|
LORJİNAL
Bazı
solak
çocukların
okumayı dahi
tersten öğrendiğini
biliyormuydunuz?
|
Solaklığın neden kaynaklandığı, toplumun
geneline oranla solakların oranın ne olduğu,
solakların daha dalgın, daha zeki, daha sakar,
daha sosyal, daha içine kapalı olup olmadığı
gibi spekülasyonlara değinmeye niyetim yok. İşin
bu kısmı araştırmacıların işi. Benim derdim
solakların “görünmeyen” sorunlarıyla...
|
|
İkokulda güzel yazı defteriniz var mıydı? Okka, divit
kalemi, divit ucu?.. Üç çizgili deftere doldurduğunuz
harflerle bol bol “Aferin” alır mıydınız? Ne yalan
söyleyeyim, belki biraz güzel yazma konusundaki
beceriksizliğimden ama biraz da divit kalemini sol
elinde tutan bir azınlığa mensup olduğumdan, ben
alamazdım. Yazı, hemen tüm dillerde soldan sağa doğru
akar ve eğer solaksanız, eliniz sürekli henüz kurumamış
mürekkebin üzerinde gezer. Avucunuz gibi, cânım güzel
yazı defterinin bembeyaz sayfaları da mürekkebe bulanır.
Dolmakalemlerse kalemi iterek yazan solaklardan çok,
çekerek yazan sağlaklara göre tasarlanmıştır. Aslına
bakarsanız solak çocukların travmaları, güzel yazı
defteri ile tanışmadan çok önce başlar.
Solak çocukları sağ elle yazmaya zorlamanın, Ortaçağ’ın
karanlık günlerinden kalma ve sakıncalı bir tutum olduğu
bugün pek çok ebeveyn tarafından biliniyor. Ama yine de
aileler, çocuklarının solak olduğunu fark ettikleri
anda, bu durumu tersine çevirmek için en azından
şanslarını deniyorlar.
Sonra yazı yazma merasimleri:
- Oğlum, neden o kadar eğilerek yazıyorsun? Dik
otursana!
- Aaa, baksana arkadaşların nasıl da güzel yapıyor.
Doğru tut kalemi.
- Kızım, biraz düzgün çizsene şu çizgileri.
|

|
Ama... Ama... Ama ben ne çizdiğimi, ne yazdığımı görmek
için böyle eğiliyorum. Zaten eğilsem de göremiyorum...
Klavye icat oldu, solakların sorunu çözüldü mü dersiniz?
Şimdi, derin bir yaraya tuz bastınız. QWERTY klavye
kullananlara sözüm yok, ama F klavye ve daktilo
kullanıcılarının, sağ ellerinin altında sık kullanılan
sessiz harfler yer alıyor. Peki (solaksanız daha
yetenekli olan, dolayısıyla daha çok çalışmasını
isteyeceğiniz) sol elinizin altında ne var? Tüm sesli
harfler ve nispeten az kullanılan sessizler. Tabii ki
klavye sorunu harfleri ters dizmekle sonlanmıyor. Şu
hesap yapmakta kullanılan, sağ tarafa dizili “number pad”
neden sol elinizin altında olmasın? Solak muhasebeciler,
haber size: Bazı internet sitelerinde numara bölümü
solda yer alan klavyeler satışa sunuluyor. Bilgisayar
demişken, fareleri de unutmamak gerekir. Sola
yerleştirseniz elinize oturmaz, sağa yerleştirseniz
eliniz oturmaz...
Solak değilseniz, solaklığın en belirleyici olduğu
alanın yazı olduğunu düşünebilirsiniz. İnanın,
solakların en az dert ettikleri şey bu. Hayat, solaklar
için öylesine gizli tuzaklarla dolu ki. Endüstri her
geçen gün bu sorunlara “lokal” çözümler getirse de,
“küresel” düzlemde dünya hâlâ sağ el üzerine kurulu.
Makasların, bıçakların solaklara göre olmadığı bilinir.
Solaklar için üretilmiş yüzlerce çeşit bıçaktan birini
almamışsa, domates soymak ünlü bir aşçının eline dahi
yakışmayabilir. Konserve açacakları, tirbuşonlar,
güzelim açılı spatulalar, kahve cezveleri... Söz kahveye
gelmişken, üzeri yazılı kupalara ne demeli? Kupaları sol
elinizle tuttuğunuzda yazılı taraf hep ters durur.
Fotoğraf makinelerinin deklanşörleri, kameraların kayıt
düğmeleri, dolmakalemler, kalemtıraşlar, dikiş
makineleri, paraşütler, sabit telefonlar, tokalaşmalar,
düğmelerin çoğu... Hiçbiri solaklara göre değildir.
