Ana Sayfa | Site Haritası  


İnternet Sayısı:
Aralık 2008


   
 

HARİTADA BİR NOKTA
 
 Yazı: Melis Duygu Acar İlgili Resimler

En batıdaki yer anlamındaki Fas, okyanus ve çöl temalı şehirleriyle masalsı dokuya sahip bir ülke.
 

Fas, bir tarafı Akdeniz’le, diğer tarafı da Atlantik Okyanusu’yla birleşen topraklarda yer alan farklı bir ülke. Bu fark, Cebelitarık Boğazı’yla Avrupa’dan ayrılmanın, başka bir deyişle Avrupa’ya en yakın Afrika ülkesinden kaynaklanıyor. Cezayir, Tunus ve Libya gibi diğer Kuzey Afrika ülkelerinden başka bir farkı da, tarihlerinde hiçbir zaman Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine girmemiş olmaları.

Faslı’lar ülkelerine Arapça, “El Maghrib” diyorlar, “batıdaki yer” anlamında. Avrupa dillerine Maroc ve Morocco şekline geçmesinin nedeni, ülkenin en büyük şehirlerinden Marakeş’te bulunan Arap krallarıyla tarih boyunca ilişkiler kurmuş olması. Biz de Türkçe’de benzer bir nedenden dolayı ülkeye Fas diyoruz. Osmanlı İmparatorluğu’da Fes şehrini merkez alan İdrisi Krallığı’yla işbirlikleri yapmasından dolayı, Fes şehrinin ülkesine Fas denmeye başlamış. Fes şehrinin ismi de, bu şehir inşa edilirken bulunan altın kazmalardan geliyor. Fes Arapça kazma anlamına geliyor.
Atlantik Okyanusu’na paralel olarak uzanan Atlas sıra dağları bir anlamda ülkenin iki farklı yüzünü birbirinden ayırıyor. Deniz tarafında daha gelişmiş ve modern şehirler, diğer tarafta da Büyük Sahra ile kucaklaşan çöller yer alıyor. Ülke her ne kadar Casablanca filmiyle ünlü olsa da, Casablanca filmi Hollywood stüdyolarında çekilmiş. Ama ülkenin Büyük Sahra’ya yakın şehirlerinden olan Quarzazate Arabistanlı Lawrence ve Çölde Çay gibi ödüllü filmlerin çekimlerine ev sahibi olmuş.
Fas’ın nüfusu 34 milyon. Fas halkı etnik olarak Araplar’dan ve Berberiler’den oluşuyor. Berberiler Kuzey Afrika’nın yerlisi bir halk ve kendi dillerini konuşuyor.  Ülkede dil konusu biraz karışık ve bu ciddi iletişim sorunlarını da beraberinde getiriyor.  Ülkede resmi dil olarak Berberice, Arapça, Fransızca ve İspanyolca kullanılıyor. Turist olarak İngilizce anlaşmakta zorluk çekilebiliyor, ama Fransızca bilenler için herhangi bir sorun yaşanmayacağından emin olabilirsiniz. Ülkenin yerlileri için konuşma dili her ne kadar Arapça olsa da, yazı dili olarak Fransızca kullanılıyor. Fas, Fransa’ya karşı bağımsızlıklarını 1956 yılında kazanmalarına karşın, kültürel bağları tamamen koparabilmiş değil. Anayasal monarşiyle yönetilen Fas’ta, genel seçimleri kazanan partinin başkanını Kral, başbakan olarak atıyor.
Fas’ın para birimi dirhem ve 10 dirhem yaklaşık olarak 1 Amerikan Doları’na karşılık geliyor. Kişi başına düşen gelirin de yaklaşık 1500 Amerikan Doları olduğunu düşündüğünüzde, temel olarak tarım ve turizm ile geçinen Fas’ın ucuz bir ülke olduğunu gözlemleyebilirsiniz. Bu arada ülkenin en büyük fosfat kaynaklarına sahip olduğunu ve dünya rezervlerinin yüzde 75’ine sahip olduğunu da belirtelim. Fas’ın en önemli şehirleri Kazablanka ve Marakeş. Başkent Rabat ve Fes. Kuzeyde Cebelitarık boğazındaki Tanjer de ülkenin gelişmiş şehirlerinden bir tanesi.

Fas’a nasıl gidilebilir?
Fas’a gitmenin en kolay yolu Türk Hava Yolları’nın doğrudan Kazablanka uçuşları. Hafta için Cuma hariç 4 gün karşılıklı seferlerle, 5 saatte Kazablanka’ya ulaşmak mümkün. Fas, Türklere vize uygulamıyor. Diğer bir seçenek, İspanya üzerinden Fas’ın diğer şehirlerine aktarmalı gitmek. Marakeş, İspanya üzerinden havayoluyla rahat ulaşabileceğiniz bir şehir.  
Kazablanka
İstanbul’dan direkt uçuşla ulaşabileceğiniz tek Fas şehridir Kazablanka. Atlantik Okyanusu kıyısındaki bu şehrin Arapça ismi, “Dar’ül Beyza”. Beyaz ev anlamına gelen bu sözcüğün, İspanyolca karşılığı da “Casa Branca” dır. Kazablanka Fas’ın 8 milyon nüfusuyla en kalabalık şehri.
Ünlü Casablanca filmi, sanılanın aksine bu şehirde çekilmemiş. Zaten şehrin de, filmle pek bir ilgisi yok. Sadece Hyatt Regency otelinde filme atfen aynı şekilde (ortada büyük bir piyano da bulunuyor) dekore edilmiş Rick’in Barı bulunuyor.
  Şehrin ziyaret edenlerin mutlaka görmesi gereken yeri Atlantik Okyanusu kıyısındaki 2. Hasan Camisi. Bu cami, İslam dininin Mekke’den sonra en kutsal yerlerinden bir tanesi olarak gösteriliyor. İçerisinde 20 bin kişinin, avlusunda da 80 bin kişinin namaz kılabildiği bu caminin mimarisinde büyük bir ihtişam göze çarpıyor. 1993 yılında inşası tamamlanan bu caminin minaresi 210 metre yüksekliğinde ve kilometrelerce uzaktan görülebiliyor. Caminin kapılarının güzelliğinin yanı sıra içerdeki işlemeler de göz alıcı bir güzelliğe sahip. Yerel halk bu camiyi sadece bir ibadet yeri olarak değil, buluşma ve toplanma yeri olarak da kullanıyor.

Marakeş
Kazablanka’yı görenler genellikle hayal kırıklığına uğruyorlar. Modern kafeler ve Akdeniz dokusuna sahip olan Kazablanka, Fas’tan farklı bir doku bekleyenler için farklı bir şey sunmuyor. Marakeş ise tam aksine, Avrupa’ya yakın ama masalsı bir doğu şehri tadında. Bu yüzden de Fas’a turistik amaçla gelenler için en önemli durak Marakeş olarak ön plana çıkıyor. Şehrin adı Berberi dilinde “mur (n) akush” dan geliyor ve “Allah’ın Toprakları” anlamına geliyor.
Kazablanka’nın adı nasıl beyaz ev anlamına geliyor ve şehre beyaz binalar hakimse, Marakeş’e de pembeden kırmızıya kadar uzanan bir yelpaze damgasını vuruyor. Bu yelpaze içinde yalnızca Kraliyet Tiyatro’su sarı renge sahip. Tamamı kırmızı renkli yapılarla dolu Marakeş’in farklı renkli tek binası olarak sivrilen bu binada genelde opera gösterileri sergileniyor. 
Eski şehir merkezi surlarla çevrili. Bu surların içinde dar sokaklara kurulmuş pazarlar şehrin otantik dokusunu oluşturuyor. Souk adı verilen bu pazarların bulunduğu sokaklarda gezerken, kendinizi Indiana Jones filmlerindeki karelerin içerisindeymiş gibi hissediyorsunuz. Bu pazarlarda her türlü garip tarımsal ve hayvansal ürünü bulabiliyorsunuz. İlginizi çeken bir ürün olursa ne olursa olsun söylenen fiyatın yarısını vermeye dikkat etmenizi öneririz.
Marakeş’de mutlaka görmeniz gereken bir yer var: “Cemaa el Fena”. Mahşer meydanı anlamına gelen bu meydan, topladığı kalabalıkla belki de Afrika’nın en kalabalık yeri. Yılan dansçılarından tutun falcılara kadar, ne ararsanız bu meydanda bulabilirsiniz. Hava karardığında bu meydan açık hava lokantasına dönüşüyor.
Marakeş’i gezerken  egzotik saraylara da zaman bırakmanızı öneriyoruz. El Badi ve Ahai Sarayları birbirinden uzak da değil. Müze gibi belli bir ücret ödeyerek gezilen saraylar birçok filmin mekanı olmuş. Bu sarayların mimarisi kadar bahçeleri de etkileyici.

