Ana Sayfa | Site Haritası  


İnternet Sayısı:
Nisan 2009


   
 

SAĞLIK
 
 Yazı: TUĞBA TUNALI

Soluduğumuz hava, vücut içerisinde bulunan çeşitli maddelerle birleşerek, sağlığımıza zararlı maddelere dönüşüyor. Antioksidanlar bizi bu maddelere karşı koruyarak hastalıkları engelliyor ve yaşlanma sürecini yavaşlatıyor.
 

İnsanlık tarihinden bu yana, insanlar ölüme karşı çaresizliklerinden, ölüme karşı çareler aramışlar. Tıp biliminin kurucusu Hipokrat’ın ölümsüzlük iksirini araması ve Ortaçağ’da simyacıların ölümsüzlük araştırmaları gibi… Günümüzde artık kimse ölüme karşı çare aramıyor, kimse sonsuza kadar yaşamanın peşinde koşmuyor. Tıp da, bir yandan hastalıkların tedavisinde yeni olanakları araştırırken, bir yandan da sağlıklı bir yaşam sürdürme ve hastalıkları önleme konusunda araştırmalar yapıyor.

Modern bilimin araştırmalarının getirdiği yeni trend, yaşlanmayı geciktirme. Anti-aging olarak adlandırılan bu yeni trend, birçok insan tarafından takip ediliyor ve yöntemleri uygulanıyor. Anti-aging araştırmalarının en yoğunu beslenme üzerine gerçekleştiriliyor. Temel olarak protein, karbonhidrat ve yağ üzerine kurulu beslenme düzeninin insan vücudunu nasıl etkilediği ve hastalıklara karşı olumlu ya da olumsuz etkenleri araştırılıyor.
Gıdaların sahip olduğu lif oranları, içerdiği vitaminler, beslenmedeki protein miktarları ve karbonhidrat çeşitlilikleri gibi kavramlarla yeni yeni tanışıyoruz. Yağ çeşitleri, bitkisel yağlar, yağlardaki doymuş yağ asitleri ve bunların kalbimize ve damarlarımıza etkilerini her gün duyuyor ve dinliyoruz. 

Antioksidan  nedir?
Anti-aging konusunda gelişmeleri izleyenler, antioksidanlardan çok fazla konuşulduğunun farkında.  Antioksidanların neler olduğunu her gün duyuyoruz ama acaba antioksidanların tam olarak ne olduğunu biliyor muyuz?
Antikoksidanlar gıdalarla alınan ya da vücut tarafından üretilen kimyasal maddelerdir. Bu maddeler vücudumuzdaki toksik maddelerin, vücuda zarar vermesini engelliyor. Gıdalarla aldığımız en önemli antioksidanlar, Beta Karoten, E ve C vitaminleri.  Bu maddeler, kanser dahil olmak üzere  pek çok hastalığa neden olacak reaksiyonları engelliyorlar. Yaşlanmanın da içinde olduğu bu etkilere karşı, vücudumuzu koruyan bir kalkan oluşturuyorlar.

Toksit maddeler nasıl oluşuyor?
Soluduğumuz havada bulunan oksijen, vücudumuzda bulunan ve serbest radikaller adı verilen maddelerin oluşmasına neden oluyor. Bir anlamda, nasıl oksijen metallerde oksitlenme yaparak, paslandırıyorsa, benzer bir etkiyi vücudumuz için de yapıyor.
Hava kirliliği, kronik hastalıklar, sigara, sigara dumanı, kanserojen maddeler, stres ve güneş yanıkları vücutta serbest radikalleri arttırabilen diğer faktörler. Serbest radikallerin artması da, vücudumuzdaki toksit maddeleri arttırıyor.
Bu serbest radikaller ve toksitler, vücutta biriktikçe sağlık durumunuz kötüleşir ve yaşlanma hızlanır. Vücudunuzdaki hücreler hastalıklara ve kansere karşı korumasız hale gelir.

Antioksidanlar bizi iyileştirir mi?
Tıbbi istatistikler, yüksek dozda antioksidan alınmasının kansere ve kalp krizine yakalanma risklerini azalttığını gösteriyor. Bazı göz hastalıkları ve akciğer hastalıkları da antioksidan alımıyla engellenebiliyor. Bu olumlu etkilerine karşın antioksidanlarla ilgili bilmeniz gereken şey, antioksidanların oluşmuş bir hastalığa karşı koymak için bir tedavi olmadığı.  Antioksidanlar sadece hastalıkların önlenmesi için gerekli önlemler olarak kabul edilmeli.

Antioksidan Maddeler
Beta Karoten: Kalp krizi ya da felce sebep olan, damar sertliğini önlüyor ve kanser risklerini azaltıyor. En çok havuç ve kaysı da bulunuyor.
Ginkgo Biloba: Mabet Ağacı, daha çok Çin ve Uzakdoğu ülkelerinde bulunuyor. Yaprakları yaşlanma sürecini yavaşlatıyor ve kanseri önlüyor. Zihin açıklığı ve dolaşım sistemini de yardımcı oluyor. Asprinle birlikte alınmaması gerekiyor.
Koenzim Q10: Vücut tarafından üretilir, üretimi için C, B12 ve B6 vitaminlerine ihtiyaç duyar. Yaşlanmayı önler, bağışıklık sistemini güçlendirir.  Öncelikle uskumru ve sardalye ve ette de bulunur.
Camelia Sinensis: Çay yaprakları,  doğal bir antioksidan kaynağıdır. Çaydaki antioksidan madde Flavonoid kalp- damar hastalıkları riskini azaltır, bazı kanser türlerine karşı direnç sağlar.
Likopen: Kanserejenlere karşı korucuyudur. Domates, karpuz, kırmızı greyfurt ve diğer meyve ve sebzelerde kırmızı rengi veren antioksidandır. En çok karpuz ve domateste bulunur.
Melatonin: Antioksidan görevi gören bir hormondur. Uyku hormonu olarak da bilinir. Alzheimer hastaları dahil bir çok hastalığa neden olan beyin hücrelerinin oksitlenme zararını önlemeye yardımcıdır.

Antioksidan  içeren gıdalar

Alabalık, Somon, Ton Balığı: E vitamini, Selenyum ve Çinko
Ceviz, Fındık, Ayçekirdeği, Kabak:
E vitamini, Selenyum, Çinko ve Magnezyum
Brokoli ve Domates: E vitamini, C vitamini ve bol miktarda antioksidan
Karpuz: E vitamini, C vitamini, krom ve çinko
Yeşil Biber: C vitamini ve krom
Havuç: A vitamininin ön vitamini olan karoten ve C vitamini
Ispanak: C vitamini, flavanoid, antioksidanlar
Tahıl Tohumları: E vitamini, krom ve çinko

Çayın, özellikle yeşil çayın içinde antioksidan özelliği ile bilinen tenin bulunuyor.

Antioksidanların yararları

  •  Kanser risklerini azaltır.
  •  Yaşlanma etkilerini yavaşlatır.
  •  Tümörlerin büyümesini durdurur.
  •  Kalp hastalıklarına karşın koruma sağlar.
  •  Astım gibi kronik akciğer hastalıklarına karşı koruma sağlar.
  •  Kolesterol seviyelerini düşürür. 
  •  Görme kaybına neden olan makuler dejenerasyondan korunmayı sağlar.


Antioksidan maddeler,
yandaki şekildeki sarı küre gibi vücutta bulunan çeşitli maddelerle birleşerek
vücudun direncini arttırıyor.


Sayfa Başı
 






 

Kültür ve Sanat Yayınıdır. Tüm Hakları Saklıdır.
Güvenlik Politikası