, dalış tarihçesi, dalış malzemeleri, sualtı hastalıkları, sualtı fizik ve fizyolojisi anlatılıyor. Teorik ders en az 5 dalış ile destekleniyor. İlk iki dalış için genellikle havuz tercih ediliyor. Ve dalınan derinlikler kademeli olarak artırılıyor.
Birçok farklı meslek grubundan insanı bir araya getiren kulüpte herkes bir sorumluluk üstlenmiş. Kulübün düzenlediği dalış gezilerinde de maddi kaygılar güdülmüyor. Dalış pahalı bir spor olmasına rağmen yıllık 150 YTL olan aidatlarla ortaya çıkan bütçe dâhilinde faaliyetlerini yürüten kulüp, sponsorların da desteğini bekliyor.

 

Aktif Balıkadamlar Kulübü'nde , farklı yaş ve kesimden insanlar ortak bir paydayla, sualtı tutkusuyla bir araya gelmiş

Büyükdere Cad. No 159 Kat 5 Daire 10
Zincirlikuyu İstanbul

Tel : (0212) 275 37 27 - (0212) 275 47 37
Faks : (0212) 275 47 11

E-mail : abk@aktifbalikadamlar.com
Web :
www.aktifbalikadamlar.com
 

 


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR