SİTE İÇİ ARAMA

 

 LAĞIZ TADI

 


Mavi-yeşil bir deniz... Altın tozundan bir kumsal... Altın topu gibi güneş... Sıcak kuma saplanmış buz dolu seramik sürahiden uzun, çok uzun pipetlerle damağınıza ve zihninize uzanan sangria. Ferah... Tazeleyici... Hafif... Ama bir o kadar köklü, kişilikli...
Karışık meyveli İspanyol ferahlığının adı sangria. Çilek, kivi, şeftali, elma, kavun ve elbette portakal... Daha bardağa, sürahiye dolmadan iştah kabartan meyve parçaları... Sonra şarap... Kırmızı mı seversiniz? Klasik bir sangria tam size göre öyleyse... Aroma? O zaman kavunu tavsiye ederiz!.. Hava çok mu sıcak? Limonluya ne dersiniz?
Don Quixote’un başını döndüren, Hemingway’in ruhunu çalan sangriayı anlatmak güç, neresinden başlarsam başlayayım, yol hep yazarlıktan barmenliğe doğru kayıyor. İki sayı önce Logilife’ta yayınlanan Barcelona-Madrid yazısıyla bir kez daha aklıma düştü sangria. Hava ısındıkça da karşı konmaz bir arzuya dönüştü. Artık vapura atlayıp karşıya geçmek, rotayı Caddebostan’daki Sangira Cafe-Bar’a çevirmek kaçınılmaz olmuştu.
Murat Yücelgen yaklaşık beş yıldır sevimli mekanında meraklısına sangria sunuyor. Kapıdan içeri girdiğimizde, blues akorları karşıladı bizi. Bu küçük İspanyol adacığında her zaman flamenko duyamazsınız ama “iyi” müzik dinleyeceğinize garanti verebilirim. Güneş gözlerini yavaş yavaş kısarken, içerideki havayı da tuhaf bir sangria dansı esir almıştı: Şarap ve meyve kokuları birbirine karışıyordu. İşten çıkan müdavimler tek tük arz-ı endam etmeye başlamıştı bile. Koyu sohbet masaları henüz kurulmamıştı ama gece uzun olacağa benziyordu...
Sangria’nın barmeni Onur bir yandan bardaklarımıza meyvelerimizi doldururken, bir yandan anlatıyor; herkese, her ruh haline, günün her saatine göre bir sangria vardır diye... Bir de sangrianın püf noktalarından söz ediyor: “Buruk şaraplar, sangriada pek tercih edilmez, fazla aromatik şaraplar ise tatları çok öne çıktığından sangrianın kendi tadını geriye iter.”
Onur’un arkasında, kil bardakların yanında birbirinden şık sürahiler duruyor. Bunların geleneksel sangria kapları olduğunu öğreniyoruz. Shot bardaklardan biraz büyük bardaklar, yüzyıllar öncesinin İspanya’sından kalma sanki. Dileyene aynı sürahiden içmek için uzun pipetler de var. Ne içeceğinize karar vermek, nasıl içeceğinize karar vermekten de güç. O kadar çok çeşit var ki! Kırmızı şarabın yanı sıra, beyaz şarapla da farklı sangrialar yapmak mümkün. Ama hepsinin bir tek olmazsa olmazı var: Tarçın. Sıcak şarabı hatırladınız değil mi? Kışı bekleyin, kocaman bir bardakta, boğazınızı yumuşatacak sıcak sangria için... Kış aylarında ayva ve armut da sangrianın armonisine katılabilir. Sangirada kullanılan meyveler, mevsime göre, yaşadığınız bölgeye göre değişebiliyor. Tek kural, taze doğranmış olmaları.

İşte mükemmel bir gün,
Parkta sangria içip,
Sonra, hava kararınca,
Eve dönüyoruz
...
Ne mükemmel bir gün,
Ve ne mutluyum,
seninle geçirdiğim için...


(Lou Reed, Perfect Day)

Lou Reed’in güzel şarkısında dediği gibi, eve dönme vakti geldi. Damağımda hâlâ sangrianın her saniye değişen, kompleks tadı. Şekerli bir içki sangria, o yüzden de tadının şeker gibi uçucu olmasını bekleyebilirsiniz. Ama yanıldınız. Güzel bir şarabın tadı kolay kolay yok olmaz, ancak biraz gerilere saklanabilir. Ve bir bardak sangria, eve kadar size eşlik edebilir.
 

SANGRİA TARİFLERİ

Sangria tariflerimiz için de barmenimiz Onur’a başvurduk. Klasik bir sangria, size diğer tüm türler için ilham kaynağı olabilir. Önce malzemeler:

Kırmızı Şarap: 1/4
Votka: 1/4
Portakal Suyu ve meyve: 2/4
Buz

Meyveler ile ilgili tercihleriniz, mevsime ve zevkinize göre değişebilir. Ancak mevyelerin küçük ve taze doğranmış olmasına dikkat ediniz. Yazları buzlu içilen Sangira, kış aylarında da oda sıcaklığında tüketiliyor.
Limonlu ve vişneli sangria için kırmızı şarap kullanılırken kavun, şeftali gibi aromalarla beyaz şarap tercih ediliyor. Ancak tüm türlerde tarçını unutmamak gerekli. Limon, sade gazoz ve Bacardi ile de özel bir sangria yaratmak mümkün.
 

   

Yazı : ALİ KAYALAR
 


KÜLTÜR VE SANAT YAYINIDIR