Fas mutfağı
Fas yemekleri bizim damak tadımıza genel olarak uygun. Hatta kullanılan baharatlar bile Türk mutfağındakilerle büyük benzerlik gösteriyor. Fas mutfağı diğer Kuzey Afrika mutfakları gibi et yemekleri ve pilav gibi iki ana unsura dayanıyor. Bizim tandır kebabı olarak bildiğimiz yemeğe yakın bir lezzette olan Tajin, Fas mutfağının temel yiyeceklerinden bir tanesidir. Bol safran kullanılmış pilav, Tajinle birlikte yeniyor. Tajin etle ya da tavukla yapılabiliyor, isteğe göre bolca sebze de kullanılabiliyor. Kuskus pilavı da Fas’ta karşınıza çıkan yemekler arasında, üzerine nohut, sebze ve et konularak yeniyor.
Amerikalılar nasıl kahve, Türkler nasıl çay içiyorsa, Faslı’lar da nane çayı içiyor. Taze naneden yapılan bu çay her yerde karşınıza çıkıyor ve lezzeti de çok güzel. İklimi dolayısıyla Fas bir narenciye cenneti, portakal bahçeleri her yerde ve bu da lezzetli portakal ve mandalina bulabileceğiniz anlamına geliyor.
Okyanus kıyısında her türlü deniz mahsulünü bulabilirsiniz, yaklaşık 150 dirhem ödeyerek deniz ürünleriyle karnınızı doyurmanız mümkün.

Fas önerileri
Her ne kadar uçuşunuz Kazablanka’ya olsa da, programınızın önemli kısmını Marakeş’e ayırın. Kazablanka için, 2. Hasan Cami’sini görmek ve Hyatt Regency’deki Rick’in Barı’nda bir şeyler içmek yeter.
Güney’deki Marakeş’ten sonra, filmlerden anımsayacağınız çöl dekorlu Quarzazate’ye gitmenizi öneririz. Quarzazate Fas’ın çöl kıyısındaki sınır şehri. Burada bedevi çadırlarında kalabileceğiniz bir gece farklı bir deneyim olacaktır.
Fes şehrini gördükten sonra, Fes ile başkent Rabat arasındaki antik Roma kalıntılarının olduğu Volubilis’i ziyaret edin. Volubilis 5.yüzyıla kadar Roma İmparatorluğu’nun batı sınırı olmuş tarihi bir kent.
Petit denilen küçük taksileri kullanarak daha ucuza yolculuk yapabilirsiniz.
Camileri gezmek için bile sizden para talep edebilirler, bu durumda görevlilere Müslüman olduğunuzu söylemek işe yarayabiliyor. 
Gittiğiniz her şehirde kenti çevreleyen surlar göreceksiniz. Bu surların iç tarafında Medina adı verilen dar sokaklardan oluşan ve genellikle pazar olarak kullanılan yerleri gezebilirsiniz.


Sayfa Başı
 






 

Kültür ve Sanat Yayınıdır. Tüm Hakları Saklıdır.
Güvenlik Politikası