Ah, musluklar... Sıcak su bataryaları (standartlara
uyulmuş bir sistemde) hep sol taraftadır ve solakların
eli hep önce sıcak suya gider.
Askerlik, solaklar için diğerlerine göre farklı bir
deneyimdir. Tüfeğin kurma kolu, tetik parmağı, kasatura
askısı, tabancalar...
|

|
Saat sol kola takılır. Neden? Sağ eliniz meşgulken de
saate bakabilmeniz için. Solaklar sağ kollarına
takmalıdır öyleyse. Tabii ayar butonu ters tarafta bir
saat bulabilirlerse eğer. Hangi kola takıldığını bir
kenara bıraksanız dahi, kadranı ters işleyen bir saat
hangi solağın ilgisini çekmez ki?
Ve müzik enstrümanları: En iyi davulcu Ginger Baker’dır
bize göre; düz (kendisine göre ters) dizip, ters
(kendisine göre düz) çaldığı baterisiyle. Tellilerde
Jimi Hendrix gururumuzdur. Kalabalık TRT orkestralarında
bağlamalarını ters tutanlar önce bizim dikkatimizi çeker
nedense. Aslında telli çalgılar konusu biraz karışıktır.
Birincisi, sağ elini klavyede kullanan birine bakarak
çalmayı öğrenmek konusunda solaklar avantajlıdır. Daha
önemlisi, eğer telli çalgıları normal pozisyonlarında
tutarsanız, yetenekli eliniz klavyenin üzerindedir. Yani
sağ elinize yeterince hükmedebilirseniz, gitarı
kendinize göre düzenlemediğinizde 1-0 öndesiniz
demektir. Ama piyano, org! İşte durum 1-1 oldu bile.
İkisinde de melodiyi atıl elinizle çalmak
zorundasınızdır.
Yine de müzikte kaybettiğimiz üstünlüğü spor alanında
geri kazanabiliriz. Solak santraforlar, her zaman rakip
oyuncuların başına beladır. Tıpkı solak basketbolcular,
tenisçiler, boksörler gibi... Ancak otomobil
sporcularının ve atıcıların, okçuların işinin biraz daha
zor olduğunu belirtmek gerek.
Son sözü söylemesi zor bir yazı...
Bir itiraf: Bu yazı eksiktir. Dünyanın dört bir köşesine
yayılan solaklar, yaşamın her alanında varlar ve hepsi
kendilerine özgü tecrübeler yaşarlar. Bu nedenle
solakların sorunları hakkında yazılan her yazı bir başka
solağın kişisel tecrübeleriyle tamamlanmaya muhtaçtır.
İlkokulda güzel yazı defteriniz var mıydı? Okka, divit
kalemi, divit ucu?.. Üç çizgili deftere doldurduğunuz
harflerle bol bol “Aferin” alır mıydınız? Ne yalan
söyleyeyim, belki biraz güzel yazma konusundaki
beceriksizliğimden ama biraz da divit kalemini sol
elinde tutan bir azınlığa mensup olduğumdan, ben
alamazdım. Yazı, hemen tüm dillerde soldan sağa doğru
akar ve eğer solaksanız, eliniz sürekli henüz kurumamış
mürekkebin üzerinde gezer. Avucunuz gibi, cânım güzel
yazı defterinin bembeyaz sayfaları da mürekkebe bulanır.
Dolmakalemlerse kalemi iterek yazan solaklardan çok,
çekerek yazan sağlaklara göre tasarlanmıştır. Aslına
bakarsanız solak çocukların travmaları, güzel yazı
defteri ile tanışmadan çok önce başlar.
Solak çocukları sağ elle yazmaya zorlamanın, Ortaçağ’ın
karanlık günlerinden kalma ve sakıncalı bir tutum olduğu
bugün pek çok ebeveyn tarafından biliniyor. Ama yine de
aileler, çocuklarının solak olduğunu fark ettikleri
anda, bu durumu tersine çevirmek için en azından
şanslarını deniyorlar.
|

|
Sonra yazı yazma merasimleri:
- Oğlum, neden o kadar eğilerek yazıyorsun? Dik
otursana!
- Aaa, baksana arkadaşların nasıl da güzel yapıyor.
Doğru tut kalemi.
- Kızım, biraz düzgün çizsene şu çizgileri.
Ama... Ama... Ama ben ne çizdiğimi, ne yazdığımı görmek
için böyle eğiliyorum. Zaten eğilsem de göremiyorum...
Klavye icat oldu, solakların sorunu çözüldü mü dersiniz?
