Kapitalizm ekonomik krizden büyük darbe yedi, “Sistem çöküyor” dendi. Bu sadece kapitalizmin ayak tökezlemesi gibi bir şeydi. Herkesin okumak için saldırdığı Karl Marks’ın “Das Kapital” kitabı, sistemdeki yanlışlıkları kapamakta sistem çalışanlarına iyi yol gösterdi. Kapitalizmin temeli rekabetçi sistem, yoluna güçlenerek devam ediyor. Rekabet kızıştıkça kızışıyor, firmaların ayakta durması gün geçtikçe zorlaşıyor. Öne çıkmak isteyen, kökleşmeye çalışan firmalar şu sıralar yönetimin kalbine inovasyon kelimesini işliyor. İnovasyon, şirketlerin literatürüne özellikle son 5 sene içerisinde girmiş olsa da, kavram antik çağlara kadar uzanıyor. Kalkınmanın itici gücü olarak ilk defa kullanılması ise 1911’de ekonomist ve politika bilimcisi Joseph Schumpeter’e dayanıyor. O zamandan itibaren de inovasyon, yavaş yavaş şirket politikalarının temel prensibi.
Nedir bu inovasyon? Dediğimiz gibi inovasyonun ortaya çıkışı antik çağlara kadar dayanıyor. Fakat ülkemizdeki birçok şirket ya bu kavramdan habersiz ya da inovasyonun gerekliliklerini tam anlamıyla yerine getiremiyor. Kısaca inovasyon, “toplumsal, kültürel ve idari ortamda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması” anlamına geliyor. Fakat bu yenilik, öylesine bir yenilik değil. İnovasyon, yenilikle birlikte değer de yaratıyor. Yönetim bilimcisi Peter F. Drucker’a göre inovasyon, girişimcilerin özel bir aracı. Bu yolla girişimci olmayı öğrenen işletmeler ve toplumlar da zenginleşiyor. Bu yüzdendir ki ABD, lokomotif görevi görüyor. ABD’nin bir adım gerisinde kalan Avrupa Birliği ise inovasyon çalışmalarına gün geçtikçe hız veriyor. Hatta Avrupa Komisyonu bu yılı “Hayal Et, Yarat, Yenilik Kat” sloganıyla “Yaratıcılık ve İnovasyon Yılı” olarak kabul etti. Durumu Türkiye açısından incelediğimizde, inovasyon konusunda başarılı olduğumuzu söylemek yanlış olacak. Türkiye, inovasyonda AB ülkelerinin çok gerisinde ama gelişim bakımından da bir hayli çaba gösteriyor. İnovasyondaki gelişimi patent başvuruları üzerinden değerlendirirsek, 2005 yılında Türkiye’deki toplam patent başvuru sayısı 3.919’ken, bu rakam ABD’de 390.773 olarak kayıtlara geçmiş.
Yaratıcılık; sen her şeye kadirsin İnovasyonda kilit nokta kuşkusuz yaratıcılık. Çünkü ancak yaratıcı beyinler yeniliklerle değer yaratabilir. Türkiye’nin nesi eksik? Yaratıcı beyin için gerekli olan 20-54 yaş arası 30 milyonun üzerinde genç bir nüfusa sahibiz. Fakat buna karşılık patent başvuru sayısı 3919. “İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır” atasözü, tam da bu durumda devreye giriyor. “Niye her konuda olduğumuz gibi inovasyon konusunda da gerideyiz?” sorusunun tek cevabı: Vizyon eksikliği, yaratıcı güce bir türlü gereken değerin verilmemesi. Yaratıcı beyinlerin de bunu fark edip becerilerini başka konulara sevk etmesi de ayrı bir konu.