Şimdi, derin bir yaraya tuz bastınız. QWERTY klavye
kullananlara sözüm yok, ama F klavye ve daktilo
kullanıcılarının, sağ ellerinin altında sık kullanılan
sessiz harfler yer alıyor. Peki (solaksanız daha
yetenekli olan, dolayısıyla daha çok çalışmasını
isteyeceğiniz) sol elinizin altında ne var? Tüm sesli
harfler ve nispeten az kullanılan sessizler. Tabii ki
klavye sorunu harfleri ters dizmekle sonlanmıyor. Şu
hesap yapmakta kullanılan, sağ tarafa dizili “number pad”
neden sol elinizin altında olmasın? Solak muhasebeciler,
haber size: Bazı internet sitelerinde numara bölümü
solda yer alan klavyeler satışa sunuluyor. Bilgisayar
demişken, fareleri de unutmamak gerekir. Sola
yerleştirseniz elinize oturmaz, sağa yerleştirseniz
eliniz oturmaz...
Solak değilseniz, solaklığın en belirleyici olduğu
alanın yazı olduğunu düşünebilirsiniz. İnanın,
solakların en az dert ettikleri şey bu. Hayat, solaklar
için öylesine gizli tuzaklarla dolu ki. Endüstri her
geçen gün bu sorunlara “lokal” çözümler getirse de,
“küresel” düzlemde dünya hâlâ sağ el üzerine kurulu.
Makasların, bıçakların solaklara göre olmadığı bilinir.
Solaklar için üretilmiş yüzlerce çeşit bıçaktan birini
almamışsa, domates soymak ünlü bir aşçının eline dahi
yakışmayabilir. Konserve açacakları, tirbuşonlar,
güzelim açılı spatulalar, kahve cezveleri... Söz kahveye
gelmişken, üzeri yazılı kupalara ne demeli? Kupaları sol
elinizle tuttuğunuzda yazılı taraf hep ters durur.
Fotoğraf makinelerinin deklanşörleri, kameraların kayıt
düğmeleri, dolmakalemler, kalemtıraşlar, dikiş
makineleri, paraşütler, sabit telefonlar, tokalaşmalar,
düğmelerin çoğu... Hiçbiri solaklara göre değildir.
Ah, musluklar... Sıcak su bataryaları (standartlara
uyulmuş bir sistemde) hep sol taraftadır ve solakların
eli hep önce sıcak suya gider.
|

|
Askerlik, solaklar için diğerlerine göre farklı bir
deneyimdir. Tüfeğin kurma kolu, tetik parmağı, kasatura
askısı, tabancalar...
Saat sol kola takılır. Neden? Sağ eliniz meşgulken de
saate bakabilmeniz için. Solaklar sağ kollarına
takmalıdır öyleyse. Tabii ayar butonu ters tarafta bir
saat bulabilirlerse eğer. Hangi kola takıldığını bir
kenara bıraksanız dahi, kadranı ters işleyen bir saat
hangi solağın ilgisini çekmez ki?
Ve müzik enstrümanları: En iyi davulcu Ginger Baker’dır
bize göre; düz (kendisine göre ters) dizip, ters
(kendisine göre düz) çaldığı baterisiyle. Tellilerde
Jimi Hendrix gururumuzdur. Kalabalık TRT orkestralarında
bağlamalarını ters tutanlar önce bizim dikkatimizi çeker
nedense. Aslında telli çalgılar konusu biraz karışıktır.
Birincisi, sağ elini klavyede kullanan birine bakarak
çalmayı öğrenmek konusunda solaklar avantajlıdır. Daha
önemlisi, eğer telli çalgıları normal pozisyonlarında
tutarsanız, yetenekli eliniz klavyenin üzerindedir. Yani
sağ elinize yeterince hükmedebilirseniz, gitarı
kendinize göre düzenlemediğinizde 1-0 öndesiniz
demektir. Ama piyano, org! İşte durum 1-1 oldu bile.
İkisinde de melodiyi atıl elinizle çalmak
zorundasınızdır.
Yine de müzikte kaybettiğimiz üstünlüğü spor alanında
geri kazanabiliriz. Solak santraforlar, her zaman rakip
oyuncuların başına beladır. Tıpkı solak basketbolcular,
tenisçiler, boksörler gibi... Ancak otomobil
sporcularının ve atıcıların, okçuların işinin biraz daha
zor olduğunu belirtmek gerek.
Son sözü söylemesi zor bir yazı...
Bir itiraf: Bu yazı eksiktir. Dünyanın dört bir köşesine
yayılan solaklar, yaşamın her alanında varlar ve hepsi
kendilerine özgü tecrübeler yaşarlar. Bu nedenle
solakların sorunları hakkında yazılan her yazı bir başka
solağın kişisel tecrübeleriyle tamamlanmaya muhtaçtır.
|