Yeni trend inovasyon İnovasyonun ne olduğundan, dünyadaki ve Türkiye’deki durumundan bahsettikten sonra bir şirket için inovasyonun öneminin altını şimdi bir kez daha çizmek gerekiyor. Bugün 3M, General Electric, Procter&Gamble, Toyota gibi dünya devleri, inovasyonun en güzel örnekleri arasında gösteriliyor. Örneğin; 3M’in yarattığı “Post-it” markasını bir düşünün. Aslında ne kadar basit ve gerekli bir ihtiyacımıza cevap veriyor. Aklınızdaki şeyi not alın ve unutmamak için bir yere yapıştırın. Bu kadar basit! Bir de bunlar kişiliğinize uygun renklerde ve şekillerde olsun. İhtiyaçlar üzerinden geliştirilen fikir sayesinde 3M, büyümeye devam ediyor. Trendleri yakalayabilmek, insanların ihtiyaçlarını gözlemleyebilmek ve bunları zaman kaybetmeden hayata geçirebilmek… İnovasyonun temellerini oluşturan bu kavramlar, şirketin diğer rakipleri arasından kolayca sıyrılıp sektörün liderliğini ele geçirmesini sağlıyor. Tabii bu yolda kararlılık da çok önemli, şirket çalışanlarının fikirlerini almak da. “Şirketle ilgili kararları yöneticiden başka kimse alamaz” gibi bir düşünceye kafadan silip atmak, iş gücüne değer vermek gerekiyor. Şirketi organik bir yaşam gibi düşünüp tüm hücrelerin önemli olduğunun benimsenmesi şart. Örneğin; IBM şirketi. Şirket, 2006 yılında yaptığı Global CEO Araştırması’nda inovatif fikirlerin yüzde 41’inin çalışanlardan geldiğini tespit etmiş ve buna göre bir organizasyon şeması oluşturmuş. Hatta IBM, geçen yıl Türkiye’deki 70. yılı nedeniyle 41. inovasyon merkezini Türkiye’de açmıştı. Bu da IBM’in inovasyon üzerinde ne kadar durduğunu gösteriyor. İnovasyonun nasıl oluşturulacağı için her şirkete göre değişiklik gösteriyor. Şirket kendi yapısına, özelliklerine ve liderlerine göre bir sistem oluşturabilmeli.
Yeni şeyler fayda getirir Açıkça inovasyon yaratıcı fikirler sonucunda ticari fayda sağlayan yeni ürünleri, hizmetleri ve iş modellerini ortaya çıkarıyor. Şirkette muhasebe, insan kaynakları gibi bölümlerin yanı sıra bir de inovasyon bölümü oluşturulması gerektiği gün geçtikçe daha iyi anlaşılıyor. Eczacıbaşı, inovasyonla beş yılda değerini ikiye katlama planı yaparken, Türk Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdürü Varol Civil, yaşadığımız ekonomik krizde inovasyona yatırım yapan şirketlerin karlı çıkacağının altını çiziyor. İş dünyasında yıldızı parlayan inovasyon bunu; • Globalleşen dünyada yeni pazarların oluşmasına (Dengeler değişiyor. Çin ve Hindistan, şu an dahi geleceğin üretim ve hizmet merkezleri olarak görülüyor.) • Yaşam tarzlarının değişmesine (Her şey değiştiği gibi yaşam koşullarımız da değişiyor. Tüketicilerin istekleri gün geçtikçe artıyor. Daha iyisini ve farklısını isteyen tüketicilere yeni bir şeyler sunmak şart.) • Bilgiye ulaşmanın kolaylaşmasına (Görüntülü konuşma, internet derken tüm bilgi kaynakları parmaklarımızın ucunda. Tüketiciler daha bilinçli. Onlara daha iyisini vermek gerekiyor.) • Sınırların ortadan kalmasına (Dünya globalleşti. Ortaya çıkan bir ürün, hizmet ya da fikir, tüm dünya üzerinden alıcı bulabiliyor. İşin içine internet ve işgücü sayısının artması eklenince, vizyonda değişiklik yaratılmalı) borçlu.
Projeler geliştiriliyor Rekabette şirketlerin elini güçlendiren inovasyon için özel projeler oluşturuluyor. Bunlardan biri de Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED), TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu (REF ve Ulusal İnovasyon Girişimi (UİG) ortaklığında Bölgesel İnovasyon Merkezleri’nin hayata geçirilmesi. Projenin amacı, Türkiye’nin küresel ekonomideki gücünü arttırmak. Projeyle ilgili kapsamlı bilgi almak için www.t-bim.org internet sitesi tıklanabilir.
İnovasyon ama nasıl? OECD ve Avrupa Komisyonu’nun birlikte hazırladığı Oslo Kılavuzu’na göre inovasyon dört grupta sınıflandırılıyor. 1- Ürün inovasyonu: Pazarın ihtiyaçlarını doğru tespit edip, bu doğrultuda ortaya sunulan mal veya hizmettir. 2- Süreç inovasyonu: Üretim ya da dağıtım yönteminin iyileştirilmesidir. İyileştirme, programlamaları ve ekipmanları içerir. 3- Pazarlama inovasyonu: Ürünün tasarımında, paketinde, satışında, promosyonunda ya da fiyatlandırmasında yapılan değişiklikleri kapsar. 4- Organizasyonel inovasyon: İş yeri organizasyonunun yeniden gözden geçirilip, organizasyonun iş yerinin yapısına göre yeniden oluşturulmasıdır.
|